Gülin Kayalı
Gülin Kayalı
Gülin Kayalı

Hayal gücümüzü budamayın

Torbalar dolusu getirdiğimiz hayallerimizi yavaş yavaş yitirdi

Haberin Devamı

Çocukken, evcilik oynarken hepimiz olmayan sofralara oturduk, olmayan yemekleri yedik.

Sanki gerçekten yemek varmış gibi o tadı alarak da yedik içtik.

Hatta kapıyı çalan(!) arkadaşlarımızı da o sofrada ağırladık.

Ne güzeldi…

Ne kadar güzeldi…

O olmayan şeyleri olmuş gibi yaşarken, aradan geçen zamanda neler oldu da neleri yok ettik!

Büyüdük çünkü…

Büyümek, hayalleri de yok etmek midir?

Resimlerimizde güneşi yeşil çizdiğimizde bizlere, çocukluğumuza ‘’Hayır, bak tatlım güneş sarı olur!’’ dediler.‘’Senin de güneşin yeşil olsun, mavi olsun, istediğin renk oIuversin’’ demediler.

Demeliydiler!

Ama onlara da DENMEMİŞTİ…

Denmeyeni diyemediler…

Denenmeyeni deneyemediler...

Torbalar dolusu getirdiğimiz hayallerimizi yavaş yavaş yitirdik…

Oysa hayallerimiz bize;

İstediğimiz yere gitmeyi,

Haberin Devamı

İstediğimizi özgürce yapmayı sağlıyordu.

Anne ve babamız bize çok, daha çok şey verme adına;

Çok çok oyuncaklar aldılar.

Daha yüksek notlar almamız için bütçelerine göre ‘’katkıda’’ bulundular.

Doğruyu göstermek adına önce olumlu sözlerle başlayıp sonrasında ‘’ama bir de şunu yapsaydın , bir de bunu unutmasaydın’’ dediler.

Bir cümlenin neresine “ama” gelirse gelsin önceki ifadelerin tümünü yuttuğunu bilemediler…

Aslında, sadece izleselerdi,

Becerileri takdir etselerdi,

Gayrete izin verselerdi,

Hemen müdahale etmeselerdi,

Daha iyi olmaz mıydı?

Gazete kağıdını bantla yapıştırıp top yapsaydım,

Annemin mutfak önlüğünü pelerin yapıp, prens ya da prenses olsaydım,

Mandalları kulağıma takıp küpe yapsaydım,

Güneşim bazen mavi bazen yeşil bazen de mor olsaydı,

Hep kendime ‘’daha...’’ sorusunu sorsaydım,

Eksiklik karşısında ‘’Bunun yerine ne koyabilirim? ya da ne yapabilirim?’’ deseydim,

Daha iyi olmaz mıydı?

Ben ben olarak kalmaz mıydım?

Sen sen olarak kalmaz mıydın ?

Sen ve ben oldukça

BİZ olmaz mıydık ?

Olamadık…

İyi mi olduk ?