Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

ÇOCUK VE GÜVEN

 YAZARI TAKİP ET X
Gülin Kayalı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Gülince Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Uzmanı
UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

“BABA; SEN BÜYÜKLERİN DÜNYASINDA KOCAMAN YER KAPLAYABİLİRSİN AMA BENİM DÜNYAMDAKİ YERİN ŞU BASKETBOL TOPUNDAN BİLE DAHA KÜÇÜK ARTIK…”

Bir çocuğun sağlıklı yetişmesi için en az beslenme kadar sevgi, şefkat, ilgi ve güven duygusuna da ihtiyacı vardır. Anne ve babalar olarak sağlıklı çocuklar yetiştirmek için onlara güven duygusunu olumlu desteklemelerle vermeliyiz. Çocuk yetiştirmek bakıma dayalı bir iş gibi görünse de karmaşık ve özen gösterilmesi gereken bir duygu aktarım sürecidir de aynı zamanda.

Bizler unutmamalıyız ki;

- Her çocuğun kendine özgü bir kişiliği vardır. Çocuk kendi içinde değerlendirilmeli ve asla başkasıyla karşılaştırılmamalıdır. Bazı ebeveynler hayal ettikleri kişinin örneğini çocuklarıyla özdeşleştirme eğilimindedir. ‘‘Ben yaşamadım, o yaşasın” duygusu da ağır basar. Çocuğun istenilen kişilik dışına çıkan davranışları da hata olarak görünür. Bu durumda çocuk içine kapanır, anne ve babayı mutlu etmek adına onların istediği davranışları sergiler. Ya da tamamen reddederek isyankar bir davranışı benimser. Her iki durumda da çocuk kendi doğal davranışını kazanamaz, kişilik gelişimi çok olumsuz etkilenir. Sevgili annem, Fevziye Teyzemin kiracısının kızlarının her şeyini çok beğenirdi. ‘‘Nasıl güzel pasta yapmışlardı, nasıl güzel çamaşır asıyorlar.” Anneme bizi neden övmüyorsun dediğimde, ‘‘İnsanın kendi çocuklarını övmesi çok ayıp” demişti bana… Aslında farkında olmadan bütün kuşaktaşları gibi ayıbın büyüğünü kendisi yapıyordu!

- Çocuğa gösterilen sevgi ve şefkat dengeli, kararlı ve doğal olmalıdır. Bizler sevgiyle disiplini karıştırmamalıyız. Hata ve kusurları görmezden gelmemeliyiz. Kalabalık ailelerde çocuğun cinsi, yaşına göre ayrım yapılmaksızın sevgi tüm kardeşler arasında eşit şekilde paylaştırılmalıdır. Anne babanın çocuklara karşı gösterdiği tutum farklılığında kıskançlıklar, kırgınlıklar kalıcı iz bırakır. Dedem oğlan evlat bulabilmek için beni dokuz teyze sahibi(!) yapmıştı. Dokuz teyzemin de nakaratı hep aynıydı. ”O uşaktı ona verildi, biz hiç bilmedik.” İnsanın yaşı kaç olursa olsun, yaranın kabuk bağlayıp iyileşmesine hiç izin vermez bazen çocuklukta uğranılan haksızlıklar…

- Bizler çocuk eğitiminde beraber hareket etmeliyiz. Anne veya babanın çocuğuyla birleşip eşe karşı çıkması sıklıkla rastlanan hatalı bir durumdur. Ebeveynler çocuğun eğitiminde zaman zaman hataya düşebilirler. Bu doğaldır çünkü yetişkin de çocuğuyla birlikte olgunlaşır. Çocukların önünde onlarla ilgili geliştirilecek tutumlar tartışılmamalıdır. Görüş birliğine varılarak çocuğa tutum geliştirilmelidir. Anne ve babanın iç çatışmaları çocukta güvensizlik yaratır.

- Anne ve baba olarak çocuklarımızı disipline etmek için önce kendi kırgınlık ve kızgınlıklarımızı kontrol altına almalıyız. Yetişkinin bir anda öfkelenip bağırması çocuklarda olan biteni kulak ardı etme eğilimini pekiştirir ve bu DUYGUSAL SAĞIRLAŞMADIR… Kararlı, yumuşak, kesin bir dille davranış çok daha etkindir. Çocuğu gereksiz yere sindirip bastırmak onarıcı değil yıkıcıdır. Ortaokulda İngilizce öğretmenim sınıfa bağırarak girmeyi disiplin örneği sananlardandı. Bir ay boyunca boğazlarından rahatsızlanıp konuşamadığında o günleri bayram ilan ettik. Şubat 1979‘u bu yüzden hiç unutmadım!

- Çocuklarımıza sahip olmak istediği her şey için çaba sarf etmenin heyecanını da mutlaka öğretmeliyiz. Çocuk her isteğinin anında giderilmesini ister bencilce ama bu tarafı eğitilmezse tatminsiz şekilde yaşayan milyonlarca yetişkinden biri olmaya adaydır... Her çocuğa; bekleme, sabretme, emek harcama duygusunu vermeliyiz. Böylece kişilik desteklenir. Oğlum Can, beş gün inşaatta çalıştıktan sonra işçilere daha saygıyla bakmayı öğrenmişti… O büyük emek ve alın teri çok şey ifade etmişti Can’a da…

- Çocuklarımızın başarısızlıkları karşısında güven duygusunu sarsacak konuşma ve davranışlardan kaçınmalıyız. Yakın çevrenin söylediği olumsuz sözler kalıcı iz bırakır. Yıllar geçse de bu sözler asla unutulmaz. Hatalardan çok başarıları dile getirilmeliyiz.

- Çocuklarımızın, bağımsız yapabileceği yetenekleri öne çıkarmalıyız. Çocuk böylece kendi başına bir iş yapmanın hazzını da yaşama fırsatı bulur.

Çocukta güven duygusu anne ve babaların eğitim anlayışına tutumuna disiplinine bağlıdır. Çocuk aldığı değerlerle gelişir ve şekillenir. 

- Bir de son olarak şunu paylaşayım sizinle; Çocuklarımıza yerine getiremeyeceğimiz sözler vermemeliyiz. Yetişkinin ağzından çıkan sıradan sözler çocukta büyük beklentilere yol açar. Gerçekleşmediğinde çocukta güven sarsılır. Arkadaşımın oğlu Egemen bütün bir yıl boyunca babasının kendisiyle birlikte basketbol oynamasını beklemişti sabırla… Her seferinde bir bahaneyle karşılaştığı uzun zamanların ardından babasına herkesin içinde şu cümleleri kurmuştu; “Baba; sen büyüklerin dünyasında kocaman yer kaplayabilirsin ama benim çocuk dünyamdaki yerin şu basketbol topundan bile daha küçük...”

Egemen, durmuş durmuş patlamıştı…

Hem de herkesin içinde…

Hem de çok haklı biçimde…

Hem de meramını o kadar güzel cümlelerle anlatarak…

Ve patlayan basketbol topu değildi…

Bir çocuğun güven duygusuydu ve öyle kolay kolay da onarılamayacaktı…
 

Yayın tarihi: 17.11.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.