Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

DİNLİYOR MUSUNUZ?

 YAZARI TAKİP ET X
Göksu Telmaç’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Giderek susuyoruz...

Yalnızlaşıyoruz.

İlerleyen teknoloji, cebimize, evimize giriyor, bir tıkla her şeyi yapıyoruz, paylaşımlar, beğeniler, espriler, oyunlar, rekorlar derken...

Daha da içe dönüyoruz. Harika bir sosyal paylaşımcıyken, inanılmaz kötü birer sosyal varlığa doğru gidiyoruz.

Durum bu kadar vahim mi?

Bence öyle!

BİR GÜNÜNÜZ NASIL GEÇİYOR?

Eğer sabah uyanır uyanmaz yaptğınız ilk şey telefonu şarjdan alıp sanal bir tur yapmaksa, kahvaltıda ailenize değil tabletinize odaklanıyorsanız, çocuklarla oynamıyor ve eşinizle başbaşayken yüz yüze bakmıyorsanız bir durup düşünmekte fayda var.

Çevrenizdekiler susuyorsa, durum vahim demektir.

Bir deneme yapın ve bir gün boyunca insanlarla yakın olmayı deneyin. İletişim kurun ve onlarla ilgilenin.

Aldığınız tepkiler şaşkınlık, ilgisizlik, kaçma, yok sayma ya da aşırı sevinç olacaktır.

Günümüzde çoğu birey, iletişim eksikliğinden, kötü giden ilişkilerden şikayet eder. Eşiyle konuşamadığını, çocukların çok uzak olduklarını, annesiyle bile istediği diyaloğu kuramadığını anlatır.

Bu durumda herkes daha yakın olmak ve konuşmak ister. Fakat bu döngüdeki kendi rolünü pek düşünmez. Çevresindekiler neden ve ne zaman bu role girmişlerdir. Buna yatkınlıkları olsa bile şartların oluşmasında kendi rolü nedir? Bunu atlamak yerine genel şartlarıyla ele almak gerekir.

SADECE KONUŞMAK YETMEZ. HATTA FAZLA KONUŞMAK KARŞIDAKİNİ SUSTURUR.

Çift, tartışıyor. Ama erkek hiç konuşmuyor. Kadın kocasına bağırarak neden tek kelime etmediğini soruyor. Erkek “Çünkü sen tüm kelimeleri kullandın” diyor.

Çocuk okuldan geliyor ve gününün nasıl geçtiğini anne babasına asla anlatmıyor. Fakat bakıcı teyzesine saatlerce detay veriyor.

Konuşmak, kendini anlatmak, problemleri ifade edebilmek harika becerilerdir. Ama dozunda kullanılmadığında suçlama, hükmetme ve uzaklaştırma aracına dönüşürler Burada kelimelerin yanında beden dili, ses tonu ve jestler de çok önemlidir.

İLETİŞİM BİR ETKİ-TEPKİ MEKANİZMASIDIR

Eğer anneniz sizi aradığında onunla zorunlu ve soğuk konuşuyorsanız, sizi daha az arayacaktır.

Eğer çocuğunuzla geçirdiğiniz tek vakit tablet oyunlarıysa, çocuğunuzun tek hobisi de tablet olacaktır.

Eşiniz sizinle sohbet etmek istediğinde, bunu gereksiz görüp esgeçerseniz, sonunda cinsel hayatınız da dahil olmak üzere tüm ilişkiniz zedelenecektir.

İLETİŞİMİN ÖNÜNDEKİ ENGELLERİ KALDIRIN

Sağlıklı iletişimin önündeki tek engel tabii ki teknoloji değildir. İnsanların, sosyal birer varlık oldukları halde bağlarının kopması, ihtiyaçların karşılanmaması, yoğun iş tempoları, maddi sorunlar gibi pek çok etken sayılabilir. Ama öyle düşünüyorum ki hemen hiçbir etken, aşağıdaki önerileri uygulamaya engel değildir.

Önce kendinizi dinleyin. Günde iki üç dakika da olsa iç sesinizi takip edin. Ne diyor? Kaygıları neler? Neye takılmış? Ne olsa rahatlar?

Kendinize iyi bakın. Hayatı, vücudunuzu, sağlığınızı ciddiye alın. Çok özel ve biricik olduğunuzu, kendinize hatırlatın. Hayat böyle davranmıyor mu? O zaman hayatınızı yönetin!

Eğer hala hayattalarsa anne babanızı arayın. Onları şaşırtacak kadar uzun bir telefon konuşması yapın. Öfkeden, sitemden uzak, onları sabırla dinleyerek konuşun.

SEVGİ KONUSUNDA CÖMERT OLUN

Boşanmak üzere olan bir çift, iletişim konusunda yol kat edemiyordu. Bir gün adam eve gelip karısının karşısına geçti. Kızardı, tıkandı en sonunda “Seni seviyorum ben” dedi. Karısı, ağlayarak tüm seanslar ve evlilikleri boyuncaki en iyi çabanın bu olduğunu söyledi.

Çocuklarınıza da her gün muhakkak onları sevdiğinizi söyleyin.

Arkadaşlarınızı ertelemeyin.

Çağımızın masum yalanı: “Peki o zaman haftaya muhakkak haberleşelim. Gün kararlaştıralım.”

Bu ifadeler, gerçek sosyallikten bir adım daha kaçmanın kılıfları olmaya başladı. Oysa eskiden

“Haftaya cuma akşam sekizde bekliyoruz. Çocukları da alın birlikte yeriz.” Netliğinde programlar yapılırdı.

Sadece bir akşam televizyonu kapatın!

Haftada bir akşam televizyonu ve tabii ki elektronik aletleri hiç açmayın. Bu öneriye kulak verenler önce bir boşluğa düştüklerini, ne yapacaklarını şaşırdıklarını, ardından “eski günlerdeki” gibi oyunlar, sohbetler, vb. yaparak çok mutlu olduklarını anlatıyorlar.

Özellikle çocuklu aileler, elektrik kesildiğinde çocukların mum ışığından ve sohbetten keyif aldıklarını bilirler.

İşten döndüğü halde telefonu susmak bilmeyen baba, bir karar aldı. Telefonunu sessize almak! Ve halıda kızıyla oynamaya başladı.

Telefon titreşimle çalıyor ama baba kalkıp bakmıyordu.

Sonunda kızı babasına şöyle dedi:

Babaaa? Teşekkürler!

Bence alınabilecek en güzel ödülü almıştı.

Sizler de yeni kararlar alın ve hayata dönün. 

Yayın tarihi: 28.04.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.