Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

İZİNLER VE YASAKLAR

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

‘Hayat Denen Oyun’ dediğim köşemde iki haftadır oyunlardan bahsediyorum. ‘Tekmele Beni’ oyununu anlattım ve oyunlarını durdurmanın püf noktalarını verdim.

İlişkilerde oynanan daha pek çok oyun var. Mesela ‘Sen olmasaydın eğer’ oyunu meşhurdur. Bazı evliliklerde kadın ya da erkeğin eşini hep suçladığını kendi pişmanlıklarından, keşkelerinden onu sorumlu tuttuğunu duyarsınız. Kendilerini ‘Kurban’ rolünde görürler.

Bazıları ise kendini ‘Kurtarıcı’ olarak görürler ve ‘Ben olmasaydım sen ne yapardın’ oyununu oynarlar. Eşleri ‘Kurban’ rolündedir. Yaşamlarını eşlerine adarlar, aşırı sahiplenirler ama eşleri bu oyundan çıkmak istediğinde bir anda ‘Suçlayıcı’ role geçiverirler.

Bu oyunlardan kurtulmak mümkün mü? Değil. Hayat devam ettiği müddetçe ve biz birileriyle iletişim kurduğumuz sürece oyunlar devam edecek. Önemli olan biz oyunların farkında olalım, bize oyun davetiyeleri geldiğinde balıklama atlamayalım. İlk olarak oyunu durduralım ve eğer mümkünse gerçek yakınlığı yaşayabileceğimiz farklı seçimlerde bulunalım. Değerli hissetme, güven duyma, yakın olma vs. doyuramadığımız ihtiyacımız her neyse onu karşılayabilmenin sağlıklı yollarını bulalım. Net ve açık iletişim kuralım.

Bizi oyunlara sürükleyen diğer önemli bir konu da çocukken ebeveynlerimizden aldığımız izin ve yasaklar. Bu izin ve yasaklar bizim kişiliğimizin bir parçası haline gelerek yaşadığımız ilişkilerde de belirleyici hale gelebiliyor.

Bazılarımızın yaşamdaki duruşunu ‘Güçlü Olmalıyım’ dinamiği belirliyor. Belki de büyüdükleri ortamda duygularını göstermelerine fazla izin verilmedi ve erken büyümek zorunda kaldılar. Baktığınız zaman bu kimselerin ‘Sana ihtiyacım yok’ duruşları var. Her işi kendileri halletmeye o kadar çok alışmışlar ki ilişkilerinde istemeyi bilmiyorlar. Bu kimseler, herkes onların memnun olduğunu zannederken aslında içlerinde doyuramadıkları ihtiyaçlarıyla yapayalnızlar. Kendi iç dünyalarında öfke kuponlarını biriktiriyor ama dışarıya renk vermiyorlar.

Eğer siz ‘Güçlü Olmalıyım’ dinamiğiyle yaşıyorsanız, bu dinamikten çıkmak için ihtiyaçlarınızı açıkça söyleyin. Yardım isteyip işleri kolaylaştırın. Ve öfke kuponları biriktirmeyin.

Bazılarımızın yaşamdaki duruşunu belirleyen ise ‘Memnun Etmeliyim’ dinamiği. Belki de büyürken başkalarını memnun ederlerse kabul edilebileceklerini öğrendiler ve ilişkilerde hep başkalarını memnun etmeye çalışıyorlar. Bu kimseler başkalarını memnun etmekten mutlu görünseler de aslında kendi ihtiyaçlarını giderememekten dolayı içlerinde mutsuzdurlar.

Eğer siz ‘Memnun Etmeliyim’ dinamiğiyle yaşıyorsanız, sizi memnun eden şeyleri bilin. Bunları talep edin. Size sunulduğunda da almasını bilin. İstemediğiniz şeyleri yapmayı bırakın. İçinizden gelmeyen şeyi sürekli o mutlu olsun diye yapmayın, sahte olmayın.

Bazılarımızda belirgin olan dinamik ‘Mükemmel Olmalıyım’ olabiliyor. Bu kişilere bakıldığında detaycılar ve her ne yaparlarsa yapsınlar en iyisini yapma çabaları var. Bu onlar için o kadar önemli ki yaptıklarından keyif almalarını ve ‘an’ da kalmalarını engelliyor. Ya geçmişte ya da gelecekte yaşıyorlar.

Eğer siz ‘Mükemmel olmalıyım’ dinamiğiyle yaşıyorsanız, yaptıklarınızdan çok varlığınızın önemli olduğunu fark edin. Yaptıklarınızın ‘yeterince iyi’ olmasına izin verin. Her şeyde iyi olmak yerine bazı konularda iyi, bazı konularda da kötü olma şansını kendinize tanıyın. Ve koşullu sevmekten vazgeçin.

Son olarak da bazılarımızda gözlemlenen yaşam duruşu ‘Yakın Olmamalıyım’ dinamiği oluyor. Bu kimseler belki çocukken anne ya da babaya karşı güven problemi yaşadılar ve çocukken aldıkları karar yakın olmamak, yakın olarak acı çekmekten korkuyorlar ve araya mesafe koyarak kendileri koruyorlar.

Eğer siz ‘Yakın Olmamalıyım’ dinamiğiyle yaşıyorsanız, bu dinamikten çıkmak ve yakın olabilmek için partnerinize daha çok geri bildirim verin. Daha çok temas edin. Daha çok sevgi sözcükleri sarf edin.

Bu dinamikler sizde ya da partnerinizde olabilir. Öncelikle kendinizin ve partnerinizin baskın olan dinamiklerini fark edin. Gideremediğiniz ihtiyaçların nereden kaynaklandığını anlayın.

Ve bu ihtiyaçları gidermek için de yukarıda bahsettiğim adımları uygulamaya çalışın.

Değişmek o kadar kolay değil biliyorum. Ciddi bir çaba istiyor. Ama unutmayın bu dinamikler bizleri oyunlara götürüyorlar. Ve dinamikleri uygun kişiler birbirlerini mıknatıs gibi çekiyorlar. 

Yayın tarihi: 01.02.2013
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.