Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BENİM OĞLUM SENİNKİNDEN DAHA ÜSTÜN

 YAZARI TAKİP ET X
Elif Ebru Wibrew’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Yok mu hiç çevrenizde? Olmaması mümkün değil.

“Benim babam senin babanı döver” çocuk gelenekselinin analara çevrilmiş şeklini sloganlaştıran tipler. “Benim oğlum seninkinden daha üstün” nidaları…

Daha başarılı, daha yetenekli, daha güzel, daha da daha... Bir de bu türler, devamlı çocuklarının bugün ne yaptıklarından, ne dediklerinden, nasıl cevap verdiklerinden dem vurup dururlar.

- Ah bizimki öyle bir laf etti ki pes dedirtti valla. Bu yaşta bu akıl.
- Çok değişik bir çocuk benim oğlan ya. Acayip akıllı.
- Ay benim kız tam bir moda ikonu. Önünü alamıyoruz. İşi gücü dizayn. Kesin büyüyünce moda tasarım, mimari falan okuyacak.
- Benimkinin kulağı çok sağlam şekerim. Hemen piyanoya başlatıyorum. Seneye de gitar ve keman dersleri aldırmak istiyorum.

Hatunların, şimdiden çocuklarını London Royal Academi, Yale Mimarlık, Milano Tasarım Okulu ya da Harvard İşletme’ye kayıtlarını yaptırmadıkları kalıyor. Mümkün olsa yapacaklar ama o kadar.

Hepimizin olur. “Ya Ozan bugün başarı ödülü almış matematikte, çok mutluyum” ya da “kızım Pamuk Prenses olacakmış gösteride, çok heyecanlandım”

Bahsederiz birbirimize. Ayrıca o arkadaşımızın çocuğuyla da gurur duyarız. Duymalıyız en azından. Lafım bu tarz sohbetlere değil benim. Lafım, çocuğundan başka şey konuşmayanlara, ha konuşuyor bari, söylediklerinin içine yavrusunun zayıf hiçbir şeyini koymadan göklere çıkaranlara ve o ortamda ondan başkasının bebesi yokmuş gibi davrananlaradır.

Ayyy offf ama ya Pakize. Ben senin oğlunla ya da kızınla ile ilgili seminer dinlemek zorunda mıyım? Bayıyorsunuz kardeşim. “Bunu dedi, şunu yaptı, aman şöyle başarılı, aman böyle konuşkan, hele de öyle güzel piyano çalıyor ki deme gitsin?”

Kardeşim senin çocuğunun askerlik günleri tadında anlattığın o yarım saati ben kendi çocuğumdan ve yaptıklarından ya da söylediklerinden bahsederek de geçirebilirim biliyon mu? Ya da seninkinin anılarını dinlemek yerine kendi bebemle azıcık sohbet ederim icabında.

Devamlı çocuğundan konuşan bir diğer ana tipi daha vardır. Bunlar iyi bir bölüm ya da istediği bir bölümü okuyamamıştır örneğin. Ya da istediği bir hayat biçimini elde edememiştir. Hayatındaki her türlü olumsuzluk saydığı şeyler için kaderin cilvesini suçlar. Aslında Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanacak akılda olmasına rağmen, öğretmeninin bir lafına kırılmıştır da okuldan soğumuştur. O yüzden de “kıytırıktan bir okulda, vasat bir bölüm okumak zorunda kaldım” der. Aslında kader değil kapasitedir olayın iç yüzü. İşte bu tipler aşırı hırslıdır. Kendi yapamadığını dayatma yoluyla çocuğunun yapmasını bekler.

Bunlar da devamlı hem kendilerinden hem de inanılmaz zeki (!) olan çocuklarından konuşurlar. Diğer çocukların yanında “oğlum sen bir tanesin. Bak kimse senin gibi 200’e kadar saymayı bilmiyor, sen çok akıllısın” diyen, zamanı gelince bir milyona kadar sayabileceğini bildiğin diğer çocukların analarına “daha sizinkiler 20’de dururken benimki 200’de” mesajını vurgulayarak vermeye çalışan bu tiplerle de tanışmışsınızdır mutlaka.

“Ay benim Berker var ya benim oğlan, daha üç yaşındayken bilgisayar açar kapatırdı biliyor musun? Sekiz aylıkken konuştu. İki yaşındayken otuza kadar sayıyordu.”

“Hadi kız Pakize. Vuuu. Geleceğin Bill Gates’i olmasın bu çocuk? Üç yaşında bilgisayar açıp kapamak?”

Tabii açar! Ne olacak Pakize?. Çocuğa ne gösterirsen açar da kapar da. Boş belleği onun. Doldur doldurabildiğin kadar. İster üç dil öğret ister başka bir şey. Alır çeker sünger gibi. Hem artık folik asitli nesil bunlar. Sen seninkinin benimkinden farklı mı olduğunu sanıyorsun?”

Yok mu hırs küpü Pakize’ler etrafınızda? Olma mı be?

Bu analar evde süpürgeli cadı gibidirler.

“Bana bak Cansu’dan daha iyi not getireceksin tamam mı?”
“Selim seçildi de sen niye giremedin futbol kulübüne ha?”
“Bana bak! Sınavda bir tane hatanı göreyim bak ne oluyor?”

En ufak hata yapmaya korkar olmuş çocuk “annnee ben bunu anlayamadım” diye başına vura vura ağlarken, korktuğu kişinin öğretmeni değil de annesi olduğunun farkında mıdır? Çocuğunun da kendisi gibi olmasından korktuğu için sabinin üzerine üzerine gitmesinin nedeni, etrafındaki iyi kariyerli anaların çocuklarının kendisininkinden daha iyi bir kariyere sahip olabilme potansiyeline olan fesatlığı ve kıskançlığındandır. Halbuki ne alakadır.

Ama bu türler, evde Elm Sokağı Kabusu yaşatırken çocuğuna, dışarıda yavrusunun zekasından, yeteneğinden, konuşmasından, verdiği akıllı cevaplardan bahseder durur. Hem de tek konuştuğu kendi yavrusudur. Çocuk yetenek bombasıdır, çocuk süper matematik beynine sahiptir, çocuk sporda başarılı olma potansiyeline sahiptir. Daha daha neleri vardır.

Yapma etme Pakize. Öyleyse de öyle olsun. Geleceğinde belki haklı çıkarsın! Ama ya çıkmazsan? Üç yaşından beri bilgisayarı açmayı başaran ve kesin bilgisayar mühendisi olacak dediğin Berker, ya senin hayallerinin yakınına bile gelemezse? Millete attığın bir dolu havai fişeğe yazık olmayacak mı? Ya da “şimdi bunlar arkamdan ne derler” diye hiç mi düşünmeyeceksin? Yapma. Bak senin hırsın çocuğuna belki genetik yolla bulaşmadıysa bile görüntü ve yaşanmışlık yoluyla bulaşıyor. Yani onun davranışlarında oluşan anormallik IRSİ değil HIRSİ oluyor hemşire.

Hülasa, biz mütevazı analar ses çıkarmıyoruz diye, senin -ama yalnızca senin- çocuğunun faaliyetlerinden, deyip demediklerinden, sözde ya da abartılı başarılarından eser miktarda bahset. “Maşallah, aferin, helal olsun” diyoruz diye suyunu çıkarma.

Sana diyom Pakize... Alo….
 

Yayın tarihi: 10.12.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.