Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

SOSYAL FOBİ

 YAZARI TAKİP ET X
Merih Keçe’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Ağız ve Diş Sağlığı Diş Hekimi & EFT ve NLP Uzmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Sosyal kaygı bozukluğu olarak da adlandırılan sosyal fobi, insanlarla etkileşim içinde bulunmaya karşı şiddetli ve sürekli biçimde korku ve kaygı hissedilmesi ve etkileşimden kaçınılması anlamına gelir. Sosyal fobisi olan kişi, başkalarının yanında hata yapmak, rezil olmak, eleştirilmek, küçük düşmek, dalga geçilmekten ve utanç duymaktan korkar. Sosyal fobinin özel ve genel olmak üzere iki tipi vardır. Özel sosyal fobi, kalabalık önünde konuşmak ya da yabancı kişilerle aynı ortamda bulunmak gibi belli bir durumda ya da konuda yaşanır. Genel sosyal fobi ise, yemek yemek, su içmek gibi yaşamsal aktiviteleri bile başkalarının yanında yapmayı engelleyecek şekilde her zaman ve her durumda yaşanır. Sosyal fobide duyulan aşırı kaygı ve korkunun temelinde başkaları tarafından olumsuz değerlendirilme ve kabul görmeme korkusu vardır.

Sosyal fobinin nedenleri

Sosyal fobinin oluşmasında sosyal, psikolojik ve çevresel pek çok neden etkili olur. Genellikle çekingen kişilik bozukluğu ile birlikte sık görülen sosyal fobi, yaşanan olumsuz deneyimler nedeniyle gelişir. Çocuklukta ve ergenlikte çok fazla eleştirilme, kınanma, küçük düşürülme, alay edilme, hor görülme ve dışlanma gibi kaygı ve stres yaratan olumsuz sosyal etkileşimler sonucunda ortaya çıkar. Ayrıca ebeveyn davranışlarının model alınmasıyla da oluşabilir, yani anne ya da babanın sosyal fobisi varsa çocuklarında da olabilir. Aşırı korumacı yetiştirme tarzı da sosyal fobinin nedenleri arasında yer alır. Yeterli sosyal etkileşim deneyiminin olmaması sosyal fobinin oluşmasında rol oynar.

Sosyal fobinin belirtileri

Sosyal fobisi olan kişi, tanımadığı kimselerin yanında kendini son derece güvensiz hisseder. Başkalarının sürekli kendisini izlediklerine ve hakkında olumsuz düşündüklerine inanır. Sürekli tedirginlik yaşar, özgüveni düşüktür ve eleştiriye aşırı derecede duyarlıdır. Kalabalık karşısında konuşmak, başkalarının yanında herhangi bir faaliyet yapmak, yeni insanlarla tanışmak, ilgi odağı olmak, bir şey yaparken izlenmek ya da denetlenmek, biriyle göz göze gelmek, birine duygusal ilişki teklif etmek, genel tuvaletleri kullanmak, alışveriş ya da pazarlık yapmak gibi sosyal durumlardan kaçınır. Bunlarla karşılaşma ihtimalinden bile korkar. Kaygılanmasına neden olan ortamlardan kaçamadığında çeşitli fizyolojik ve davranışsal tepkiler verir: Yüzü-kulakları kızarır, sesi titrer, kekeler, kalp çarpıntısı olur, nefesi daralır, elleri-ayakları titrer, bayılıyormuş gibi hisseder, ağzı kurur, terler ya da kasları gerilir. Nasıl oturduğu, durduğu, göründüğü konusunda kendini sürekli kontrol eder ve tedirgin olur. Fark edilmemek için sessiz ve geri planla kalmaya ve gizlenmeye çalışır, yanında bir yakınını da götürür ya da rahatlamak için önceden alkol alır. Ancak Bacon’un dediği gibi; insanın çekeceği acıların sınırı vardır, fakat korkunun sınırı yoktur.

Sosyal fobinin etkileri

Sosyal fobinin en büyük etkisi aşırı çekingenlik yaratması ve sosyalleşmeye engel olmasıdır. Bu yönüyle hayatı çok büyük ölçüde kısıtlar. Sosyal fobisi olan kişi hayatın her alanında genellikle potansiyelinin gerisinde kalır. Sosyal ortamlardaki aktiviteleri yapmada, kendisini ifade etmede, arkadaş edinmede ve arkadaşlıklarını sürdürmede zorlanır. Mesleki performansında, sorumluluk almada, daha üst bir göreve atanmada sorunlar yaşar. Sosyal ortamda olma gerekliliği ortadan kalktığında büyük bir rahatlama hisseder. Bu rahatlamayı koruma isteğiyle başkalarıyla etkileşime girmekten kaçınma davranışı devam ettikçe, sosyal fobi adeta bir kısır döngü içine girerek ilerler. Bunun sonucunda depresyon, anksiyete, panik atak gibi psikolojik sorunlar, alkol ve madde bağımlılığı görülebilir. Bu nedenle Montaigne’nin dediği gibi, korku, bazen ayaklarımıza kanat takar, bazen de ayaklarımızı yere çiviler. Ve bir tür kölelik olan korku, zamanla bütün faziletlerin önüne duvar örer.

EFT ve NLP ile sosyal fobiden kurtulma

Sosyal fobi bir kaygı bozukluğudur. Kaygıyı yaratan durumlardan kaçınarak sosyal fobiden kurtulmak mümkün olmaz, tam tersine sosyal etkileşimlerden kaçınma, sosyal fobiyi pekiştirir ve kişi evden dışarı çıkmaz duruma gelebilir.

Sosyal fobiden kurtulmak için psikoterapi ve ilaç tedavisi dışında, EFT ve NLP teknikleri de kullanılabilir. Çünkü insanlar, kendi yaşamlarını istekleri doğrultusunda şekillendirebilmek ve gerek gördüğünde değiştirebilmek için ihtiyaç duyduğu tüm kaynaklara kendi içinde sahiptirler. Olumsuz duyguların nedeninin vücudun enerji sisteminin bozulması olduğu görüşünü temel alan ve akupunktur noktalarına hafif vuruşlarla uygulanan ve duygusal özgürleşme tekniği olarak da bilinen EFT ile olumsuz düşünce ve duyguların zihinde yarattığı olumsuz enerji boşaltılarak enerji sisteminin dengesi sağlanır.

Sosyal fobisi olan kişideki kaygı unsuru, aslında içinde bulunduğu ortam ya da çevresindeki kişiler değil, onlarla ilişkili olumsuz duygularıdır. EFT teknikleriyle bu olumsuz duyguların boşaltılması sayesinde sosyal fobinin ardındaki kaygı ve korkuların ortadan kaldırılması sağlanabilir.

Davranışların kaynağı olan bilinçdışındaki duygu ve fantezilerin bilinçli bir şekilde yönlendirilmesini amaçlayan ve sinir dili programlaması olarak bilinen NLP yöntemleri ile de sosyal fobinin üstesinden gelinebilir. Kişisel yetenek ve becerilerin açığa çıkarılıp pekiştirilmesinde kullanılan NLP, duygu, düşünce ve davranış kalıplarını bilinçli hale getirip hedef odaklı ve yapıcı bir şekilde geliştirmede kullanılan bir dizi yöntemler sunar. Böylece sosyal fobinin ortaya çıkmasında rol oynayan bilinçdışındaki duygu ve fantezilerin farkına varılabilir ve bunlar bilinçli bir şekilde kontrol edilebilir. Çünkü NLP'nin altyapısını, insanların çevrelerini nasıl algılayıp ne şekilde tepki gösterdikleri, nasıl iletişim kurdukları ve davranış kalıpları üzerinde yapılan araştırmalar oluşturur.
 

Yayın tarihi: 22.07.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.