Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

HAK PEŞİNDE KOŞAN REAKTİF İLİŞKİLER

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Biz psikologlar çiftlerle çalışırken sıklıkla aile kavgalarının arasında kalırız. İki taraf genellikle medenice konuşmaya başlar ama pek çok zaman küfür kıyametin ortasında bulursunuz kendinizi. İki taraf da haklı olmak derdindedir. Yıllarca biriktirdiği tüm ganimetlerini tek tek döker huzurunuzda. ‘’Senin anan böyle demişti’’, ‘’Senin ablan şöyle yapmıştı’’ şeklinde uzayan bitmek bilmeyen bir liste belirir önünüzde. Ara ara belden aşağıya vurmalar… Hep bir canını acıtma, öç alma isteği… ‘’Haksız mıyım Manolya Hanım’’ der sıklıkla. Geçmişin kini, nefretiyle doludur. Affedemez… Affetmek için de gelmemiştir oraya ya zaten. Amaç bu maçın galibi olmaktır…

Ben onların oyunlarına girmem. Haklıyı sunmam onlara. Suçluyu göstermem. Rolüm gereği onları dinlerim, anlamaya çalışırım. Tek tek takarım onların gözlüklerini. Hak vermek için değil, anlamak için, çözüm üretebilmek için. Çünkü o noktada bilirim ki, haklıyı bulmak kime ne kazandırır. Anlık bir rahatlama sağlar belki, ya sonrası…

Herkesin bir hikayesi vardır. Bireylerin olduğu gibi, eşlerin de, kurumların da, toplumların da… Bu hikayeler pek çok acı ve gözyaşıyla doludur çoğu zaman. Kırık kalplerle, yara berelerle doludur.

Bir yaralı hikayeyi sürdürmek ve iyileştirmek isterseniz dikkat edilmesi gereken dört nokta vardır:

Birincisi hiçbir hikaye tek kişiyle yazılamaz…

Bazı karakterler daha güçlü olsa da onu güçlü yapan diğer rollerin varlığıdır. Bu karakterler diğerleriyle var olur. Onlarla beslenir. Hikayeyi sürdürmek için onların varlığına ve desteğine mutlaka ihtiyacı vardır. Tek kişiyle yazılmaya çalışılan hikayelerin raf ömrü kısa olur bir gün gelir satmaz.

İkinci nokta, hikaye demek ilişki demektir…

Hikayeyi güzelleştiren de bozan da karakterler ve olaylar arasındaki ilişkilerdir. Eğer bir hikayeyi sürdürmeye niyetiniz varsa ilişkilere odaklanın. Başınıza bir şey gelmişse bilin ki bunun 50%si karşı taraftan kaynaklanıyorsa 50%sinin sorumlusu sizsiniz. Kolaya kaçıp karşı tarafı suçlamak yerine, kendi payınıza düşen bölümü iyileştirmek üzerinde çalışın. ‘Psikopat’ kocanızı değiştiremezsiniz ama siz korkularınızı bırakıp kurban rolünden çıkabilirsiniz.

Üçüncü nokta, hikayeyi sürdürmek demek umutlu olmak demektir…

Bir hikayede mutsuzlukla mutluluk iç içedir. Korkuyla cesaret de. Hikaye şaşırtır sizi, meraklandırır. Sürekli geçmişi tekrarlayıp duran sıkıcı bir hikaye hangi birimizin ilgisini çeker? Kişileri yaşadıkları onca travmaya rağmen ayakta tutan içlerinde ufacık da olsa kalan umuttur. Değişim umududur.

Bazen hikayelerimizde aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamamıza rağmen körlük içindeyizdir. ‘’Neden her şey beni buluyor, hiçbir şey düzelmeyecek mi’’ der dururuz. Çözüm yolu bulamayız. Umutsuz hissederiz. Hayatımıza giren karakterler değişir ama yaşadığımız duygu hep aynıdır. Aldatılmışlık, hayal kırıklığı, haksızlık, öfke, nefret, affedememe…
Geçmişe bakmak körlüğe iyi gelir. Eğer geçmişi doğru okumayı öğrenirseniz aynı hataları tekrar yapmaz yola devam edersiniz. Geçmiş, geleceği doğru okumak için işe yarar ama orda haddinden uzun kalırsanız da yola devam edemezsiniz. Geleceği yaratan şuandaki umut ve isteğimizdir.

Sonuncusu da, hikayeyi sürdürmek demek affetmek demektir…

Hiçbir hikaye affetmeden yazılamaz. Bir yazar ara ara karakterlerine kızar onları yok etmek ister ama hikayesini sürdürmeye niyeti varsa bağışlar onları. Affeder.

Geçen gün 17 yaşındaki bir öğrencim 7 yaşından beri şiddet gördüğü babası için şu cümleyi kurdu… ‘’Ben hep affettim babamı, unuttum…’’

Özetle…

Eğer bir hikayeyi sürdürmeye ve iyileştirmeye niyetiniz varsa, benim önerim:

Haklı haksız, suçlu suçsuz, galip arayışından vazgeçmek…

Tek kişi yerine ‘’biz’’ olmak, güçlerinizi birleştirmek…

Reaktif tepkiler verip onu bunu suçlamak yerine ‘nasıl’a odaklanmak…

Cehaletin üstüne gitmek, öğretmek, güçlendirmek…

Uzun vadeli planlar yapmak, çözümler üretmek ve harekete geçmek…

Geçmişe takılı kalmak yerine ileriye umutla bakmak…

İnancını yitirmemek…

Ve affetmek… 

Yayın tarihi: 04.04.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

Umut sadece işkencenin süresini uzatır.(Nietzsche) niçeye ve herşeye rağmen insanlık olarak hepimizin umudunu yitirmemesi dileğiyle.Yüreğinize sağlık.Saygılar

05.04.2014 15:35:31 olcay fatih