Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

FLÖRTLEŞME OYUNLARI

 YAZARI TAKİP ET X
Manolya Özek’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Hayat Denen Oyun Uzman Psikolog & Wellness Danışmanı
 
 

13 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Su, Deniz ve çocuklar bayram tatilini Bodrum’da geçirdiler. Ada ve Toprak yazın büyük bir çoğunluğunu anneanne ve dedeyle Çeşme’de geçirmiştiler. Su her hafta sonu Çeşme’ye gelmiş, Deniz de işlerinden fırsat buldukça yanlarına katılmıştı. Ailecek Bodrum’da güzel bir tatil köyünde bayramın tadını çıkartmışlardı.

Tabii Bodrum demek Su için bekar günlerinde kız kıza eğlendiği zamanlar demekti. En yakın arkadaşları Sevgi ve Gül de sürpriz yapıp bayramda Bodrum’a gelince çok mutlu olmuştu. Bir gece kız kıza dışarı çıkmışlar, çocuklar babalarıyla kalmış sonra da uyumuşlardı. Çılgın kızlar süslenmişler püslenmişler alemlere akmışlardı.

Sevgi ve Gül ile dışarı çıkmak hem eğlenceli hem de macera doluydu. Üç güzel kadın bir araya geldiğinde mutlaka bir vukuat yaşanıyordu. Özellikle Gül kaynakla uzattığı platin sarısı saçları ve frapan kıyafetleriyle gittikleri her ortamda ilgi odağı oluyordu. Boşandıktan sonra eskisi gitmiş yeni bir Gül gelmişti sanki. Rahat, çılgın ve neşeliydi, artık hiçbir şey umrunda değildi. Küçük yaşta evlendiğinden belki de şimdi kaçırdığı yılların acısını çıkartıyordu. Gözüne birini kestiriyor, gidip onunla tanışıyor ve geceyi birlikte geçiriyordu.

O gece tıpkı eski günlerdeki gibi merkezdeki barları gezdiler. Hoşlarına gidenlerde daha uzun takılıp bir şeyler içtiler. Sevgi ve Gül yaz boyu epey gezmişti. İkisi de ciddi bir ilişki istemiyordu, tek istedikleri yaz aşkı yaşamak takılmak ve eğlenmekti. Ciddi bir ilişkiye ne inançları kalmıştı ne de enerjileri. ‘Arızalar hep bizi mi buluyor’ diye hem üzülüyor hem gülüyor, içtikçe içiyorlardı o gece yine.

Girdikleri bir bar hoşlarına gitti. Ortam hem kaliteli hem de yakışıklı cennetiydi onlara göre. İçki ısmarlayıp daha uzun kalmaya karar verdiler. Sevgi bir ara tuvalete gitmek için kalabalık içinde ilerlerken bir anda gözleri tanıdık bir çift gözle buluştu. Gözlerini kaçırıp tuvalete doğru ilerledi. Kalbi küt küt atıyordu. Adam da onu görmüştü kesin. İçi cız etti.

Onunla görüşmeyeli bir yıldan fazla olmuştu. Deli gibi aşık olmuştu ona. Adam da ondan etkilenmişti. Ama adam evliydi ve bir şeyler yaşanamadan öylece kalmıştı. Evli bir adamla ilişki yaşamak Sevgi’nin dünyasına tersti. Bu adamla koşulları eşit değildi ve durumu kontrol edememek onu çok yormuştu. İkisi de kontrolcü ve mantıkçı tiplerdi. Ama Sevgi uzun zamandır ilk kez birinden bu kadar çok etkilenmiş ve ondan vazgeçmek istememişti. Adamdan karısından ayrılmasını istemişti. Ama adamın hiçbir zaman böyle bir niyeti olmamıştı. Onun için zordu hayatını değiştirmek. Pek çok erkek gibi Sevgi’ye defalarca ‘benim için çok önemlisin, çok değerlisin’ demiş ama buna değmeyeceğini düşünmüştü. Bu yüzden adama karşı kızgındı. Bazı geceler akışına bırakıp sadece bu aşkı yaşamaya izin verse de ertesi gün artan sadece mutsuzluğu olmuştu.

Kendini toparlayıp kızların yanına geri dönerken bir el tuttu elinden. Oydu. Kalabalığın ortasında adam ona sıkıca sarıldı. Birkaç dakika öylece kaldılar. Sonra Sevgi kendini çekti. Karısını aradı gözleri. Karısının olmadığını öğrendi. Bir çocukları olmuş, karısı bebekle otelde kalmıştı. İçi bir kere daha cız etti. Ona karşı hala kızgındı ve konuşmak istemiyordu. Hoşçakal diyerek kızların yanına yöneldi. Adamın arkasından gelmeyeceğini biliyordu. Gelmedi de…

Su ve Gül ise yan masadakilerle tanışmış sohbet ediyorlardı. Gül olmasa Su hayatta böyle bir şey yapamazdı. Yanlış anlaşılmaktan çekinir, kendini kasardı. Önceleri bu durumda kendini suçlu hissetse de zamanla yeni insanlar tanımanın sohbet etmenin kötü bir şey olmadığını öğretmişti kendisine. Ne zaman yurt dışı seyahatine çıksa insanların bar ortamlarında birbirleriyle sohbet ettiğini, kasmadığını görüyordu. Fark etmişti ki, sadece kendisi değil Türkler genelde böyleydi, rahat değillerdi, başkalarının ne düşündüğüne o kadar çok odaklanıyorlardı ki kendileri olamıyorlardı.

Kim bilir kocası Deniz kimlerle tanışıyordu seyahatlerinde. Çok seyahat ediyor, dünyanın pek çok yerinde eğitimler veriyordu. Artık kadınlar da rahattı, gelip tanışıyorlar flörtleşiyorlardı. Çekici karizmatik bir adamı yalnız bırakmadıklarını tahmin ediyordu. Tabii o ne yapıyordu bunu bilemezdi. Düşünmek bile istemiyordu. Ona güvenmekten başka çaresi yoktu. Kocasını çok seviyordu ve onu kaybetmek asla istemezdi. 

Yayın tarihi: 31.08.2012
13 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (7)

Hayat zaten bir oyun değil mi? Bence flörtleşme oyunları diğerlerine göre daha masum çünkü herkes birden fazla hayat yaşıyor.Bunu insanların birbirini aldatması adına söylemiyorum.Bir hayatın bazılarına yetmeyeceğini görüyorum.Aşk tutku ve heyecan ister.Bazen değişiklik ister.Her karşılaşma yeni bir başlangıçtır.Kasmamalı.Bazen hiçbir şeyi düşünmemeli.İnsan içinden geldiği gibi,olduğu gibi yaşamalı.Hiçbir şeyi düşünmeden.

09.09.2012 22:02:13 cagdas engin

Bu sizin hayatınız ve çevrenizde olan gerçek hikayelerde olabilir,kurgu da.burdan yola çıkarak gerçek hayatta karşıma çıksa bu kadınlar şöyle olur böyle olur diye ahkam kesmek de kolay.Ama inandırcı değil.Bu vesile ile yazınıza yorum yazan Orkun Bey'i cesaretinden dolayı kutluyor ama yazdıklarının zerre kadar inandırıcı olmamasından dolayı kendisine,prensiplerle dolu Arızasız hayatında başarılar diliyorum.

7 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER