Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

İLİŞKİYİ DİNAMİK TUTAN ENERJİLER

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Aldatma, Su’nun da etrafında son zamanlarda sık görülen bir durum olmaya başlamıştı. İnsanların hayatını takip etmeyi sevmez ama gözlemci ve dikkatli olduğu için bağlantıları kurar hikayeleri kolay çözerdi. Yine öyle olmuştu, sitelerinde karşı bloklardaki dairelerden birine sarışın güzel bir kadın taşınmış, bir süre sonra evine sürekli gelen giden bir erkeğin olduğunu görmüş, onun da iş arkadaşı Neşe’nin kocası olduğunu fark etmişti!

Böyle durumlarda fark etmenin pek de iyi bir şey olmadığını öğrenmişti Su. Söylese bir türlü, söylemese bir türlüydü. Kalbi söylemesinden yanaydı çünkü sahtekarlıklardan hoşlanmıyordu. Mantığı ise Neşe’ye bu durumu söylediğinde olacakları düşünüyordu. İki küçük çocukları vardı, aile darmadağın olursa bunun sorumlusu kendisi olacaktı ve böyle bir sorumluluğu almak istiyor muydu?

Kabul ediyordu, ilişki hep aynı boyutta kalmıyordu. Özellikle çocuktan sonra eskiden olduğu gibi romantik anları yaratabilmek, birbirine özen göstermek o kadar da kolay değildi. Özellikle Toprak’ın doğduğu ilk zamanlar çok zordu. Toprak hiç uyumuyordu, bazen şiddetli ağlama krizlerine giriyordu. Her yolu denese de saatlerce susmadığı çaresiz kaldığı zamanları hatırladı. Uykusuzluk, yorgunluk bir de kısa zaman sonra işe yeniden başlamasıyla sinirleri iyice bozulmuştu. Deniz de elinden geleni yapıyordu ama her zaman yanında değildi. Evde olduğu geceler nöbetleşe kalkıyorlar, hafta sonları da birlikte ilgileniyorlardı. Ama çocukla birlikte dengesi ve düzeni değişen esas kadındı, erkeklerin hayatı her ne kadar değişse de asla bir kadın kadar değişmiyordu.

O dönem Deniz’in ısrarıyla yine psikoloğu Irmak Hanım’a gitmişti. Çünkü sürekli ağlıyordu. Deniz ne yapsa batıyordu. Kendini Toprak konusunda yetersiz hissediyordu. Irmak Hanım da doğum sonrası depresyonu yaşadığını, biraz sabırlı olmasını söylemişti. Deniz’den iş seyahatlerini biraz azaltmasını daha çok yanında olmasını istemişti. Su’nun annesi de Deniz’in olmadığı haftalarda İzmir’den gelmeye çocuk bakımında destek olmaya başlamıştı. Irmak Hanım’ın önerisiyle mutlaka her gün yarım saat de olsa yürüyüş yapıyor, nefesini düzenliyordu. Bir de Muki adında göçmen yatılı bir yardımcı almışlar o da ev işlerinde yardımcı oluyordu. Su’nun sakinleşmesi Toprak’a da iyi geliyordu.

Böylece o dönemi atlatmış ve kendini toparlamıştı. Hormonlarının düzene girmesiyle kendini yeniden kadın gibi hissetmeye başlamıştı. Deniz’i o zamana kadar hiç kıskanmayan Su, pek çok arkadaşının evliliğinin çocuktan sonra bozulduğunu duyduğu için korkuyordu. Deniz’in onu aldatmasından korkmaya başlamıştı. Çünkü çocukla birlikte odağı ve tüm enerjisi Toprak’a kaymıştı. Irmak hanım ona bu konuda şöyle demişti;

‘Bir evlilikte kadının da erkeğin de üç farklı enerji girişine ihtiyacı vardır:

Birincisi; kadının ve erkeğin tek başına alacağı enerji. Bu kendi arkadaşlarıyla zaman geçirme ya da bireysel yapacağı bir spor ya da hobi ile gerçekleştirilebilir.

İkincisi; kadının ve erkeğin çocuk olmadan baş başa zaman geçirerek alacağı enerji. Baş başa yemeğe çıkma, sinemaya gitme gibi aktiviteler olabilir.

Üçüncüsü de anne-baba ve çocuk olarak hep birlikte yapılan aktivitelerden alınan enerji. Pazar günü ailecek ya da arkadaşlarla gidilen bir kahvaltı programı ya da yürüyüş gibi.

Bir çift sadece anne baba rollerine odaklanırlarsa sadece üçüncü enerjiyi alırlar. Ama bir ilişkiyi dinamik ve güçlü tutacak olan bireysel ve birlikte baş başa kalınarak da alınacak enerjilerdir. Bunlar ihmal edildiğinde bir süre sonra ilişkide enerji kayıpları, kopmalar ve hatta kadın, kadınlık rolünü unutup sadece annelik rolüne odaklandığında aldatmalara kadar varabilir.

Minik Toprak’la bunu uygulamak her zaman o kadar kolay değildi. Ama bu sözü daima kulağına küpe yaptı ve hem Deniz hem kendisi uygulamak için özen gösterdiler.

Bireysel, baş başa ve hepimiz enerjileriyle büyümeye devam ettiler…

Yayın tarihi: 15.03.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (3)

Saygılarımı sunuyorum efendim, güçlü olduğu kadar içten, sade kaleminiz içinde tebriklerimi sunuyorum.İki önceki yazınızda sizinle aynı görüşte olmayarak, "homo homini lupus" gerçeğini vurgulamak istemiştim.Son yazınızdan bir önceki yazınızda, (kim kimi aldatıyor) çok istememe rağmen zaman nedeniyle düşüncemi akrarmaya fırsatım olmamıştı.İnsanın insanın kurdu olduğu gerçeğini eşler arasında yaşamak hoş değil gerçekten.Aldatmak kötü aldatılamk kötü, nerden baksak kötü bu tarz bir ilişki...

16.03.2012 15:52:45 A.Ergun Gungor

'Güçlü, sade ve içten' yorumunuz için teşekkürler. Bunu başarabiliyorsam ne mutlu bana. Ne güzel ki bazen benzer bazen farklı düşünüyoruz..Hepimiz gibi..Değerli katkılarınızı bekliyorum..Sevgiler

Hürmetlerimi sunuyorum efendim.Yazdıklarınız üzerine düşüncele eklememizi veya bazen eleştirimiz,i katkı olarak değerlendirmeniz gerçekten çok ince bir davranış.Çalışmalarınızda size yürekten başarılar diliyorum. Yüksek müsaadenizle bir açıklama rica edeceğim ancak sizden; açıklama değil aslında konunun açılması gerekebilir belki sadece;Efendim ilk yazınızdaki, iletişim-enerji-faaliyet olgusunu, bu yazınızdaki enerji ilişki düşüncenizle başdaştıramadım sanırım.Açabilirseniz çok sevinirim.Saygılar

20.03.2012 16:18:17 A.Ergun Gungor
3 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER