Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

ERKEN ERGEN CHUCKY

 YAZARI TAKİP ET X
Elif Ebru Wibrew’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

“Lütfen şarkı söylemeyi, daha doğrusu söyleyememeyi kesebilir misin anneciğim?””

“Ama benim kişisel özgürlüğümü sınırlayamazsın oğlan çocuğu.”

“Ama beni acayip rahatsız ediyorsa fikrimi söylemem lazım anneciğim.”

Tövbe tövbe…

“Hem anne lütfen şu direksiyonu alttan tutma”

“Ya oğlum trafik polisi misin? Duran trafikte kolumu dinlendiriyorum ne var bunda?””

“Olmaz. Sonra alışkanlık yapacak. Farkında olmadan tutacaksın. Bu çok tehlikeli olur.”

Ay babası kılıklı. Babasından duyduklarını satmaya bak hele. Lakin bu artık kronik hal aldı bile. Arabamın simidini alttan tutacak olduğum an otomata basılmış gibi sesi yükseliyor.

“Anne direksiyon!”

Efendim, henüz on yaşını doldurmasına daha yarım yıl olmasına rağmen bizimki erken ergenlikten maaş almaya başladı bile. “Anne, sakın sınıfa gelip beni rezil etme.”, “Anne sakın beni öpmeye kalkma. Sakın koklama da.” Ha orada dur bakalım oğlan. Ben koku bağımlısıyım. Senin kokunun manyağıyım. Saçını koklamadan huzura varamam.

“Kulağına bir şey der gibi yapıp koklarım, kimse anlamaz tamam mı?”

“Olmaz! Sadece evde yapabilirsin”

Haliyle bu erken ergen elbette ki mağaza dolaşmayı sevmiyor. Elbette ki ofluyor pufluyor ve her gittiğimiz yerde kaç mağazaya gireceğimi ve her mağazada kaç dakika duracağımı bilmek istiyor. Ha niye mi yanımda? Babamız şehir ya da ülke dışında, kendisi de bütün bu artist hareketlerine rağmen evde yalnız kalmaya hazır yaşta olmadığı için. Eee anamızın da işi var. Bir iki alışverişi halletmesi gerekiyor. Kaç mağaza gezileceğinin, hangi mağazada kaç dakika kalınacağının pazarlığını söke söke yapan oğlumla çekilmez dakikalar yaşıyoruz.

Fakat ve lakin…. Aha geçen hafta bir mucize oluyor. Yoldan geçerken bir kostüm mağazası ve vitrinde maskeler görüyoruz.

“Anne! Şu Chucky maskesine bak. Almama izin verir misin?”

Bir arkadaşı Chucky filmini izlerken tesadüfen gözü takılıp aklı başından uçan, korkup rüyalarına girecek diye ödü kopan çocuğun Chucky maskesi istemesine şaşırıyorum. 

“O ucube şeyi ne yapacaksın oğlum?”

“Harika bir şey bu anne ne olur alalım” diye yalvarıyor.

Alıyoruz.

Çocuk, maskeyi yüzüne geçirdiği an başka bir dünyaya ışınlanıyor sanki. “Anne ne olur eve gitmeyelim, gezelim. İnsanların tepkilerini merak ediyorum” diyor.

“Ama öyle insanları korkutarak kendimize eğlence yapamayız.”

“Yok anne. Zaten benim yaşımdan küçük olan çocukları ve yaşlıları görünce hemen çıkarırım. Ama benim kadar büyük olanların tepkisini görmem lazım. Eğer çok korkutucuysa bir daha takmam.”

“Eee iyi madem” diyorum.

Ayy bir eğlence başlıyor. Yok, kimsenin yüreği zıplamıyor. Sadece o garip şey ne diye bakan oluyor. Bazı genç çocuklar bir saniye şaşkınlıkla irkilseler de hemen akabinde şakayı kaldırıp gülmeye başlıyorlar. Bu da bizimkinin pek bir hoşuna gidiyor.

“Anne ne olur eve gitmesek. Avm ya da markete gitsek olur mu? Sonra da dışarıda dolaşalım ben arabadan el sallayayım”

Alllammm… “Çocuğum yeter ki sen biraz daha dışarıda kalıp oksijen al (gerçi maskeden dolayı hala kısıtlı nefes alsan da) ben dolanırım.

“Avm’ye gidecek miyiz yani?

“Yavrummmmm…. Gitmem mi hiç? Elbette. Şeyy bu arada mağazalarda istediğim kadar kalabilir miyim?

“Tabii ki kalabilirsin. Bu maskeyi takmama izin ver. İstediğin kadar dolaşırız”

Maskeli oğlum mağaza, sonra da süpermarket alışverişimizde içerideki müşterileri takip ediyor kuyruk gibi. Market çalışanlarının gözdesi haline geliyor sonra da. İş arkadaşını korkutmak isteyen çakma Chuck’yi alıp ilerliyor. Tezgâh arkalarında figüranlık yapıyor oğlan. Önce korkup sonra gülen çalışan ya da müşteri kitlesinin hem neşesi yerine geliyor hem de benim oğlan bir sürü insanla iletişim kuruyor.

Korkut, eğlen, eğlendir modeliyle şov dünyasına adımını atıyor yani.

Bitiyor mu? Ne bitmesi? Bundan sonra da sokak sokak dolaştırıyor beni. Yaşıtı çocukları gördüğü zaman arabadan el sallıyor. “Ben Chucky, senin arkadaşınım, oynayalım mı” diye filmden replikler söyleyerek hem de.

O da ne? Yani siz, “ana oğul milleti korkutarak kendinizi mi eğlendiriyorsunuz? Yazık günah değil mi zıplayan yüreklere” mi diyorsunuz yoksa? Vallahi zıplatmıyoruz. Niye inanmıyorsunuz ki? Şurada iki mağaza dolaşacağım ne var? Bana günah değil mi? Vurmayın garip anaya. Ne? Kızanlar var gibi.

“Chucky! Chucky oğlum! Koş gel yavrum. Korkutulacak teyzeler var da…” 

Yayın tarihi: 04.10.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.