Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

13 YAŞINDAKİ ÇOCUĞUN ÖZGÜRLÜKLERİ

 YAZARI TAKİP ET X
Nuran Çakmakçı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Eğitim Hürriyet'i Hürriyet Gazetesi yazarı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bizim ergen irisinin pek mi pek popüler bir arkadaşı var. Sanmayın öyle iri yarı, atletik vücutlu olduğuna. Zaten marifeti boyunda değil yaptıklarında. Jargon kesiyor, parasıyla dövüyor, özgürlüğü sınırsız yaşıyor. O nedenle bizim genç erkeklerin hayranlığını kazanmış durumda.

Günümüz deyimiyle sosyo-ekonomik düzeyi yüksek mi yüksek bir ailenin tek çocuğu. Üniversite mezunu, toplumda pek de itibarı olan meslekleri olan anne-baba, oğullarının okulda bu kadar akranları arasında popüler olduğunu bilselerdi eminim mutlu olurlardı. Ama anladığım kadarıyla pek de farkında değiller.

Zaten onlar oğullarını da, yaptıklarını da izleyecek, denetleyecek, sözüm ona bilgi sahibi olacak durumda da değiller, pek de umurlarında olduğunu sanmıyorum.

Bir önceki yazımda biraz ironik de olsa “bizim çocuklar kıymetli “dedim ama o kadar da değil bizim ergen irisinin arkadaşının yaptıkları.

Bu yerden bitmeyi pek popüler yapan eline verilen ve sanırım harcaması sınırsız kredi kartı ve taksi kullanma keyfi. Yani 13 yaşındaki çocuk pek korunaklı, annelerinin dizinin dibinde ayrılmayan, onların gözetiminde yaşayan bizim süt kuzularının tam tersi elinde kredi kartıyla dolaşıyor. Dilediğini alıyor, dilemediğini arkadaşlarına ısmarlıyor. Para gani yani.

Okuldan eve, evden okula taksiyle gidip geliyor. Yok öyle tahmin ettiğiniz gibi tanıdık durak taksisi değil, yoldan çevirme. Evet, "Çocuklar özgür olsun, rahat olsun" dedik ama İstanbul sokakları ve insanları da malum. Saat kaç olursa olsun, bizim yerden bitme arkadaşları arkasında, yan gözle onlara bakarak ıslıkla çağırdığı taksinin makam tarafına kuruluyor, onlara bir bakış attıktan sonra gideceği yeri söylüyor.

Onu gören genç erkekler ne yapsın, soluğu evde alıp, “Benim sosyalleşmemin tek nedeni sensin anne” diyerek annelerine sitem ediyorlar. Çünkü, jargon kesen arkadaşları kadar olamıyor, sinemaya ya da herhangi bir yere gittiklerinde annelerinin bırakmasını bekliyor, onların gözetiminde arkadaşlarıyla birlikte oluyorlar.

Şimdi bazılarınız “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” diyebilirsiniz. Çocukları rahat bırakalım, özgür bırakalım, ayakları üstünde kalsınlar derken bu örneği demedim. Aman yanlış anlamayın. Taksiye binmenin de, kredi kartı kullanmanın da bir yaşı, zamanı var. İlköğretim 7’inci sınıftaki çocuğa bunu yaptırırsanız, 20 yaşındaki üniversiteliye neler yaptırırsınız?

Bir düşünün derim.

Yayın tarihi: 14.02.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (4)

valla buna bence ozgurluk degil kisaca ilgisizlik denir..dogur cocugu sal sokaga...hic bu kadar rahat anne olamadim olamamda dogrusu..cocugum arkadaslari arasinda boyle populer olacagina sporda muzikte yaptigi basarilarla populer olsun tercih ederim. her gun haberlerde binlerce kotu haber okuyoruz sonradan ah vah demektense simdiden onlemimizi alalim derim ben. birde bence cocukta bu durumdan cok mutlu degildir. eve gelse annesi ona kek yapmis olarak karsilasa herseye deger diye dusunur bence..

çocukları bu özgürlükle bu kadar erken tanıştırmak aynen son cümlenizde sorduğunuz sorunun cevabına geliyor, tatminsizlik. Yani çocuk herşeye sahipse daha ne isteyecek bu hayattan? Birşey istemezse ne amacı olacak? Amacı olmazsa ne için kimin için çalışacak ya da birşeyler başarma isteği olacak? çok yazık böyle çocuklara. İnsan ancak kendi eliyle tırnağıyla kendini bir yerlere taşır, o zaman da hem paranın hem de gücün değerini bilir. Bu çocuklar ne yapacaklarını bilemez ama, hem de çok gençken.

14.02.2012 19:17:36 leman uysal
4 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER