Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

ÖFKE MAĞDURLARI

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Gündemdeki 'Gavat' meselesi, toplumumuzun önemli bir problemini bir kez daha ortaya koydu. Biz, duygularıyla hareket eden bir toplumuz ve öfkemizi kontrol etmeyi bilmiyoruz.

Hakaret ve küfür o kadar çok hayatımızın içinde ki adeta kanıksar hale geldik. Bazen trafikte, bazen bir futbol maçında, bazen televizyondaki canlı bir siyaset programında koca koca takım elbiseli adamların avaz avaz bağırdığına şahit oluyoruz. Sanki içine kaçmış öfkeli bir çocuk o cüsseden bir anda çıkıyor, ağzına geleni söylüyor, bağırıp çağırıyor ve rahatlıyor.

Öfke mağdurları her an, her dakika hayatımızda. Yeni bir güne, yeni umutlarla başlamak isterken maalesef gazetelerdeki şiddet öyküleriyle içimiz karararak güne merhaba diyoruz. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 2013'ün ilk 9 ayında 40 bin kadının şiddete uğradığını, bunun da her 10 dakikada bir mağdura denk geldiğini biliyoruz.

Mutluluk, üzüntü ve korku gibi öfke de doğuştan gelen bir duygumuz. Bazen öfkelenmemiz çok doğal. Özellikle de bizim gibi trajikomik olayların sıklıkla yaşandığı, belirsizliklerin, krizlerin bol olduğu bir ülkede.

Ama öfke sürekli birlikte yaşadığımız bir duyguysa...

Kendimize ve başkalarına zarar veriyorsa...

Buna dur demek ve yardım almak zorundayız...

Mesele öfkemizi nasıl ifade ettiğimiz...

Bağırmak çağırmak yerine daha sağlıklı yöntemler bulabiliriz...

Önce kendinize şu üç soruyu sorarak başlayabilirsiniz.

  • Beni neler öfkelendiriyor?
  • Öfkelendiğimde vücudumda neler oluyor?
  • Tepkim sonucunda elde ettiğim sonuçtan memnun muyum?

Çoğu zaman bir şey değişmediğinden aynı durumu tekrar tekrar yaşadığınıza eminim. Pek çok zaman dırdırcı bir anneyle, sorumsuz bir eşle, agresif bir patronla yaşamak zorundasınızdır. Tüm mesele sizi zorlayan bu insanlarla ve koşullarla sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmektir. Bakış açınızı değiştirebilmektir...

Öfkenin nedenleri kişiden kişiye değişebilir. Yetiştiği aile ortamı, mahalle, maddi yetersizlikler, genetik faktörler vs...

Nedenleri ne olursa olsun kimsenin bir başkasına sözel ya da fiziksel şiddet uygulamaya hakkı yoktur. İster sözel, ister fiziksel her türlü şiddet kişinin benlik algısına zarar verir. Değersizlik duygusunu pekiştirir. Kişiyi depresyona, tükenmişliğe hatta intihara sürükleyebilir...

Günümüzün rekabetçi ve stresli iş ortamında artık pek çok firma çalışanlarına 'Öfke Kontrolü' 'Gevşeme egzersizleri' 'Nefes eğitimi' gibi eğitimler aldırmaktadır. Bu eğitimler, tüm belediyeler tarafından özellikle şiddet istatistiklerinin bol olduğu şehirlerde halka sunulursa çok şeyin değişebileceğini düşünüyorum.

Pek çok zaman kişiler başka bir alternatif yol olduğunu bilmediğinden aynı davranışı tekrar tekrar sergilerler. Seçeneklerinin farkında değillerdir. Siz görürsünüz ama o görmez. Tek bildiği odur çünkü.

Öfkenin altında pek çok zaman karşılanmamış ihtiyaçlar yatar.

Biraz ilgi, biraz şevkat, biraz dokunma...

Pek çok şeyi değiştirebilir...

Yayın tarihi: 15.11.2013
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.