Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

KORKULARIMIZ

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Korkularımız… Çoğu zaman gitmek istediğimiz yere gitmemizi engelleyen, herkesin gittiği yoldan gidip güvende hissetmemizi sağlayan, ‘Artık özgürsün’ dendiği zamanda bile uçamadığımız, ne gidebildiğimiz ne kalabildiğimiz içimizi huzursuz kılan o duygumuz…

Su ve Deniz bu konuyu bir türlü çözemiyorlardı. 5 yaşındaki oğulları Toprak her gece aynı şeyi yapıyor, ısrarla kendi yatağında değil Su ve Deniz’in ortasında yatmak istiyordu. Ağlıyor, tepiniyor, kendi yatağına gitmiyordu. Su, onun bir şeylerden korktuğunun farkındaydı ama her ne kadar konuşsa, onu rahatlatmaya çalışsa da durum değişmiyordu.

Aslında korkular, Su için de tanıdık bir duyguydu. Küçük bir kızken kendini herkese sevdirmeye çalışırdı. Sevilmemekten korkardı. O yüzden hep cici, uslu, çalışkan bir kızdı. Anne babası çok iyi niyetli ama uyumsuz bir çiftti. Maddi konulardan, farklı bakış açılarından bazı geceler kavga ederlerdi. Kavgalar, bağırma sesleri onu korkuturdu. Böyle zamanlarda kendi odasına çekilir, yüzünü asar, korkusunu içinde yaşardı. İş ortamında bağıran çağıran bir müşteriyle karşılaştığında sanki o küçük kıza geri dönüyor, korkuyor, eli ayağına dolanıyordu. Bazen topluluk içinde bir şey paylaşmak istediğinde dikkatleri kendi üzerine toplamaktan çekiniyor, hata yapmaktan korkuyor, doğal davranamıyordu. Denizle de bazı konularda anlaşamadıklarında kendini ifade edemez, yüzünü asar kendi kabuğuna çekilirdi.

Bazen çocuklarımızda gördüklerimiz bize ayna tutar. Çünkü hepimizin bazı korkuları olabilir. Bu korkularımızı anlamak ve nereden kaynaklandıklarını adreslemek, üstüne gitmek ve onlardan kurtulmak için gereklidir. Bu yüzden Su, hem oğlu Toprak’a yardımcı olmak hem de kendi korkularından kurtulmak için psikoloğu Irmak hanım’ı ziyarete gitti.

Korku, içinde bulunduğumuz duruma değil, bu durum için geliştirdiğimiz düşüncelerimize verdiğimiz duygusal bir reaksiyondur. Korku içerdiği tehlike düşüncesi neticesinde korunma, kaçma davranışı getiren bir duygudur. Duyduklarımız, gördüklerimiz, televizyon ve günlük konuşmalar yoluyla korkularımızın kaynağı olan düşünceleri geliştiririz. Bu nedenle korku reaksiyonunun gelişmesinde bir olayın doğrudan kişinin başına gelmesinin yanı sıra, çevremizden edindiğimiz bilgiler de rol oynayabilir.

Yetişkinler için sıradan olan bazı sesler, görüntüler ve hayvanlar, bazen çocuklar için çok korkutucu, ürkütücü olabilir. Çocuğun gelişimi devam ettikçe korktuğu durum ve nesneler de bulunduğu yaşa göre değişkenlik gösterir. Önemli olan bu korkunun süresi ve yaş dönemine uygun olup olmadığıdır. Doğumdan sonraki ilk bir yılda bebekler, yüksek ve ani seslere duyarlıdır. Anne-babadan ayrılma, yabancı kişiler ve yeni ortamlar birer korku kaynağıdır. Çocuklar 2-6 yaşlar arasında diğer yaşlara göre daha çok korkar. Bu yaşlarda yabancılardan korkma önde gelir. 2.5 yaş civarında ani gürültülerden, garip hayvanlardan ve doktorlardan korku öne çıkar. Yine 2 yaş civarında karanlık, tuvaletten korku, hatta palyaçolardan korkma görülebilir. Hayali yaratıklar yine korku nedenleri arasındadır. Bazıları önceden tepki vermediği halde, bir anda 3 yaş civarında köpeklerden korkmaya başlar. 6 yaşından sonra, okul korkuları, performans korkuları gibi daha gerçekçi korkular baş gösterir. Okulla ilgili korkular ileriki dönemlerde de devam edebilir. Sosyal korkular ve vücuda gelebilecek zararla ilgili korkular ön plana çıkar. Bu sırada hayali yaratıklarla ilgili korkular gittikçe azalır.

Korkunun ortaya çıkmasında birkaç faktör etkilidir. Bunlardan ilki korkunun öğrenilmesidir. Çocuklar, büyürken anne ve babalarını çok dikkatli bir şekilde gözlemlerler. Onların olaylar karşısında verdikleri tepkileri taklit eder ve uygulamaya çalışırlar. Model almada ailenin yanı sıra arkadaşlar, öğretmenler, televizyon, bilgisayar oyunları da önemli etki kaynaklarıdır. Seyredilen bir filmin veya anlatılan bir hikayenin etkisinde kalma da görülebilir. Hayallerinde var olan yaratık, hayalet, canavar vs. gibi bir takım gerçek dışı varlıkların, en korumasız oldukları uyku saatlerinde geleceklerini düşünüp uykuya dalmak istemez veya anne ve babalarıyla uyumak isterler. Doğuştan itibaren çevresel faktörlerden çok çabuk etkilenen bir çocuk daha kolay korku reaksiyonu geliştirebilir ama asıl önemli olan aile çevresinde olaylara nasıl tepki verildiğidir. Çocuğu, yeni bir deneyim yaşadığı sırada endişeli ve gergin görünen anne durum hakkında farkında olmasa da negatif bir etki yapar. Ayrıca büyütülen ortam fazla korumacı bir yapıdaysa çocuk değişik ortamlara girmekten çekinir ve farklı şeyler deneneceği zaman korku duyar. Tüm bu faktörlerin yanı sıra erken çocukluk döneminde bazı durumlar ve davranışlar, çocuklarda korkuların gelişmesine sebep olabilir.

Bunlar kısaca şöyle özetlenebilir:

* Anne-babanın ya da onların yerine geçebilecek güvenilir bir kişinin yokluğu, belirsiz, sık ve uzun ayrılıklar.

* Tekrar eden fiziksel cezalar ya da fiziksel ceza ile tehdit etmek.

* Terk edilme tehdidi. Bu tür tehditler, çocuğun, anne-babasının temel sevgisinden ve onların kendisini koruyacaklarına dair yaptıkları sözsüz anlaşmadan şüphe duymasına neden olur. Örneğin “………………. yapmazsan seni bırakır giderim, annen olmam”.

* Anne-babanın, çocuğun kendisinin tehlikeli olduğuna inandırması, onu suçlaması ve çocuğun anne-babasını incitip zarar verebileceğine inandırması. Örneğin “sen beni öldüreceksin”, “hasta edeceksin”.

* Anne babanın çocuğun fiziksel sağlığına/dış dünyaya yönelik aşırı kaygısı. Gerçek bir tehlike olmadığı halde sürekli olarak çocuğu uyarması ve “dikkat et” mesajını vererek önlem alması gereğini vurgulaması.

Çocukların Korkularını Yenmesinde Ailelere Öneriler:

Çocuklar, çevrelerini tanıdıkça, beden güçleri ve zihinsel yetenekleri geliştikçe korkularını büyük ölçüde yenerler. Anne ve babaların, çocuklarının yaşadığı korkuların daha ileriki yaşlara taşınmaması için dikkat edebilecekleri bazı noktalar vardır:

* Çocuk kaç yaşında olursa olsun hissettiği korkuya karşı saygı gösterilmelidir. Bağırmak, alay etmek veya korkusunu yok farz etmek korku sürecinin uzamasına sebep olacaktır.

* Çocuğun korkusunun ana kaynağını anlaşılmaya çalışılmalıdır. Ağlama veya kriz anları geçtikten sonra sakinleştiğinde bu konuyla ilgili sohbet edilmeli ya da ondan duygularını anlatan bir resim yapması istenmelidir.

* Beraberce deneyimlenebilecek korkuları varsa çocuğun yanında durarak ona destek olunmalı ve bu süreci atlatmasına yardımcı olunmalıdır.

* Çocuk korktuğu olay veya nesneler hakkında konuşurken sakin bir şekilde dinlenilmeli, onun korkusunu tetikleyecek aşırı tepkiler vermekten kaçınılmalıdır.

* Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korku filmleri izlemesine ve şiddet öğelerinin çokça yer aldığı bilgisayar oyunlarının oynamasına izin verilmemelidir.

* Çocuğun değişik ortamlara girmesine, kişilerle olmasına ve çevreyi tanımasına izin verilerek, çocuğun bu yeni deneyimleri yaşarken çok fazla koruyucu olmadan onun bireyselleşmesine yardım edilmelidir.

* Korktuğu nesnelerin mizahi yönleri bulunup onlarla dalga geçmesi sağlanabilir. Örneğin korktuğu canavarın resmini çizdirip süsleyerek komik bir hale sokulması istenebilir.

* Gevşeme teknikleri öğrenilerek çocuğa uygulatılabilir. 

Yayın tarihi: 27.04.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (2)

Manolya hanım yazınızi anne babalar icin çok yol gösterici buldum. Teşekkürler.

27.04.2012 16:49:46 Gamze eginc

Teşekkürler. Sevgiler