Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

DİNOZORLAR AŞKINA

 YAZARI TAKİP ET X
Elif Ebru Wibrew’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Üçüncü yaşı itibariyle bizim oğlanda bir dinozor tutkusu başlıyor.

Görmemişiz biz tabii. İlk defa çocuğumuz olmuş, çocuğumuz da konuşup bir şeyi sevdiğini söylemiş ya, amanın gökten zembille dinozor yağdırıyoruz adeta. Kaliteli kalitesiz, ucuz pahalı, plastik seramik, kırılan kırılmayan, sesli sessiz, gittiğimiz gördüğümüz her yerden dinozor alıyoruz. Kitaplar, resimler, posterler de o biçim. Baba, dinozor çeşitlerini öğretiyor Thomas’a. Meğerse bir dolu türü varmış bu tehlikeli kertenkelelerin. Hepsini olmasa da en bilindiklerinin adını oğlumdan öğreniyorum ben de. Öyle ki, evde bilimsel dil konuşuyoruz hani. Zannedersin anne baba palaeontologuz da, gözlerini kazı alanında açmış olan oğlumuzu çekirdekten yetiştiriyoruz.

Ev de sanki DİNOLAND…

- Aman da aman, nerdeymiş benim oğlumun stegosaurusu bakayım?
- Aaa yoksa pterodactyl mi brontosaurus’un yumurtasını alıp kartal yuvasına koymuş?
- Bak sen şu yaramaz triceratopsun yaptığına, ne diye argentinasaurların yiyeceklerini çalmış? İzin alması gerekirdi değil mi?
- Göster bakalım oğlum amcalara şu diplodocusunu!

Oğlumuz çok mutlu onlarla oynarken, resimlere bakarken, dinozorlu çizgi film izlerken.

***

Babamızın bir iş seyahati dolayısıyla dümeni Los Angeles’e kırdığımız sene. Thomas 4 yaşında. Babamız fuar ve toplantılardayken, biz de ana oğul turist turist gezeceğiz. İlk gün ilk durağımız Hollywood Universal Stüdyoları. Oğlumun sevdiği çizgi film karakterlerini göstereceğim. Birkaç stüdyo gezeceğiz. Sonra da Hollywood’da keşfedilmeye çıkacağım planım o. Kodak Tiyatrosu’nun oralarda ileri geri yürüyüp, yıldızların üstünde- pek tabii ait olduğum yerde- gezineceğim biraz.

Efendim güzel güzel yürüyorum. Oğlum pusette rahat. Eline yemek için bir şey olduğu sürece sorun yok. Atmosfer güzel. Film stüdyolarının önünden geçiyoruz. O da ne? Jurassic Park filminin stüdyosu karşımda! 

Anayım tabii. “Oğlum için” sloganıyla oraya doğru hızla sürüyorum puseti. Thomas’a “bir sürü dinozor resmi” göreceğiz diyorum. Çocuğum gülücükler atıyor. Seviniyor. Hatta kendisini fotoğraflamam için poz bile veriyor.

   dinozordinozor   

Yaşla ilgili bir kısıtlama yok ama boy sınırı var çocuklar için. Girmeden önce çocukların boyları ölçülecek. Bilmiyorum niye. Bildiğim, benim bu çocuğu paltomun altında bile olsa oraya sokmak istediğim. Sevdiği dinozorlardan mahrum mu bırakacağım? 

Neyse ki gerek kalmıyor. Bizimki boy çubuğunu aştığı için tura katılabiliyoruz.

Benim efendi oğlum başına geleceklerden habersiz, cahil cühela anası ise filmin içeriğinden habersiz bekliyoruz. Anaa o da ne? Önümüzde açılan kapının önünde tur teknesi var. Stüdyoya suyun içinden mi gideceğiz? E iyi ne yapalım? Demek ki sudan dolayı boy ölçülüyormuş. Herkesle beraber önümüzdeki tekneye biniyoruz. Ve tekne ilerlemeye başlıyor. Kapı açılıyor ve nehirde ilerlemeye başlıyoruz. Birden ağaçların arasından bir dino çıkıyor hönkürerek. Tekne dolusu insan cıyaklıyor. Thomas o andan itibaren başlıyor ağlamaya. Anam bu film korkunç muydu? Bu korku tünelinde ne işimiz var bizim? Müsait bir yerde inecek var! Dinozorlar aşkına biri şu tekneyi durdursun!

Evimizdeki kırmızı halımızın üstünde, sevimli halde tanıdığımız o dinozor ailesi burada tam boyutta, hem de olmadık zamanlarda ağaçların arasından etçil ya da otçul devasa halleriyle karşımıza çıkıyorlar. Ses o biçim zaten.

Alıyor beni bir korku. çocuğumun ruhunu da hayallerini de bozdum mu ki diye.

Tur boyunca avazı çıktığı kadar ağlayan oğlumun korkusu turun sonundaki karanlık tünelden aşağı düşme hissiyle tavan yapıyor.

“Ne istersen alacağım oğlum. Bak seç bakalım şuradan” diyorum. Turun sona erdiği yerdeki hediyelik eşya dükkanındakileri gösteriyorum hala iç çeken sabiye. Gözleri ağlamaktan şişmiş, mağazanın en büyük T-Rex dinozorunu alıyor. Ona sarılınca ancak susuyor ve gülümsemeye başlıyor. Ondan sonra gezdiğimiz her yerde bu oyuncağıyla boy gösteriyor.

 dinozor

dino 

Hata yaptım anlıyorum. Araştırmam lazımdı anlıyorum. Benim yaptığım bu hata çocukta karanlık korkusu ve uyumaktan korkma sendromuna yol açıyor uzun bir süre. Çocuk uyuyup rüya görmekten ve rüyasında dinozor görmekten korkuyor bir iki yıl.

Efendim benim o günkü turun ikinci ayağı olan Kodak maceram vuku buluyor elbette ama oğlanı susturmak için verdiğim çaba, telaş ve korku bütün star ışığımı yutmuş tabii. Saç baş birbirine girmiş hangi yapımcının ilgisini çekeyim? :) Yerlere kadar uzayan şifon türkuaz elbisemle kırmızı halıdan yürüyecektim iyi mi? Elbisem halıyı süpürecekti adeta, o kadar uzun. Ama şu halde bırak elbisenin halıyı süpürmesini, halının kendisini bile süpürtmezler bana.

En iyisi kendi filmime geri dönmekti tabii. “Dinoland” filmini yöneten Thomas ve filmin oyuncuları olan onlarca dinozorun sıralandığı salonumun kırmızı halısında istediğim kadar yürüdüğüm hayatımın en güzel filmine… 

Yayın tarihi: 25.02.2015
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.