Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

CİNSELLİĞİN BELİRLİ GÜN VE HAFTASI OLUR MU?

 YAZARI TAKİP ET X
Gökçen Erdoğan’ın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Gizli Kapaklı Şeyler Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Cinsel Terapist
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Cinsellikle ilgi algı toplumdan topluma ve elbette bireyden bireye değişiyor. Ve size şaşıracağınız bir bilgi; pek çok insan cinsel birlikteliğin yalnızca üremek için yaşandığını ve yaşanabileceğini sanıyor.

Dünyanın eğitim seviyesi düşük, alt sayılan sosyo-kültürel yapıdaki toplumlarında aşırı sayıda çocuk sahibi olmanın nedeni de bu; cinsel birleşmenin hazzından uzak duramayan ve üremeyi bunun engellenemez doğal sonucu sanan insanlar. Hazla henüz tanışmamış ve cinsel birlikteliğin her şeyden önce bireysel keyfi ve mutluluğu, bununla birlikte partnerle keyif ve mutluluğu amaç ve aynı zamanda sonuç edindiğini bilmeyen şanssız insanlar.  Bakabileceğimiz kadar çocuk sahibi olmanın önemini bir kez daha vurguladıktan ve üreme amaçlamadığımız cinsel birlikteliklerin olmazsa olmazı doğum kontrol yöntemlerinin ‘iyi ki var’lığını hatırlattıktan sonra gelelim, üremeden bağımsız haz algısının neden böyle yanlış ve eksik yerleştiğine.

Birkaç yıl önce seanslarımdan birinde iyi eğitim almış bir kadının cinsel isteksizliğinin derindeki temelinde çocuk sahibi olmak istememesinin yattığını fark ettiğimde kısa süreli bir şaşkınlık yaşamıştım, dün gibi aklımda. Eşiyle son derece renkli ve fantezilerle dolu 6 ayı geride bırakmış, gebe kalmasıyla birlikte yatak odalarındaki aşırılıklardan uzaklaşmış ve gebeliğin son aylarında cinselliği tamamen bitirmişlerdi. Ve kadın, tek çocuk sahibi olmak istediği için doğum sonrası vajinayla penisin o arsız suç ortaklığından neredeyse tiksinir hale gelmişti.

Uykusuz gecelere, bebek sesine, sorumluluğa ve yorgunluğa doyması nedeniyle erkeğine de doymuştu, öyle sanıyordu oysa yanılıyordu.

Bu, beyninin ve kalbinin ona oyunu ve aklının atladığı bir satırın en önemli cümlesinden kaynaklıydı. Eğer çocuk sahibi olmayı düşünmüyorlarsa yalnızca erkeğin sarsılarak boşaldığı ve çılgınca rahatladığı, kadınınsa uyarıldığı, ıslandığı ve yer yer inlediği hafif zevk gecelerine izin vardı. Zihnindeki yanlışlığı düzelttiğimizde, onu boşanmakla tehdit eden ve başka biriyle fantezi dolu gecelerine dönmeye meyleden eşini yeniden kazandı.

DOĞURMAK YOKSA SEVİŞMEK NİYE?

Kırsal kesimlerde doğum kontrol yöntemlerine hakim olunmamasının nedeni de bu. İnsanlar, doğurmak ve sevişmeyi ayrılmaz bir ikili sanıyorlar. Sevişmek olmazsa doğurmak olmaz (yeni teknoloji imkanlarını saymazsak) evet ama doğurmak olmasa da sevişmek olur pekala.

Cinsel birlikteliklerin asli amacı, dürtülerimize hizmet etmek, tabiatımızın suyuna gitmek ve gereğini yapmak, gerekli hormonları salgılamak ve onları salgıladığımız için dünyayı daha sağlıklı algılamaktır. Hiçbir zaman çocuk sahibi olmayı düşünmeyen çiftler de doğru doğum kontrol yöntemleri ve istikrarla, kusursuz ve ateşli bir cinsel yaşama sahip olabilirler.

SEVİŞMENİN BELİRLİ GÜN VE HAFTALARI OLUR MU?

Gelelim sevişmeyi günlük yaşamdan ayrı tutup ‘belirli gün ve haftalar’ gibi belli zamanlarda gündeme getirenlere ve ona adeta görev bilinciyle yaklaşan renksiz bünyelere. İşte onlar, insanı tenden ve terden soğuturlar. Partnerinizi mutlu etmekle kendinizi mutlu etmek arasında yıkılması oldukça güç bir köprü var, karşınızdakinin inlemeleri çoğu zaman sizin iç sesinizi ve mutluluk hormonunuzu da yükseltir. Sevişmek, mutluluktur özetle. Doyum, mutluluktur. Sevişmeleri yalnızca üreme amacına hizmet eden basit bir görev gibi gören ve böyle yaşayanlar, üzülerek söylüyorum ki çok ama çok şey kaçırıyorlar.

Çok sevişin ama sorumluluğunu alabileceğiniz kadar üreyin, bütün mesele bu. Yanlışın neresinden dönerseniz kardır.

Yayın tarihi: 22.05.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.