Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

DAMGALANAN ÇOCUKLAR

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Kızmayın ama biz anneler bunu çok yapıyoruz. Çocuklarımızı kıyaslıyor, bizden olmayan, bizim çocuğumuz gibi davranmayanı, farklı olanı hemen damgalıyoruz. Düşüncelerimizi kendimize saklasak sorun yok. Ama durmuyoruz, duramıyoruz işte. Kulaktan kulağa fısıldıyor, dedikodu yapıyoruz.

Çocuğunuzun sınıfındaki bir çocuk hareketli mi, biraz farklı mı, önce “hiperaktif” damgasını yapıştırıp, sonra da o çocuktan kurtulmak için el birliği ile harekete geçiyoruz. En önemlisi de çocuklarımızın yanında bunu yapıp, onların arkadaşını dışlamasını sağlıyoruz.

Şimdi birçoğunuzun “Ne yapalım, sınıfta huzur bırakmıyorlar” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Peki, soruyorum size, ya o çocuk sizin olsaydı?

Bugüne kadar rastladığım, duyduğum örneklerde genelde öğretmenlerin bu konuda biraz pasif kalması nedeniyle velilerin harekete geçtiğini gördüm. Ama şunu da söylemekte yarar var. Çocuğunun bu durumunu fark edip, kabullenmeyen ve psikolojik destek almayan anneler de oluyor. İşte orada da yine iş okula düşüyor. Okulun rehberlik servisinin bu durumu daha başında görüp, veliyle temasa geçip onu ikna etmesi şart. Diğer çocuklara fiziksel ya da duygusal şiddet uygulanıyorsa durum tabii ki farklı.

Benim söylediğim bunların dışında olanlar. Yani biraz farklı ve hareketli olanlara yapılanlar.

Bunun bir örneği geçtiğimiz günlerde anlı şanlı bir okulda yaşandı. Çocuk tıbbi destek alıyor, akademik olarak da başarılı, arkadaşlarına herhangi bir şiddet uygulamıyor ama çabuk öğrendiği için derste biraz hareketleniyor. Ayağa kalkıyor, kalemle oynuyor, arkadaşıyla konuşuyor. Sınıf öğretmeni de onu yönetmekte zorlanınca iş velilere kadar uzanıyor. Veliler de bu çocuğu “istemezük” diye ayaklanıyor. Tabii okul yönetimi de onlara kapıyı göstermekte tereddüt etmiyor.

Çocuk daha dönemin başında okuldan, eğitimden soğuyor, bir süre sonra zaten kendisi gitmek istemiyor. Şimdi ailesi ona yeni bir okul arayışında.

Peki, bu çocuğa yazık değil mi?

Yayın tarihi: 21.02.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

Saygı ile. Değindiğiniz öğrenci modeline, -özellikle- büyük kentlerde rastlanmakta. Çok yönlü bir sorun olmakla birlikte kimi başlıklar şöyle: 1) Aile içi denge. 2)Kalabalık sınıflar 3)Öğrencilerin düzey farkı vb Yokluktan, birkaç sınıf birarada okutulmakta (idi). Dünyaca ünlü Alman matematikçi Carl Friedrich GAUS (1877-1855) döneminde de böyleymiş. Öğretmen 1.-2. sınıfla uğraşırken, 3.sınıfa da ödev vermiş: 1'den 100'e yazıp toplamak. Gaus üç dakikada bulmuş. Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi

21.02.2012 14:19:28 Nadir Şener Hatunoğlu: matematikçi-bilim uzmanı /