Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÇOCUK HASTANEYE YATINCA

 YAZARI TAKİP ET X
Gülin Kayalı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Gülince Çocuk Sağlığı ve Eğitimi Uzmanı
UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bir önceki yazı da çocuk ve hastane ilişkisine değinmiştik. Çocuk ve hastaneyi bir biriyle geçinemeyen ama bir birinden kopamayan iki arkadaşa benzetmiştik. İşte bu arkadaşlığın zorunlu olarak uzun sürdüğü dönemler de yaşanır maalesef. Bazen bu hastaneye giden çocuk orada yatmak zorunda da kalabilir.

Çocuğun hastaneye yatış dönemi 4 yaşından küçükse çocuk mutlaka annesiyle kalmalıdır.

4-7 yaş arası çocuklara ise ne olursa olsun anne babalarıyla sık sık görüşme fırsatı verilmelidir. Bir sonraki görüşe kadar annesine ait eşya ya da aile fotoğrafları da çocuğa iyi gelecektir.

Hastanenin katlanılır duruma gelmesi için oyun odaları düzenlenmelidir.

Yaşıtlarıyla bir araya gelmek, oyunlar oynamak çocukta teklik duygusunu giderir. Kendi gibi arkadaşlarını görmek her çocuğu rahatlatır.

Hastanenin yoğun temposuyla göz ardı edilen yanlışlardan biri de yapılan işlemlerin çocuğa anlatıl(a)mamasıdır. Çocuğun bedenine yapılacak işlemler onun anlayabileceği dilde anlatılmalıdır. Bu yaklaşım İş birliği yapmayı ve dayanıklı olmayı sağlar. Ayrıca çocuğun güven duygusunun zedelenmesinin önüne geçilmesini sağlar. Çünkü çocuklar da ne kadar küçük olursa olsun kendisine yapılan işlemlerle ilgili doğru bilgiyi öğrenmeyi hak eder. Canın hiç acımayacak lafından sonra iğnenin batması çocukta büyük tepkiye yol açar. 

Bu söz bana oğlum Can’ı sünnet ettirme merasimini hatırlatır her zaman. Can 6 yaşında sağlık nedeniyle sünnet olmak zorunda kalmıştı. Yapılacak tüm işlemleri anlatmıştık. Ameliyathaneden çıktıktan sonra "Ama anne iğne çok büyüktü “demişti. Büyük sözü birçok duyguyu barındırıyordu. "Çok canım acıdı, bu kadar da tahmin etmemiştim gibi…" Şimdi bile bu anı yazarken gülümsüyorum , Can’ın canı yanmıştı ama bana olan güveni sarsılmamıştı. Çünkü ona yaşayacaklarını söylemiştim.

Ağrılı işlemlerden önce çocuğa ne yapılacağını onun anlayacağı dilde anlatılmalıdır. Bilmek onun hakkıdır. Diş hekimine gitmesi gereken küçük bir hemşehrimiz gelmişti evimize. Tedavinin ardından ilk söylediği söz ”Bilama acıyacağını sanmıştım. Bir kuis bir kuis etmek istedim ki. Tercüme edecek olursak "canımın az acıyacağını sanmıştım, ama öyle olmadı avazım çıkıncaya dek bağırmak istedim.” Haklıydı da... Ağzı uzun süreli açmak üstüne üstlük canını acıtmak sonuç iyi olsa da , sevimsizdir.

Ana babaların desteğinden de yararlanılmalıdır, hastaneye yatışta.

Çocukta zaman kavramı oluşmadığından hastaneye yatmadan 1-2 gün önceden söylenmelidir. Çocuklar çok ağlıyor diye ana babalar tarafından hastaneye çok sık götürülmek istenmezler. Fakat bu yanlıştır. Anne ve babasını uzun süre görmeyen çocuk daha az ağlar ama içinde büyüttükleri çok daha fazladır. Kaygılanır, terk edilmiş duygusunu yaşar. Uzun yatışlarda ANNE YOKSUNLUĞUNA benzer belirtiler gösterebilir. Çevreye ilgisi azalır, olduğu yerde sallanır,  başını vurmaya başlar. Böyle sonucu hiç istemeyiz.

Resim yaptırmak, yaptığı resim hakkında konuşmak çocuğu rahatlatır. İçini resimle dışa vurması hastanenin onda yarattığı duygunun sözleridir. Bu ona iyi gelir. Çocuklar yaptığı resimle de konuşur.

Yıl 1983 hemşire okulundayım. Çocuk servisinde sürekli ağlayan bir çocuğum vardı. O zamanlarda serviste çocuklar için renkli renkli kalemler yoktu. Bu anlattığım size çok yaşlı birinin hikayesi gibi gelse bile durum buydu. Tahlil kağıdının arkasını çevirerek önce ben bir şey çizdim. Sonra odadan çıkıp onun devam edip etmediğini gözledim. Karalamaya başlamıştı. Ne resmi yaptın dediğimde “Arabaya binip annesiyle babasının onu almaya geldiğini” anlattı. Orada sadece anne ve baba figürü vardı. Ama o görünen resmin arkasını otobüse binip geliyorlar bana oyuncaklar getiriyorlar diye uzun uzun tamamlamıştı. Hem ebeveyne kavuşacak hem de ödüllendirilecekti. Talebi buydu.

O zamanlar sadece onu oyalamak için yaptığım şeyin ruhunu sağaltmasına yardımcı olduğunu bilseydim daha da özenli olurdum.
Hastaneye yatış dönemi olumsuzlukları aza indirgediğimizde, çocuğun kişiliğini güçlendiren bir tecrübe de olabilir.

Bazen çocuktaki müdahaleler çok iyi sonla noktalanmayabilir. Bu konu çok önemli olduğundan bunu da bir sonraki yazıda yazmak isterim.

Sağlığımıza, çocuklarımızın sağlıklarına dikkat edelim. 

Yayın tarihi: 03.11.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.