Ana sayfa
Hürriyet Aile'yi Facebook'tan takip edinHürriyet Aile'yi Twitter'dan takip edin

Habitus

Melike Karakartal

14 Şubat’ı yanlış anlıyoruz!




Bir 14 Şubat’ı daha kazasız belasız atlattık sevgili “Aman bir şey istemem” deyip beklentilerinden vazgeçmeyen Habitus okuru.

Eh, kadın dediğin hep böyle değil midir, “istemem” der, aslında istiyordur, “sevmiyorum” der, aslında seviyordur, “hayır” der ama esasında evet diyordur... “Doğrudan değil, çeşitli mesajlarla ve ters köşeye yatırma çalışmalarıyla derdini anlatma sanatı”nı erkeklerin algılamadığını biliyoruz ama her defasında denemekten vazgeçmiyoruz...

En “Aman Sevgililer Günü de neymiş, abartıyorlar, ben bir şey istemem” diyen kadın bile ufak bir düşünce bekliyor sevdiceğinden.

İlla pahada ağır olması gerekmiyor, belki küçük bir not, kendi elleriyle hazırladığı minik bir armağan...

Aslına bakarsanız, ürününü pazarlamak için yarışan dünya, Sevgililer Günü, yılbaşı gibi “özel gün”leri yanlış anlattı erkeklere.

Hediye, süpriz onlar için “cüzdanı mağazada bırakmak” haline geldi.

Oysa kadının istediği bir küçük söz, bir düşünceydi, sadece düşünüldüğünü, sevildiğini bilmek istiyordu.

Her nasıl erkekler sırtlarının sıvazlanmasını seven küçük çocuklar gibiyse, kadınlar da onların sevildiğinin gösterilmesini isteyen versiyonlarıydı...

Ne yazık ki pazarlama dünyası, zaten dolaysız, basit, kadınlar gibi “mesaj kaygısı” içermeyen düşünce ve hislerle iletişim kuran erkekleri tam da istediği yerden yakaladı.

**

Oysa sevgilinin kendi elleriyle hazırladığı yemeğin tadı nasıl da dayanılmazdır... İçten gelerek yazılmış bir notun hissettirdikleri nasıl da kalp çarptırır...

Minicik bir saksı çiçeği, bir tek dal gül, nasıl da gözleri yaşartır...

Fakat tüm bunlar, “malını satma dünyası”nın numaraları sayesinde çoğu çift için unutulmuş, geçmiş yılların romantizm anılarında kalmış durumda...

Bunu geriye getirmek ne kadar kolay oysa ki.

Üstelik hediye almaya zamanım yoktu, ne isteyeceğini bilemedim demekten, parfüm gibi klişe hediyelerden daha zahmetsiz, daha mutluluk verici değil mi?

Sevgililer Günü vesile olsun, bundan sonrası için yolu açalım.

“Eski romantikler geri gelsin” kampanyasını başlatıyorum!

Herkes üzerine alınıyor!

Hürriyet Aile’de okuduğunuz yazılarım, genellikle kadın dünyasına, kadın erkek ilişkilerine yönelik oluyor biliyorsunuz. Müsaadenizle bugün bir “şikayet”imi dile getirmek istiyorum...

Gözleme dayalı, insanın iç dünyasını yansıtan yazılar konusunda, ne yazık ki biz yazarların her zaman yaşadığı bir durum var: Çevremizin alınganlığı!

Şöyle anlatayım: Mesela, benim ortak bir düşünceyi dile getiriyor olmam, bunu birebir yaşadığım anlamına gelmese de, yukarıda yazdığım yazıyı kendimden ve kocamdan ilham alarak yazdığımı düşünenler çok olacaktır.

“Keşke şöyle olsa, böyle olsa” dediğim yazılar, bazen kendi hayatımdan, bazen de yaptığım gözlemlerden kaynaklanıyor. (Misal, buradaki hayat bana ait değil. Ha, olabilirdi de...)

Benzer bir şekilde, gözlemler sonucu yazılmış bir yazıya, mümkün olabilecek BÜTÜN arkadaşlarımın konuyu üzerine alınıp darılması da söz konusu, herhalde en fazla bundan çekiyorum.

Ciddiyim, artık yazarken korkuyorum, “Aman bunu bir arkadaşım yanlış anlayıp üstüne alınır mı” diye... Tabii bu gerçek olsa benim hiçbir şey yazamaz hale gelmem gerekir, bu da pek mümkün değil.

Bazen şimdiki hayatımı düşünüyorum, bazen geçmişte yaşadığım ilişkilerimde hissetiklerimi hatırlıyorum, bazen çocukluğuma dönüyorum...

İnsanız neticede, hissi anlamda bunu yapacak becerimiz var...

Diyorum ki, sevgili arkadaşlarım, sevgili okurlarım: 

1- Burada anlattığım konular, sadece kendi yaşadığım hayattan kaynaklanmıyor. Her yazıda kendi hayatımdan aldığım bir ilham, bir gözlem, bir duygu olacak diye bir kayıt yok.

2- Kadınların ortak hisleri üzerine kalem oynatırken, “Ay dur şurada da bir arkadaşıma mesaj sıkıştırayım” demem gibi bir ihtimalse, hiç yok. Eğer bir diyeceğim olursa, gidip direkt konuşuyorum mesela, bu çok daha kolay ve dolaysız çünkü...
 

Melike Karakartal
16.02.2012
Melike Karakartal
 

Yorumunuzu Yazın

Kalan Karakter :

www.hurriyetaile.com web sitesindeki yazarların ve yazar yazılarının, katkıda bulunanların, soru soranların, yorum yazanların, iletişim platformu ile bilgi ve düşünce paylaşanların veya herhangi bir kanaldan site veya ziyaretçileriyle iletişim kuranların görüş ve düşünceleri, site editörlerini, modaretörlerini ve site hazırlayıcılarını bağlamamaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin sorumluluğu tamamen ilgili kişilere aittir.

2 Okuyucu Yorumu

  • defne kaya

    16.02.2012

     
    küçük şeylerin insanı daha mutlu ettiği bir gerçek, en azından ben bunu kendim için söyleyebilirim. Fakat ne yazık ki günümüzde bu artık yok olmuş durumda! ya büyük bir hediye olmalı ya da hiç alınmamalı halini aldı.

    Kalan Karakter :

  • Seden

    16.02.2012

     
    Aslında genelde aynı şeyleri yaşıyoruz.Bazen yazılarınız öyle denk geliyor ki ; düşüncelerimize tercüman oluyorsunuz.

    Kalan Karakter :

 

Yazarın son yazıları