Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

DİYET İÇİN KÜÇÜK AMA SAĞLIK İÇİN BÜYÜK BİR ADIM!

 YAZARI TAKİP ET X
M. Turgay Köse’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

METABOLİZMA KALITSAL OLABİLİR AMA...

Aile içinde beslenme alışkanlıkları büyüklerden küçüklere geçer. Bu durum vücut ağırlığındaki benzerlikleri yansıtabilir. Hızlı veya yavaş metabolizma kalıtsal olabilir, fakat beslenme alışkanlıkları kalıtsal olamaz. Vücut ağırlığınızı etkin bir şekilde korumak için eski yeme alışkanlıklarınızı sorgulayın ve şişmanlamanıza neden olan davranışlarınızı belirleyin. Neyi, ne zaman, nerede, neden ve nasıl yediğinizi gözden geçirin. Ardından daha sağlıklı yeme tarzı geliştirmek için bazı değişiklikler yapın. Diyetinizdeki küçük değişiklikler, sağlığınızda önemli farklılıklar yaratabilir.

 AÇ KALARAK KİLO KAYBEDECEĞİNİZİ Mİ SANIYORSUNUZ?

Aç olmak, en güçlü iradeyi bile sabote edebilir. Öğün atlayarak veya düşük enerjili bir diyet uygulayarak vücut ağırlığınızı kontrol edebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Tekrar düşünün. Yapılan bilimsel çalışmalar, öğün atlamanın düşünmeden atıştırmaya ve fazla besin alımına neden olduğunu ve vücudun enerji harcama hızını da düşürücü bir etki sağladığına dikkat çekmektedir. Alınan enerji çok fazla kısıtlanırsa, enerji vücut tarafından daha verimli bir şekilde kullanılabilir hale getirilir ve bu durumda aynı vücut işlevleri için çok daha az enerjiye gereksinim duyulur. Metabolizma hızında görülen bu yavaşlama, vücudun yaşamak için gösterdiği bir adaptasyondur.

AÇLIK HİSSİ SAĞLIKLI BİR SİNYALDİR

Zamansızlık, isteksizlik, yemek yemeye vakit bulamamak, nakit para bulundurmamak, geç uyanmak, yalnız yemekten hoşlanmamak, diyet yapıyor olmak, aç hissetmemek gibi birçok nedenden dolayı insanlar öğün atlamaktadır. Açlık hissinin sağlıklı bir sinyal olduğu düşünülmeli ve bu sinyalleri reddetmek yerine kabullenmek gerekir. Kahvaltı etmemenin gerekçeleri arasında ise; erken saatlerde aç hissetmemek, vakit bulamamak, kahvaltının kilo aldıracağını düşünmek, alışılmış kahvaltılardan hoşlanmamak ve seyahat programına uymadığını bahane etmek vb yer almaktadır.

ANA ÖĞÜNLER GEÇİŞTİRİLİYOR

İş yerinde, arabada, televizyon seyrederken, maç izlerken veya sinemada atıştırma çoğu bireyin yaşam tarzı haline gelmiştir. Çoğunlukla yağlı, şekerli ve yüksek enerjili besinlerle yapılan atıştırmaların sonucunda ana öğünler geçiştirilmektedir. Bu durumda gün boyunca ihtiyaç duyulan besin öğeleri yetersiz alınmaktadır. Halbuki atıştırmalık besinler dikkatli bir şekilde seçildiğinde sağlıklı ve keyifli bir yaşamı olumlu yönde etkilerler. Günümüzde çoğu insan, günde 3 öğün şeklindeki beslenme tarzını bırakmış durumdadır. Bunun yerine, günün hızlı yaşam koşullarına daha uygun olan az ve sık öğün tüketim yolunu seçmişlerdir. Tüketilen bu küçük porsiyonlardaki yemekler, atıştırmalık besinler değildir.

SIK ARALIKLARLA DAHA AZ ENERJİ TÜKETİMİ

Ara öğün veya küçük yemek tüketimi aslında yeni bir buluş değildir, birçok ülkede geleneksel yeme kültürlerinin bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Geleneksel İspanyol yemeklerinde çok çeşitli küçük porsiyonlu yemekler “tapas” olarak sunulmaktadır. Mısır, Yunanistan ve ülkemizde de bunlar, “meze” olarak sunulmaktadır. İtalya’da ise küçük yemekler veya “spuntino” mini bir pizza, domates ve peynirli ızgara ekmek veya ufak et ve sebze parçaları şeklinde olabilmektedir. Çin mutfağında “kalbe dokunmak” anlamına gelen “dim sum” yumurta köfteleri ve buharda pişirilmiş hamur tatlısı vb bu çeşit yemeklere birer örnektir. Sık aralıklarla daha az enerji tüketimi, fazladan enerji harcanmasına neden olabilmektedir. Besinleri kısa süreli yeme ve sindirmenin termojenik diğer bir deyişle kalori yakan bir etkisi vardır.

ARA ÖĞÜN TÜKETİMİ YARARLI BİR ALIŞKANLIKTIR

Akıllıca düzenlenirse besin öğesi açığını kapatır, ana öğünlerdeki enerji alımlarına destek olur ve açlığı kontrol etmeyi sağlar. Fakat ara öğünler için hazırlanan bazı besinlerin yağ ve şeker içerikleri çok yüksektir. Bu nedenle beslenme konusunda yeterli bilgiye sahip olmayan çoğu insan ara öğünler konusunda suçluluk duymaktadır. Onlara göre ara öğünler, sağlıklı beslenmenin bir parçası olmak yerine şüpheyle bakılan bir beslenme şeklidir. Bazı popüler inanışlara göre; ara öğünlerin kişiyi yağlandırdığı, diş çürüklerine neden olduğu, iştahı olumsuz yönde etkilediği, keyif veren besinlerin sağlıklı beslenmede yerinin olamayacağı vb görüşü hakimdir.

ZAYIFLAMAK UĞRUNA ÇOK BÜYÜK PARALAR HARCANIYOR

Unutulmamalıdır ki; hiçbir atıştırma, ara öğün, ana yemek ya da günde bir defa fazla yağlı yemek tüketmek sağlığı etkileyemez. Önemli olan, uzun dönemdeki besin seçimleri ve yeme şeklidir! Günümüzde her yıl zayıflamak uğruna çok yüksek paralar harcanmaktadır. Özellikle yaşam tarzını değiştiremeyen kişiler için hızlı ve kolay kilo verme karşı konulması güç olan bir fikirdir. Bilimsel olmayan diyetlerin etkisiz olmasına karşın, kilo verme fikrinin cazibesi bir diğerini deneme isteğini doğurmaktadır. Sonuç? Boşa harcanan paralar, tekrar alınan kilolar, başarısızlık hissi ve bazen de sağlığa verilen zarar. Sürekli anlamsız diyetleri deneyen kişilerde kilo kontrolü çözümlenemeyen bir problem haline dönüşmektedir. Vücudunuzu akordeon gibi daraltıp genişletmeyin!

HER BAŞARISIZ DİYET KİLO VERMEYE KARŞI DİRENÇ OLUŞTURUR

Şişmanlık problemi olan kişilerin pek çoğu, bir diyet programı öncesi ve sonrasında, normalde yediği miktardan daha fazla yemektedir. Diyet programının ardından, metabolizma eski hızına uzun bir sürede döner. Bu nedenle her başarısız diyet, kilo vermeye karşı direncin biraz daha güçlenmesi anlamına gelir. Sık sık diyet yapmanın en olumsuz tarafı, her diyet denemesinde kilo kaybetmenin bir öncekinden daha zor olmasıdır. Sürekli diyet yapanlar bir yandan daha kolay kilo alırken, diğer yandan daha zor kilo verirler. O nedenle şişmanlık problemi olan kişiler zayıfladıktan sonra mutlak surette kilo koruma programına alınmalıdır. Herhangi bir zayıflama programı, ancak kaybedilen ağırlık iki yıl süreyle korunabildiği takdirde başarılı olarak tanımlanabilir.

Yayın tarihi: 10.07.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.