Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

MENİM NAYLON TARAĞIM VAR!

 YAZARI TAKİP ET X
Gülin Kayalı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Gülince Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Uzmanı
UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Erzurum Radyosu’ndan arkadaşımla konuşuyordum. “Ne yazacaksın” sorusunun ardından hemen, “Bu konuştuğumuzu yazsana” dedi.

Ben de öyle yaptım.

Ankara’da yuvada çalışırken, çocuklara farklı etkinlikler düzenlerdik. Cuma günü serbest oyuncak günüydü. Çocuklarımız bugünü biraz abartıp “Bak bende ne var, senin de var mı?” diyecekleri oyuncaklar getirmeye başladılar. Biz de etkinliği sınırlamak zorunda kaldık.
Çocuklar 3-6 yaş döneminde, kendilerine üstünlük sağlamak, ayrıcalık yaratmak için, yeni giysilerini hemen giymek, yeni alınan oyuncağı göstermek isterler. Giyemez, gösteremezlerse de, sözlü olarak ifade ederler; “Babam yeni araba aldı, kocaman” gibi... 7-8 yaşa kadar sarkabilen bu davranışlar anormal değildir. ‘Onaylanma, kabul’ duygusu, çocuğun psiko-sosyal gelişimi için önemlidir. Biz yetişkinler çocuğun bu davranışlarına ne çok abartılı tepkiler göstermeliyiz ne de büsbütün görmezden gelmeliyiz. Benim çok sevdiğim ‘Kararınca’ sözcüğü, tam da burada olması gerekeni anlatır.

İNSAN RUHU, EKSİĞİN TAMAMLANMASI PRENSİBİYLE ÇALIŞIR

Vaktinde ve yeterince ‘Onay’lanmamış, ‘Kabul’ görmemiş çocukların yetişkinlikleri ne kadar problemliyse; bu duyguları abartılı düzeyde yaşamış olanlar için de geçerlidir aynı durum. Bu dönemi sağlıklı yaşayamayan çocuk, yetişkin olduğunda da “Bak benim neyim var” tavrından kolay kolay kurtulamaz. Akıllı iletişim cihazlarının yaygınlaşmasıyla, böyle davranışları son zamanlarda çokça görür olduk. Ruh sağlığımız, zaman zaman onaylanmayı gerektirir, hatta övülmeyi… ‘Sen beni meth etmezsen, ben de kendimi överim’ diyebilir insan.

Eşinden ayrılan bir arkadaşım, söz kocalardan açılınca hemen lafa atılır, ‘Yatağıma kahvaltımı getirir, kahvenin yanına güller koyar’ derdi.

Aslında ne koca vardı ne de güllü kahve. Yani yer demir, gök bakır! Şimdilerde, ‘Olan var olmayan var’ demeden sofraları sergilemeye başladık. Bir de, ‘Masa bozulmadan çekelim’ gayreti var. Sofra kuralım, sohbet edelim, fotoğraf da çekelim tabii, ama abartmadan! Yoksa hepimizin hâli, türküdeki gibi;

‘Menim naylon tarağım var görmeye gelin güzel’…

İnsanlar, yaşadıkları güzel günleri keyifle anlatır. Her ânı kayıt altına alınca, anlatacak ne bırakırlar ileriye, bilemem! Benim zorum sizle, yetişkinlerle değil. Bunları yaparken çocuklarımıza örnek oluyoruz. Zaten oyuncağın yerini alan elektronik cihazların yeri daha da pekişiyor.

Anılarını, ilişkilerini, paylaşımlarını çoğaltırsak, ileride daha sağlıklı bireyler olacaktır çocuklarımız. Sergilemek için değil paylaşmak ve tadını çıkarmak için kuralım sofralarımızı… Çocuklarımızın da şahitlik edeceği, güzel anılar biriktirelim dostlarımızla…

Yayın tarihi: 30.05.2016
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.