Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

RENK AHENK

 YAZARI TAKİP ET X
Elif Ebru Wibrew’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Ortaokul ikinci sınıfa geçtiğim yaz…

Boyum birden uzamış. Boya gittiğim için enden kaybetmişim. Kayık küreği gibiyim. Suratım bir değişmiş, uzaya kalmış ama ergenlik sivilcem yok, şanslıyım. Bacaklar çıt diye kırılacak cinsten. Kış aylarında iki üç çorap üst üste giymişliğim var ki azıcık kalın görünsün. Yok, yine de alay ediliyor.

Lakabım: “Leylek”

Zamanın bilmecelerinden birini soruyor arkadaşım Harika: “İki çubuk üstünde bir makas”
Bilemiyorum nereden bileyim?
“Bilmem neymiş”
“Sensin” diyor
“Ben miyim?”
“Evet, cevap leylek” diyerek kıkırdıyor.

Kızmıyorum. Zaten benimsemişim leylek olmayı ben. Uzunum, inceyim, çubuk gibi bacaklarım var. Boynum da upuzun. Bir yıl sonra bu uzunluğun zınk diye duracağını, sonra da yıllar içinde enime doğru yuvarlaklaşacağımı bilemediler arkadaşlarım. Bu nedenle yanlış kuşa oynadıklarını o zamanlar anlamaları mümkün olmadı.

Yani… Dediğim gibi yaş on üç. Güzelliğimin doruğunda olduğum yıllarımın başlangıcı…(!)

Renk ahenk temalı giyinme gibi bir takıntı baş göstermiş. Üzerimdeki her rengin bir eşi başka bir parçada bulunacak. Kazağın bir noktasında naçizane bir sarı benek var diyelim. Efendim pantolonda, etek ya da çorapta minik de olsa bir sarı renk olacak yoksa huzursuzluk yaşıyorum.

Yılın rengi tozpembe.

Okullar kapanır kapanmaz anneannemle birlikte Ankara’ya gidiyorum. İlk gidişim. Heyecanlıyım. Valizimde genelde pantolon tişört var ama bir yerlere giderken giyeceğim bayramlıktan hallice bir kombinim de var: Pembe bluz, pembe etek, pembe çorap, pembe ayakkabı, pembe örgü bandana olarak hazır. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de pembe kol saati aldı anneannem. Dijital, yeni çıkmış.

Etim yok budum yok, çubuğum ya. Genelde pantolon giyiyorum o yüzden. Ama “dışarılığım” pembe etek. Kış olsa, yine üç çorap üst üste giyip etek altındaki bu çubukları kalınlaştırırım ama yaz işte. Allahın bildiğini kuldan saklamama imkan kalmamış.

 


Ne zaman bir misafirliğe gidilecek ya da gezmeye bir yerlere, hemen benim pembe kombin hop üstüme. Kendimce çok şıkım. Sanırsın Yıldırım Mayruk defilesindeyim de yürüyorum podyumda. Uzaktan pişmaniye, yakından ise ince çubuğun etrafına sarılı pamuk şeker gibi göründüğümün farkında bile değilim.

Ankara’yı bilmiyorum tabii. Hafta sonları gezmelere gidiyoruz. Hadi deniyor, ben pembelerime bulanıyorum on dakika içinde. Ankara’nın simgesi haline gelmeme ramak kalmış. Yürüyen tozpembe bulutu…

Teyzeme cumartesi günü arkadaşları gelecek. Bu demek ki bir yere gidemeyeceğim bugün. Fakat az sonra teyzem sesleniyor. Alt komşusunun kızı Şule ablanın Tarman’a gideceğini, istersem benim de onunla gidebileceğimi söylüyor bana. Apotra kalkıyorum yine gezeceğim diye. “Tarman neresi?” diye sormama gerek yok, yeni bir yer olması kafi. “Tamam” diyerek koşuyorum odaya. Çeyizlik pembelerimi geçiriyorum. Bandanamı da kısa saçlarımın üzerinden geçirip Şule ablayı bekliyorum.
Geliyor. Sanki ufak bir şaşkın ifade yakalıyorum bana bakışlarında. “Belki de şu uyumlu kreasyonum şaşırtmıştır onu” diye düşünüyorum.

Peşine takılıyorum. Tarman’a gidiyoruz. Çok değil en fazla yedi dakika yürüdükten sonra, “geldik” diyor Şule abla. Kafamı kaldırıyorum. Dört katlı bir binanın giriş katında büyükçe bir manifaturacı, adı da Tarman. Meğer makara ipliği almaya gelmiş annesi için. Manifaturacı için kıyafetimin fazlalığı şaşırtmış onu işte o an anlıyorum. Süklüm püklüm ama pembe pembe içeri gidip işimizi hallediyoruz sonra da eve dönüyoruz.

Yıllara göre moda renkler değişiyor. Değişmeyen ise benim bir türlü et tutmayan çubuklarım ve eşleşen renk takıntım. Renkler uyuşmak zorundaymış gibi sıvıyorum kendimi. Çivit mavisi etek, siyah- çivit mavi kazak, siyah opak çorap ama üzerine çivit soket çorap. Başımda siyah bir kasket. Sırf siyahla kalabilir mi? Kalamaz. Üzerinde renkli iri puanlar olan bir kumaşın, çivit mavisi puanlarını kesip kasketin birkaç noktasına diktiriyorum ki huzura ereyim.

Bu yıllara kadar geldik.

Eşim için renk mi uymuş stil mi taşmış hiç önemli değil. Önemli olan sevdiği şeyleri giymesi. 1256 tişörtü içinde, geçen hafta yıkanan kahverengi veya siyahını istiyor, önünde gergedan olan. Tamam. Bu sayıda tişörtüne uygun her renk çorabı da olmasına rağmen eline ilk geçen çorabı giyiyor örneğin.

“Sam…Ihhh olmadı”
“Ne olmadı?”
“Kahverengi tişört giymişsin, ayağındaki çorap neden lacivert? Bej ya da kahve çoraplardan birini giyer misin canım”
“Ne gerek var? Podyuma mı çıkacağım?
“İnat etme işte. Hem bundan sonra daha dikkatli ol. Uyumlu olsun lütfen.”

Tam çıkıyoruz siyah mavi çizgili spor ayakkabısını giymek üzere.

“Ihhhh. Ya şu kahve sporlarını giysene Sam”
“Ama bunu daha çok seviyorum”
“Ayy onu giyecektin madem, neden siyah tişört giymedin?”
“Ya Elif gidelim geç kalıyoruz. Ayakkabının içinde kim görecek?”
“Olmaz uyumsuz oldu. Ya kahve ayakkabıyı ya tişörtü değiştir.

Bir iki, değiş çıkar yapmamak için uyumu öğrendi kocacığım.

Bugüne kadar oğlanı da kombinliyerek giydirdik. Geçen arkadaşlarımıza yemeğe gideceğiz. Lacivert pantolonu ve mavi lacivert kazağını giydirdim. Çoraplarını değiştirmeyi unutmuşum. Fark eder etmez seslendim:

“Gel çoraplarını değiştirelim”
“Ya hayır anne bu iyi”
“Ama kıyafetine uyumlu değil anneciğim. Gel hadi”
“Offf anne. Sanki mankenmişim gibi davranıyorsun. Yürüyüş mü yapacağım?”

Bak hele bak bak. Babasının podyum lafından ürettiği makama bak.

***

Artık uyumsuzluk moda olmuş hatta uyum yasakmış. “Ne klasik” diye parmakla ya da çene ucuyla işaret edilmek istemediğim için bu uyumsuzluğa uyum sağlamaya çalışıyorum. Yani üzerimde o renkten olmasa da, tamamen zıt bir botla tamamlıyorum örneğin kıyafeti. Ama rahat mıyım? Kesinlikle değilim. Kıyafeti taşıyamadığımı düşünüyorum. Üzerimdeki tek renk kalmış canavar sırıtıyor bana.

İşte o yüzden kimse görmese ya da fark etmese de, bir noktada o çıkıntı renge eş bir renk mutlaka bir taraflarımda oluyor. Ya çantamın bir tarafında küçücük bir obje asılı duruyor ya da içinde o renk bir not defteri. Kimse bilmese de ben biliyorum ki uyumluyum. 

Yayın tarihi: 25.12.2013
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.