Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

PANİK ATAK

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Panik atağı anlamak için öncelikle anksiyetenin ne olduğunu anlamak gerekir diye düşünüyorum. Anksiyete, tek bir dışsal uyaranla sınırlı olmayan ve kolay giderilmeyen bunaltı, sıkıntı ve endişe duygusudur.

Anksiyete bozukluklarında kişilerin anksiyete, kızgınlık veya umutsuzluk gibi olumsuz duygular yaşamalarının en önemli nedeni olayların kendisi değil, kişilerin bu olaylarla ilgili beklentileri ve getirdikleri yorumlardır.

Anksiyete durumunda, insanlar var olan tehlikeyi olduğundan daha abartılı olarak değerlendirirler. Bunun sonucunda da vücut otomatik olarak anksiyete programını devreye sokar.

Kaçmak ya da mücadele etmek için uyarılmış düzeyinde artış sağlayan bu program acil durumlarda hayatta kalmamızı sağlarken yanlış yorumdan dolayı aktive olduğunda hayatımızı kısıtlayarak yaşam kalitemizi düşürür.

Anksiyete yaşayan kişilerde olumsuz otomatik ve işlevsel olmayan düşünce kalıpları görülür. Örneğin başkalarının kendisi ile ilgili değerlendirmelerine aşırı derecede önem veren biri bir grup dinleyici karşısında konuşma yaparken ‘Benim ne kadar sıkıcı bir insan olduğumu düşünecekler’ şeklinde olumsuz otomatik düşünceye sahip olabilir.

İnsanlar kendileri ve yaşamla ilgili inançları nedeniyle pek çok durumu tehdit olarak algıladıkları için yaygın anksiyete yaşarlar. En yaygın olarak ortaya çıkan inanç ve sayıltılar; kabul görmek, rekabet, sorumluluk ve kontrol ile ilgilidir.

En yaygın düşünce kalıpları için;

‘Sevilmediğim sürece ben bir hiçim.’
‘Eleştiri alırsam bu tümüyle reddedilmek demektir.’
‘Başkalarını her zaman memnun etmeliyim.’
‘Her şeyi mükemmel yapmalıyım.’
‘Sorunlarımı benden başka kimse çözemez.’
‘Her zaman kontrollü olmalıyım’ örnek verilebilir.

İnsanlar panik atağı ise yaşadıkları bedensel duyumu katastrofik biçimde yorumlama eğiliminde olduklarından yaşarlar. Yanlış yorumlanan bedensel tepkiler genellikle çarpıntı ve halsizlik gibi normal anksiyete tepkileridir. Örneğin hissedilen hafif bir çarpıntı, kalp krizinin ve ölümün işareti olarak algılanabilir veya kişi aklına gelen garip düşünceleri kontrolünü kaybedeceği ve aklını yitireceği şeklinde yorumlayabilir. Bu yorumlama da çarpıntının artmasına yol açar.

Panik atak belirtileri olarak genellikle terleme, titreme, nefes alamama hali, soluğun kesilmesi, göğüste sıkışma, bulantı, baş dönmesi, üşüme ya da ellerde, kollarda, bacaklarda uyuşma gözlemlenmektedir.

Uzmanlar tarafından ‘psikolojik bir sendrom’ olarak tarif edilmesine karşın, hasta, çoğunlukla yaşadıklarının gerçekten fiziksel kaynaklı sorunlar olduğunu ama kimsenin hastalığının gerçek sebebini bulamadığını düşünmektedir. Panik atağın önemsiz bir sorun olduğunun düşünülmesi ve kişiye ‘hastalık hastası’ yakıştırmasının yapılması panik ataklı hastanın durumunu zorlaştırmaktadır.

Çocuklarda çok nadir ortaya çıkan hastalığın ilk ortaya çıkış yılları 18-25 yaş arasıdır. Genellikle belirtiler 30-40’lı yaşlarda sık tekrarlar.
Panik atağın genetik olup olmadığı konusunda herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.

Panik atak krizi geldiğinde 5-45 dakika sürmekte ve şiddeti hastadan hastaya değişmektedir.

Panik atak, hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Krizler ve ölüm korkusu gibi nedenlerle hasta evde tek başına kalamamak, tek başına dışarı çıkamamak gibi olumsuzluklarla karşılaşmaktadır. Sürekli başına kötü bir şey geleceği ve yabancıların ona yardım etmeyeceğinden korkan bazı hastalar mesleklerini ve sosyal hayatlarını bırakmak zorunda kalabilmektedirler.

Panik bozukluk kalp krizi geçireceğini, öleceğini, atakların tekrar olacağını, felç geçireceğini düşünerek sürekli endişe, korku içinde bulunma şeklindedir. Bu bozukluk agorafobi (yalnız kalma korkusu) ile birlikte yaşandığında kişi kapalı ve kalabalık yerlerden kaçınır, evde tek başına kalmak istemez. Dışarıya yalnız çıkmaktan korkar.

Atak sırasında yapılması gerekenler:

Bir yere oturmalı ya da uzanmalısınız. Kendi kendinize bunun sadece bir atak olduğunu, korkulacak bir durum olmadığını söyleyin ve atağın geçmesini bekleyin. Atak sırasında üzücü, heyecanlandırıcı tartışmalardan kaçmak gerekir. Kafeinli içecekler, sigara ve alkol kullanımından uzak durmalısınız. Kendinizi kontrol etmeye çalışın.

Tedavisi:

Panik atak tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Hastaya öncelikle hastalığı nasıl kontrol edebileceği öğretilmektedir. Bunu başarabilen hasta ilerleyen zamanlarda panik atağı tamamen hayatından çıkartabilmektedir.

Panik atak tedavisindeki en büyük sorun hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olduğuna inanması ve bu nedenle psikolojik desteği geç aramasıdır. Yapılan araştırmalar, panik atak tanısı konulan hastaların yüzde yetmişinin hastalığın ne olduğunu bulmak için en az on doktora gittiğini göstermektedir. Birçok defa tam check-up yaptırmış ve gereksiz bir sürü ilaç kullanmış olan hasta doğru yere geldiğinde panik atak teşhisi koymak ise kolay olmaktadır. Psikiyatristler ve psikologlar tarafından tedavi edilen ve dönem dönem ilaç kullanılmasını da gerektiren tedavi aşamasında hastanın doktoruna güvenmesi çok önemlidir. Güven duyulan ve rahat hissedilen bir uzmana gidilmesi tedavi sürecini hızlandırabilmektedir.

Tedavi sırasında nefes ve rahatlama egzersizleri, işlevsel olmayan düşünce kalıplarını ve inançlarını yeniden yapılandırma, atağın üstüne gitme teknikleri ve kas gerginliğini yok etmeye yönelik alıştırmalar kişiye öğretilmekte ve uygulanmaktadır. En sık kullanılan psikoterapi tekniği bilişsel-davranışçı terapi tekniğidir. Panik atağın bir hastalık olduğu kavranmalı, buna göre tedaviye devam edilmelidir.

Yayın tarihi: 30.03.2016
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.