Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

SENSİZ OLMAZ

 YAZARI TAKİP ET X
Göksu Telmaç’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

'Sensiz Olmaz' dizisi, izleyen herkesin empati becerilerini zorlayacak kadar etkili bir konuyu işliyor. Herkes “Ben o anne babanın yerinde olsam ne yapardım?” diye düşünmeden edemiyor.

Anne-babaların en temel duygusu yeri geldiğinde çocuğunu kendi canından önce düşünmeleridir. İhtiyaçlarının, hayallerinin bile önünde tutarlar çocuklarını.

Bu dizide de boşanmış ve yeni birer evlilik yapmış bir çiftin, oğullarının yakalandığı hastalıktan kurtulabilmesi için bir çocuk daha yapmak zorunda kalmaları ele alınıyor.

Boşanma başlı başına ruhsal bir göçtür. Sahip olunan eş rolünü bırakmak, sadece anne-baba olarak yola devam etmektir. Bırakılan eş rolünden sonra çiftler eski duygularından, sevgilerinden de uzaklaşırlar. Zaman ve yaşananlar onları birer yabancı yapar. Bir de boşanmaya neden olan olaylar, öfkeler, pişmanlıklar işin içine girince duygusal içerikler kaybolur.

Ama insan anne-baba olmayı bırakamaz, bırakmamalıdır. Kötü istisnalar olsa da boşanan çiftler en azından haftada bir çocuklarıyla görüşmek arzusu içine girerler.

Her çocuk hayata gözlerini anne-babasıyla birlikte büyüme lüksü ve hakkıyla açar. Yaşananlar ondan bu lüksü alsa da duygusal ihtiyaçları azalmaz. Problemler yaşadığında, korktuğunda, yalnız hissettiğinde de, mutlu ve gururlu olduğunda d yanında anne-babasını görmek ister.

Boşanmış da olsa çiftler, böyle bir durumda duygusal açıdan bakmayı bir kenara bırakmalıdırlar. Öncelikle biyolojik sorumlulukları olduğunu, çocuğunun duygusal ihtiyaçlarından önce biyolojik olanlarını yerine getirmek zorunda olduklarını unutmamalıdırlar.

Bu gibi zor durumlarda birbirlerine öfkeyle, tehditle değil, profesyonelce ve destekleyici davranmaları gerekir. Gerekirse psikolojik destek alıp çocuklarının yanında nasıl olmaları gerektiğini de daha net görebilirler.

Bu çiftin yeni eşleri için ise durum daha da karmaşıktır. Boşanmış kişilerle evlenen bireyler eski eşleriyle görüşmelerini, bir araya gelmelerini bile istemezken, birlikte olmalarını ve bir çocuk yapmalarını kabul etmeleri çok zordur. Bu noktada yapacakları en sağlıklı şey empati kurmaktır. Bir çocuğun geleceği, hayatı, hayatta kalması için yapılacak bu biyolojik işbirliğine duygusal anlamlar yüklemek kimseye fayda sağlamaz.

Evlenirken, söylendiği gibi iyi günde kötü günde olmaya söz verirken bu kadar kötü günleri bile düşünmek, bir çocuk dünyaya getirirken ömür boyu bitmeyecek sorumluluk anlaşmasına imza atıldığını bilmek ve buna hazır olmadan adım atamamak gereklidir.

Yayın tarihi: 03.11.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

Allah kimsenin başına vermesin vallahi çok zor bir durum ama çocuk için her şeye değer bence, gözümü kırmadan ben de aynını yapardım.