Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÇÜNKÜ HAYAT SEVER RÖVANŞ ALMAYI…

 YAZARI TAKİP ET X
Gülin Kayalı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Gülince Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Uzmanı
UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Çoğunluğa göre, çocuklar yalnızca oyun oynar, anne babalarının sözünü dinlemezler.

Hatta eskisi gibi bir arada oyun oynamak yerine, hepsi tek tek büyük bir yalnızlık içinde ekranları arkadaş edinmişlerdir günümüzün çocukları…

Yemek yemek istemez, kurallara direnir çocuklar…

Ödev yapmak dünyanın en zor işidir onlar için…

Uyunacak vakitte uyumamak, kalkılacak zamanda uyumak da ilk (!) işleridir.

Doğruyu göstermezseniz çocuklarınıza, yanlışları katmerlendirir, büyütürler…

“Hep benim dediğim olsun…” cümlesi hayatlarının amentüsüdür günümüz çocuklarının…

Çocuklar…

Çocuklarımız…

Bizim çocuklarımız…

Ağacımızdan düşen meyvelerimiz…

Anne babaların masum görünen çabaları da aslında birbirinin aynıdır.

Ama sonuç her ailede çok farklı olur zaman içinde...

Konuşup anlatmaya gelince pek sever anne babalar büyük laflar etmeyi; çocukları “iyi bireyler olsun, keyifli çocukluk yaşasın, ileride kendine ve vatanına yararlı işler yapsın” cümleleri misali…

Oysa kendine yararlı olamayan vatanına da yararlı olamaz ki…

Evin içinde küçücük bir işin ucundan tutmayı öğrenmeyen çocuk, büyüdüğünde vatanının meselelerinin de ucundan tutamaz ki…

***

Sizlere televizyonda izlediğim bir kareyi aktarıyorum.

Gazeteciler çocuk oyuncuyla konuşuyor. ‘"Nasıl gidiyor?’’ sorusuna çocuk oyuncunun verdiği yanıt eksiksiz biçimde şöyle:
"Valla setten geldim, yemek yemek için."

Gazeteciler dizi hakkında soru soruyor, çocuk ise ‘’İzleyin’’ demekle yetiniyor.

Gözünüzü kapatın, bu röportajı izlerken sesi kalınlaştırın.

Bu cümleleri bir çocuğun kurduğuna inanamazsınız.

Bunlar, bu cümleleri kuranlar hormonlu çocuklardır.

Ve hormon, er ya da geç doping gibi bünyeyi tahrip eder.

Yapmayın, yapmayalım ne olur!

Bu çocuğun daha o yaşında böyle büyük laflar etmek yerine anne-babasına bir oyuncağı aldırmak için tutturması inatlaşması gerekir. Çünkü bir çocuk çocukluk döneminde yetişkin gibi davranırsa, ileride yaşayamadığı bu çocukluk dönemine mutlaka geri döner.

Ve bunun sonuçları çok acı olur.

Ve kıyamet de böyle kopar.

Çünkü artık o büyümüş de küçülmüş çocuk evlenmiştir, bir işi vardır, yetişkin kategorisindedir fakat çocuklukta yaşadığı yetişkinlik, yetişkinlikte yaşanacak çocuksu davranışlarla öcünü mutlaka alacaktır.

Hem de etrafındaki herkesten…

Aileler böyle dağılır.

İflaslar böyle başlar.

Alkole sığınmalar böyle böyle olur.

Çalışma arkadaşlarını anlamayan, hayat arkadaşını önemsemeyen, içindeki eksikliği farklı şekillerde telafi etmeye çalışan çocuk- yetişkindir artık o kişi.

Oysa insan ya çocuk olmalıdır…

Ya da yetişkin…

Çocuk yetişkin dediğimiz şey bir trajedinin adıdır.

Hepimizin sık sık tanık olduğu gibi, 50-60 yaşlarındaki bir adamın evini bırakıp, çocuğu yaşındaki biriyle hayata yelken açmasının (!) arkasında da bu travmatik gerçek vardır çoğunlukla…

"Artık kendimi yaşayacağım’’ cümlesi çok anlamlı (!) dursa da hakkıyla yaşanamamış çocukluk günlerinin trajik çığlığıdır.

Çünkü hayat sever rövanş almayı…

Yaşanmamış ya da yaşansa bile düzgün atlatılmamış dönemler geri dönerek tekrar kendini hatırlattığında da ahlanıp vahlanan yaşlı anne babalar için de vakit geç olmuştur. 

Yayın tarihi: 22.09.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.