Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BİZİM EVDEKİ DURAN ADAM

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Yaz geldi, malum SBS pek parlak değil. Bizim ergen irisi zor günler yaşıyor. Haketmediğini düşündüğü skorla karşılaşmaya henüz hazır değil. Çalışmaya olan inancını da yitirmiş durumda. Bir yıl boyunca ihmal ettiği televizyon, PSP, bilgisayar, tablet, futbol anlayacağınız elektronik, hiperaktif ne varsa delice onlara sarmış durumda. Saatler boyunca oynuyor, izliyor. Hareketsiz yaşamı daha doğrusu “duran adam”ı evde uyguluyor sanırsınız. Kıpırdamadan, hatta yemek yemeden bir yıl boyunca yapamadıklarının acısını çıkarmaya çalışıyor.

Beni en iyi yaşayanlar anlayacaktır her ne kadar içimizdekilerini dışa vurmadan, onu bağrımıza basıp, “Sen elinden geleni yaptın. Önümüzdeki maçlara bakalım. Tren kaçmadı” daha gibi sözlerle telkinlerimiz de işe yaramıyor. İşin ilginç yanı umursamazmış gibi yapıp, aslında umursuyor.

Bu aralar iyi bir kankası var. Okul zamanı pek yakından görüşmediği arkadaşıyla yapışık kardeş gibi oldu. Ortak yanları beklenen performansı veremeyen ve skorları aynı olan iki kaderdaş.

İşi zaman zaman gırgıra vuruyor, birbirlerini “Oğlum senin durumun daha iyi. Ben ailenin yüz karasıyım. Ailemdeki herkes Robert, Üsküdar, Alman mezunu. Bir de bana bak” sözleriyle sakinleştirmeye çalışsalar da bizimkinin ağzından “Annem babam benim için çok şey yaptı. Biraz daha çalışsaydım, aklımı derse verseydim. Bu durumda olmazdım. Denemelerde benden kötü yapan, daha iyi durumda” kelimeleri dökülüyor.

Yetişkinlikle, çocukluk arasına sıkışmış, kendini ispat etme ve popülerlik peşinde koşan bu iki ergenin konuşmasını dinledikçe anne baba olarak üzülüyoruz. Bunu çocuklara yaşatanlara, en kritik çağında bu sınavlarla duygularını darmaduman edenlere pek de iyi sözler söylemiyoruz.

Onların bu yaz bunları konuşmak yerine kişisel gelişimleri ya da ruhsal ve bedensel sağlıkları için hangi spor etkinliklerini yapacakları, ne gibi projelere katılacakları ya da nasıl tatil planı peşinde olduklarının peşinde olmaları gerekiyordu. Sağlıklı olan da buydu.

Geçen yıl sınava girecekler diye yapamadıkları, bu yıl da bekledikleri sonucu almadıkları için boşa geçen yazlarının hesabını yarın onlara kim verecek?

Gerçi bütün bunları unutup, rahatlasınlar diye elimizden geleni yapıyoruz. Bu yaz oğluma hiç yapmadığı kadar güzel bir tatil planı yaptık. Önce Türkiye’de yeni yeni gelişen üniversitede yaz okulu programına aldık. İlgi duyduğu dersleri alacak, liseli olarak merak ettiği alanları tanıyacak, arada bol bol spor, sanat etkinliklerine katılacak. 2 haftanın sonunda babasıyla arkadaşlarının bolca bulunduğu tatil kasabasında güzel bir hafta geçirecek. Sonra aralarına ben de katılacağım.

Farkı bir yerde 2 hafta boyunca deniz, kum, güneşin tadını çıkaracağız. Sınavların canı cehenneme.

Size de önerim, bırakın çocuğunuz tatilin keyfini yaşasın.

Karnedeki notu, sınavdaki skoru ne olursa olsun iyi dinlensin, eğlensin.

Yayın tarihi: 28.06.2013
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

Sn. Nuran Çakmakçı merhaba. İlk sözü sona bırakmışsınız: "Bırakın çocuklar tatilin keyfini çıkartsın." Benzetmeniz pek hoş: "Duran Adam." Torunuma çok yakışır. Acaba dış etkilerin bombardımanı, içtekiyle anafor mu oluşturuyor?! Düşünelim. *Nadir Şener Hatunoğlu: matematikçi-bilim uzmanı*

28.06.2013 12:12:22 Nadir Şener Hatunoğlu