Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

TATLI RÜYALAR

 YAZARI TAKİP ET X
Elif Ebru Wibrew’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Londra’da çalıştığım okuldaki öğretmenlerden biriydi Simon. Çocuk gibi, şirin, sempatikti. Ders aralarında, ara sıra bizim bölüme gelir, bazı öğrenciler için danışırdı. Hiçbirimizin adını sanını tam bilmese de teker teker masalarımıza uğrar, nasıl olduğumuzu sorardı.

Bir gece rüyamda Simon’u görmüştüm. Bir Yahudi düğünündeydik. “Hava Nagila” çalıyor, millet dans ediyordu. Dans edenlerin içinde Simon da vardı. Masadan masaya zıplıyor tavana asılı bir iple Tarzan gibi oradan oraya uçuyordu. Yanına gidip bu düğünde ne işi olduğunu soruyordum. “Ben de Yahudi’yim. Evlenen çocukluk arkadaşım” diyordu. Hatırladığım bu kadar.

Aradan birkaç gün geçti. Simon bizim ofisin bulunduğu binaya geldiğinde hemen çağırdım. “Simon seni gördüm rüyamda” dedim ve anlattım.

“Aaaa çok ilginç çünkü ben gerçekten Yahudi’yim” dedi o da.

Şaşırdık falan filan.

*****

Aradan tam on yıl geçti. Evlendim. Oğluma hamileyim. Eşimin üniversiteden arkadaşı ve onun Yahudi kız arkadaşının düğününe gidiyoruz Londra’ya. Düğünün olduğu salona biz girmişiz, gelin ve damadın ailesi kapıda gelen diğer kişileri karşılıyorlar. Gayri ihtiyari ben de o tarafa dönmüşüm. Dönmemle birlikte kapıda Simon’u görüyorum. Ağzım açık ona bakıyorum. “Simonnnn” diyerek yanına koşuyorum göbeğimi tuta tuta. “Simon, bu ne tesadüf! İnanamıyorum! Hatırladın mı beni? Okuldan hani.”

Önce tanıyamıyor, sonra gayri ihtiyari hatırlıyor beni. Ortak arkadaşlardan bahsettikten sonra devam ediyorum:

“Ya Simon, hatırladın mı? Seni rüyamda görmüştüm, ‘bir Yahudi düğününe gittik’ demiştim. Bak rüyam gerçek oldu ve seninle düğünde karşılaştık.”

Çocuk zaten beni zor hatırlamış, ben bir de on yıl önce anlattığım kendi rüyamı hatırlamasını bekliyorum.

Hatırlamıyor ama bu rüyanın detaylarını dinliyor, gerçek oluşuna daha çok şaşırıyor. Dahası, gelin onun liseden arkadaşıymış onu söylüyor. Düğün esnasında bir de -doğal olarak- “Hava Nagila” halayına katılıyor. Oldu mu sana benim rüya bir iki detay haricinde GERÇEK.

Bu arada Simon’un masasında herkes bana medyum Memiş’mişim gibi bakıyor. Utanmasalar masalarına davet edip öte taraftan bilgi ver diyecekler.

Çok değil, belki iki rüya daha hepi topu, sonradan az ya da biraz benzer durumla karşıma çıkınca, gördüğüm kötü rüyalar da çıkar mı diye özellikle de oğlum doğduktan sonra bir ürker oluyorum. 

“Kalk biri oğlumuzu kaçırıyordu”, “ kalk denizde boğuluyordu”, “kalk kaybolmuştu” temalı anne rüyaları görerek birkaç saat uykuya dalamıyorum.

Simon ve düğün rüyası çıktı ya bu da çıkarsa korkusu bu.

****

Birkaç kere ise eşim ile ilgili görmüşlüğüm var. İstemediğim ya da hiç sevmediğim bir şey yapıyor ya da inatlaşıyor mesela. Bütün rüya boyunca zaten ağzıma geleni saymışım, her türlü tribi atmışım, sabah uyanınca bile kızgınlığım geçmemiş o kadar yani. Kızgın uyanıyorum. “Rüyamda seninle uğraştım beni sinir ettin, biraz gözüme görünme” diyorum.

Adamcağız rüyasındaki hata için bile üzgün olduğunu söyleyip özür diliyor.

“Benim Simon rüyasını biliyorsun. Ya bu da gerçek olursa”

Sadece gülüyor. Bakıyor ki benim surat hala düşük...

“Yapma ama hala mı geçmedi sinirin, sadece bir rüyaydı sakinleş artık “diyor.

Kolaysa sen sakinleş. Bir kere de benim yaşadığımı yaşa da gör bak durumu diye içimden geçirmediysem ne olayım. Geçirmekle kalmayıp ona doğru üfledim herhalde.

Dün sabah, her zaman ki gibi erken kalkıyorum. Kahvemi yapıp benim büyükle küçük uyanana kadar bulmacamı çözeceğim. Daha kahvemden iki yudum ancak almışım. Bir bakıyorum benim kocam burnundan soluyarak geliyor.

“Ne oldu Sam?”

“Kalbim hala çarpıyor, o kadar sinirliyim sana. Hiç bu kadar stresli uyanmamıştım”

Efendim rüyasında bir yere seyahate gidiyormuşuz. Havaalanındaymışız. Oğlumuzla uçağa yürümüşüz. İçeri girince ben birden valizlerden birini unuttuğumu söylemişim. Sam ile ikimiz çocuğu uçakta bırakıp valizi almaya gitmişiz. Almışız ama bir türlü dönüş yolunda aksilikler bizi bırakmamış. Uçağa yetişememişiz, uçak da kalkmış. Sam bir yerlerle konuşalım uçağı döndürelim vs gibi oradan oraya koşturarak çözüm üretmeye çalışırken ben gayet rahatmışım. “Tamam, bir sonraki uçakla gideriz orada buluşuruz” diyormuşum. “Delirdin mi o daha sekiz yaşında” diyormuş benim rahatlığım karşısında deliye dönen Sam. İşte o sıra uyanmış.

Dıştan sakin ama bıyık altından alaycı “sakinleş canım, sadece bir rüya” diyorum.

Kalbi hala atıyormuş beyimin.

He ya gördün mü aynayı da Konya’yı da rüyayı da… Bundan sonra daha dikkatli olman lazım sözlerinde Bey. Rüyaydı diye geçiştirme beni. “Anlıyorum seni cananım” de, "ben de geçtim oralardan” de, bir zahmet suyumu getiriver, hatta içiriver. Bak yaşamanı istediğim duyguyu bile beyin gücümle gönderiveriyorum sana. Ona göre. Bir şeye adım atmadan önce dur düşün.

Başka boyuta geçmiş olabilirim. Seni üç boyutlu görür üçe bölerim ona göre. Hadi iyi geceler aşkım. Tatlı rüyalar… 

Yayın tarihi: 04.02.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.