Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

OYUNLARI DURDURMAK

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

İş hayatı iletişim kurduğumuz kişiler konusunda seçim şansımızın limitli olduğu bir yer. İşi sürdürebilmek için bir şekilde birileriyle sürekli iletişim halinde olmak zorundayız. İş ortamında farklı bir geçmişten ve aileden gelen bireyler aynı çatı altında çarkı döndürmeye çalışıyoruz. Olaylar esnasında farklı düşüncelerimiz ve duygularımız var. Beklenti ve hedeflerimiz çatıştığında anlaşmakta zaman zaman zorlanıyoruz. Bazen kendimizi bir kavganın, bazen de dedikodunun içinde buluyoruz. Bazı kişilerle her yolu denesek de bir türlü anlaşamıyoruz...

Kimisi sürekli şikayette, hep yakınıyor. Sürekli mutsuz. İşten mutsuz, kocasından mutsuz... ‘Kimse benim kıymetimi bilmiyor’ düşüncesinde, ‘Kurban’ rolünde… ‘Acıların kadını’ oyununu oynuyor. Şikayet ediyor ama bir şey değiştirdiği de yok. Yardımcı olmaya çalışıyorsunuz ama nafile… Hiçbir öneriyi almadığı gibi sizin de enerjinizi düşürüyor.

Kimisi hep agresif. Dokunsan üstünde kalıyor. En iyisi mi uzak duruyor herkes. Sürekli hak, adalet peşinde. Kimseyi beğenmiyor, hep o haklı… Zeytinyağı gibi ne yapıyor ne diyor kendi üste çıkıyor…

Kimisi adeta iyilik meleği. Aşırı ‘iyi’ herkesin anası, babası, dert dinleyeni, çözüm bulanı. İşyerindeki arkadaşlarının ‘kurtarıcısı’, başkalarının işlerini üstleniyor…

Bu farklı tip insanları, oynanan oyunları çeşitlendirebiliriz. Önemli olan bu tip insanların benim üzerimde nasıl etkileri var onu anlamak. Bana zarar veriyorlar mı? İşimi, psikolojimi etkiliyorlar mı? Eğer olumsuz etkileri var ise ben bu konuda ne yapmalıyım?

Şunu unutmamak gerekir ki iletişim minimum iki kişiden oluşur, daha iyi hale getirmek istiyorsak iki insanın da buna niyeti olması şart. Aksi takdirde o ilişki iyileşemez. Karşı tarafı kazanmak için istekli ve niyetli olabiliriz, çaba da harcayabiliriz ama onun buna niyeti yoksa yapacak bir şey de yoktur. Bizim tek başımıza yapabileceğimiz ancak onun bizde yarattığı duyguyu değiştirmektir. Onun üzerimizdeki etkisini nötrleyebilir, verdiğimiz tepkileri daha sağlıklı hale getirebiliriz.

Tabii ki ilk baştaki amaç aynı ortamı paylaştığımız, iletişim kurduğumuz kişilerle daha sağlıklı iletişim kurmaktır. Ama iş ortamında herkesle ‘samimiyet’ boyutunda derin ve saf bir iletişim kurmak mümkün değildir. ‘Samimiyet’ ilişkisi için kendimizi güvende hissedebileceğimiz bir ortam ve kişiler olmalıdır. İş ortamında çoğuyla ilişkimiz ‘Vakit geçirme’ ve ‘Aktivite yapma’ boyutunda kalacaktır. Çok ender olarak ‘Samimiyet’ boyutunda iletişim kurduğumuz 1-2 dost ediniriz.

Benim burada altını çizmek isteğim nokta ise sağlıklı iletişim kurmak istiyorsak dikkat etmemiz gereken ‘Oyun’ oynamamak ve ‘Oyun’ oynayan kişilerin oyunlarına girmemektir. Dedikodu yaparlarken, birilerini çekiştirirlerken biz yorum yapmamayı seçebiliriz. Bu oyunları başlatmıyor olabiliriz ama onların oyunlarına kolayca giriyorsak burada bizim de bir sorumluluğumuz vardır. Sürekli yakınana öneride bulunmaktan vazgeçmek oyunu durdurur. Ya da öfkeyle bağıran çağıran bir kişiye öfkeyle karşılık verip uzatmak yerine ortamı terk edebilir veya net ve soğukkanlı bir ses tonuyla düşünce ve duygumuzu ifade ederek oyunu durdurabiliriz.

Genelde en sık yaşanan iletişim kazaları üstü kapalı mesajlar yüzünden olur. ‘Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla’ cinsinden. Halk tabiriyle ‘laf sokmalar’. Bunlara nasıl tepki verdiğinizi düşünün. Rahatsız olup sinirleniyor ya da yüzünüz düşüyorsa bilin ki karşı taraf amacına ulaştı. Canınızı sıkmak istedi ve başardı. Onun yerine ne anladıysanız karşı tarafa bunu ifade edin. Onu yüzleştirin. Onu açıklığa, dürüstlüğe davet edin. Şaşırtın.

Eğer hepimiz bunlara dikkat edersek iletişim ne kadar kolay olur bir düşünün. Farkında olmadan bu kapalı mesajlara tepki vererek, o dedikodulara katılarak, aynı olaylara aynı etkisiz tepkileri vermeye devam ederek biz de bu oyunların sürmesini kolaylaştırıyoruz aslında.

Alışılmışı kırmak, değiştirmek kolay değil biliyorum. Ama unutmayın biz sadece kendimizden ve verdiğimiz tepkilerden sorumluyuz…

Yayın tarihi: 01.03.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (10)

ben lafın iyisi şaka yollu söylenir taktiğini izliyorum işyerinde de çok işe yarıyor karşı tarafın karakterine saldırmadan davranış üzerinden yola çıkarak hatalı tutumu diğerlerinin yanında rencide etmeden şakayla karışık uyarımı yapıyorum anlayana zaten yetiyor haa anlamıyorsa herkes kendi işine baksın işini takip etsin diyerek konunun eksenini işe kaydırıyorum çokda işe yarıyor sevgiler bu arada yazılarınızı beğenerek takip ediyorum

05.03.2012 00:06:20 seray özkan

Tesekkur ederim Seray hanım.Ustu kapalı mesaj veriyorum ama laf sokma gibi degil sakayla karısık tatlı tatlı incitmeden diyorsunuz:)) peki oyle olsun.ama unutmayın yine de ustu kapalı iletisim bu. İs ortamında acık iletisimi birbirimize ogretsek daha iyi olmaz mı? Acık iletisimde uslup onemli. Uslup samimi ve net ise, suclama yerine kendi duygumuzu ifade ediyorsa kalp kırmaz seray hanım merak etmeyin.Sevgiler

"Homo Homini Lupus" yani "İnsan İnsanın Kurdudur" der, Toplumsal sözleşme kuramının en önemli isimlerinden Thomas Hobbes.Doğa durumunda insan, mutlak iktidar anlayışı içerisindedir ve kendi varlığının teminat altıma alma yolunun ötekinin etkisizleştirilmesinden geçtiğine inanır.Zira başkalarının iktidarı bizim iktidarsızlığımız anlamına gelir der.Öyleyse eğer, oyunlar hiç bitmeyecek, hatta gelişerek,sertleşerek mekan ve boyut değiştirerek devam edecektir.

02.03.2012 11:28:02 A.E.Güngör

Haklısınız oyunlar devam edecek..Belki biz cevremizdeki oyunları durdurmak adına birseyler yapabiliriz ne dersiniz?..sevgiler

10 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER