Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

5 DAKİKA SONRA

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bizim ergen irisine son zamanlarda sinir bozucu bir inatlaşma musallat oldu. Tam tatil modunda. Ne desem, neyi yapmasını istesem, “5 dakika sonra” sözü dudaklarında dökülüyor.

"Dişlerini fırçala, hadi uyu, tabağını kaldır, kapıyı aç" sözcükleri daha ağzımdan çıkmadan, “5 dakika sonra!” lafı yapışıyor.

Bir ara oturup sakin sakin konuşmayı denedim. Bu sözcükleri duyduğum andan itibaren dişlerimin gıcırdadığını, kanın beynime sıçradığını, kafatasımın içinde yıldızların beynimi zorladığını anlatmaya çalıştım, ama nafile. Sonuç 5 dakikada indirim oldu. Yeni söylemi “3 dakika!”

Kime sorsam, ne yapsam hepsi “sabır!” diyor başka bir şey demiyor. Geçecek biliyorum, bu da aynı 2.5-3 yaşındaki rastladığım ve uzun bir süre mücadele ettiğim inatlaşma dönemi gibi. Ama bu kez o öfke nöbetleri geçirmiyor, ben içten içe yaşıyorum.

Ben Ona Emretmeyeceğim, O da Ertelemeyecek

Geçtiğimiz günlerde onunla arkadaş gibi konuşmaya karar verdim. Aldım yemeğe götürdüm. Karşılıklı iki yetişkin gibi oturup konuştuk. Önce ona bende rahatsız olduğu davranış ve sözleri sordum. Hemen her şey döküldü. Onu “hadi”lememden, acele etmemden, disiplinli olmamdan, her şeyi zamanında yapmasını istememden, eğlenceden çok, öğrenmeye önem vermemden tek tek şikayet etti.

Sıra bana geldi, onunla ilgili ben de ufak tefek (!) şikayetlerde bulundum.

Sıra “5 pardon 3 dakikalara” geldi. Bu duygunun bende ve bedenimde yarattığı tepkileri bazen komik bir dille, bazen ciddi bir ifadeyle aktarmaya çalıştım. Şaşırtıcı ama dikkatle dinledi. Sonra “Anne, bunu baştan söyleseydin ya, bundan sonra yapmamaya dikkat ederim” demez mi!

Etrafa umursamadan, boyumu geçen oğluma sıkıca sarıldım, öptüm. İçim rahatladı, neşeyle eve döndük. Ben de sık sık ona emir kipiyle bir şeyler söylememeye, rica etmeye dikkat ederken, o da şimdilik dakikaları erteledi. Ne kadar sürer bilemem. Ama iki gündür oğlum da, ben de mutluyuz.

Yayın tarihi: 01.07.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (2)

Bi mutlu olasım geldi. Tablo gözümde canlanır gibi oldu. Ayrıca umudum da oldu kendi oğlumla ilgili. Teşekkürler. Biliyor musunuz Nuran Hanım yazıyı okurken birden, sanırım ikinci çocuğun zamanı geldi dedim sizin için ve benim için. Ama niye böyle bir hissiyat oluştu bilemeyeceğim. Belki çok uzun zamandır sizi okuduğumdan tanıyorum gibi düşündüm. Hoşçakalın, mutlu kalın.

19.08.2011 14:34:22 olcay ocak

Mutluluğunuz daim olsun:) ama untmayın onlar bizim arkadaşımız değil ve biz rica edeceğimiz şeylerin ayrımını doğru yapmalıyız. Emir verenler buyuranlar, rica edenler, yalvaranlar...Aslolan aslında sestonu, yaptırımı, dileği, söylemi tek bir cümlede barındırma marifetinde ki kendini tamamlamış ebeveynin başarısıdır.Eğer bizi sürekli erteleyen bir çocuksa karşımızdaki, ya tez kanlılığımızdan bize yetişemeyen yapısı, ya da bizim ani kararlarımızdır sorgulanması gereken.Kaleminize sağlık, Sevgiler.

01.07.2011 13:45:39 FUNDA ÖZTÜRK ALBAN