Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

TRAVMA

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bu cumartesi 1 yıl doluyor. Gezi parkı olaylarının üzerinden tam bir yıl geçti.

Ne olduysa sanki ondan sonra oldu. Sular bir daha hiç durulmadı.

Soma’da yaşadığımız acının ve yüzlerce kaybın ardından daha ötesi başka bir şey düşünemediğimden bu hafta travma üzerine yazıyorum.

Doğal felaketlerin, aile içi şiddetin, töre cinayetlerinin, kayıpların, yasın sık yaşandığı bir ülkedeyiz. Dolayısıyla travma o kadar hayatımızın içinde ki artık kanıksar hale geldik. Duyarsızlaştık.

Biz psikologlar bireylerin travmalarıyla çalışırız. Travma diyince aklınıza sadece yukarıdaki örnekler gelmesin. Bir çocuğun arkadaşları tarafından dışlanması, dalga geçilmesi, bir annenin çocuğunu sürekli eleştirmesi, aşağılaması da travmadır ve kişi üzerinde duygusal hasar yaratır.

Travma, tekrarlayan ihmaldir. Travma, baskılanmak engellenmektir. Bir bebeğin sütten kesilmesi de travmatik olabilir. Bu açıdan baktığımızda ömrümüz boyunca hepimiz birden fazla travma yaşarız.

Tecavüz gibi şok yaratan olaylarda bedenimiz duygusal olarak aşırı yük altında girer ve beynimizin duygu kayıtlarını yöneten hipokampus işlemez hale gelebilir. Pek çok tecavüz vakasında mağdurun olayla ilgili detayları hatırlamaması, görüntü kayıtlarının silinmesinden kaynaklanır.

Travma kişinin görüntü kayıtlarını hatırlamasına engel olabilir ama duygular ve bedenin verdiği tepki kayıt altında alınır. Ve bunlar asla silinmez. Travma yaşayan kişi, travmayı her anlattığında tekrar tekrar travmatize olabilir. Travma kişiye özel ve bireysel bir deneyimdir.

Bir kişinin yaşadığı olayı travma olarak hissetmesi hem kişilik özelliklerinin yatkınlığından hem de ilişkide olduğu kişilerle ilişkinin kalitesinden kaynaklanır. Bir çocuk şehir değiştirmeyi, okul değiştirmeyi travmatik bir deneyim olarak yaşarken başka bir çocuk rahatlıkla yeni ortama adapte olabilir.

Boşanan bir kadın, sonrasında yeterince sosyal destek alamaz maddi manevi yalnız kalırsa travma yaşayacaktır. Ama etrafında ona şefkat ve ilgi gösteren ailesi ve dostları olduğunda bu sürece daha rahat adapte olacaktır.

Biz psikologlar travma yaşayan kişilerin duygularını ifade etmelerine izin veririz. Bu sayede sıkışmış ve tıkanmış enerjileri açılır ve bedenleri rahatlar. Ancak bunu yaptıktan sonra başa çıkma becerilerini güçlendirme üzerinde çalışabilirsiniz.

Ama tedavi edici asıl güç kurulan ilişkidir.

Siz bir travma yaşamış olabilirsiniz. Ya da travma yaşayan bir yakınınıza yardım etmek istiyor olabilirsiniz. Ancak yakın ve samimi bir ilişki kişiyi iyileştirecektir.

Böyle bir ilişki 8 temel ihtiyacı doyurmalıdır

1- Güven duyma ihtiyacı

Güven duygusu hayatımızın ilk yılında anneyle kurulan ilişkiyle başlar. Annesi tarafından beslenen, dokunulan, sevgi gören bir bebek insanlara güvenebileceğini öğrenir. Çocukluk döneminde yeterince ilgi ve sevgi göremeyen, ihmal edilen bir çocuk ise insanlara güvenmemeyi öğrenecektir.

  • Onun fikirlerine, kişiliğine saygı duyun, onu dinleyin ve onu olduğu gibi kabul etmeye çalışın.
  • Size ihtiyacı olduğunda onun yanında olun. İhtiyaçlarını karşılamasına yardımcı olun.

2- Onaylanma ihtiyacı

Hepimizin anlaşılmaya ve önemsenmeye ihtiyacı var. Onun anlattıklarına ve yaşadıklarına değer verin. Onu anlamaya istekli olun.

3- Varlığını hissetme ihtiyacı

Sadece çocukların değil hepimizin bazen bizden daha güçlü ve erdemli birinin etrafında olmaya ve ihtiyaç duyduğumuzda bizi korumasına ihtiyacımız var. Birilerinin bizi dinliyor olması, önemsemesi ve yardım etme isteği bizi rahatlatır ve umut verir. Ona varlığınızla güç verin.

4- Deneyimleri paylaşma ihtiyacı

Bir travmayı birlikte yaşayan kişiler arasında, yaşanan duygu yoğunluğundan dolayı güçlü bir bağ kurulur. Terapilerde grup çalışmaları bazen bireysel çözülemeyen problemlerin çözülmesini sağlar. Onunla ortak deneyimlerinizi artırın. Ortak keyif aldığınız bir hobiye birlikte zaman ayırarak yatırım yapın.

5- Kendini ifade etme ihtiyacı:

‘Ben … biriyim.’ ‘Ben … seviyorum.’ ‘Ben … sevmiyorum.’ ‘Benim … ihtiyacım var.’

Boşlukları doldurun ve onunla paylaşmaktan korkmayın. Kendinizi ifade edin. Açık ve net olun. Göreceksiniz kendinizi tüm samimiyetinizle ifade etmeniz pek çok problemi büyümeden çözecek.

6- Etki yaratma ihtiyacı

Hepimizin içinde bulunduğumuz ortamda etki yaratmaya ve fark edilmeye ihtiyacımız var. Ama pek çok zaman özellikle çocuklukta gerçek tepkilerimizi göstermemiz engellenir, buna izin verilmez. Onun gerçek duygularını ifade etmesine, ‘Hayır’ demesine izin verin. Bırakın öfkesini, korkularını ifade etsin. Onun duygularını ciddiye alın ve ona yardımcı olun.

7- Harekete geçme ihtiyacı

Hepimizin pek çok hayali vardır ama bunları gerçekleştirmek her zaman o kadar da kolay değildir. Pek çok zaman korkularımızdan dolayı vazgeçeriz. Ona hayallerini gerçekleştirmesi konusunda cesaret verin. Destekleyin. Onu harekete geçirin. Göreceksiniz bu aranızdaki bağı daha da güçlendirecektir.

8- Sevgiyi gösterme ihtiyacı

Bazen bizim büyüdüğümüz ailede sevgi fazla ifade edilmez. Sevgiyi göstermek ve kabul etmek bizim tanıdık olmadığımız bir duygudur. Samimi bir ilişkide sevgiyi, şükranı ifade etmek, göstermek, paylaşmak bir ihtiyaçtır. Onun size sözel ve sözel olmayan yollarla sevgisini ifade etmesine, paylaşmasına izin verin. Bu tanıdık olmadığınız bir duygu olsa da aslında sizin de ihtiyacınız.

Sahici ilişkiler yaşamak bu 8 ihtiyacı doyurmaktan geçiyor.

Göreceksiniz, bu ihtiyaçları doyurduğunuzda iyileşeceksiniz. 

Yayın tarihi: 30.05.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.