Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

AH BİR LED PANOM OLSA, DABA DİBİ DİBİ DİBİ DA

 YAZARI TAKİP ET X
Elif Ebru Wibrew’in YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Eşimi koluma takıp İstanbul’a getirdim. Artık, yaklaşık bir yıl önceden tanımaya başladığı bu yeni dünyasına hoş gelmişti.

İstanbul’da yaşayışımızın altıncı ayında, ziyaret için tekrar Büyük Britanya topraklarına döndük. Arkadaşları ile buluştuk bir gün. Hepsi merakla Sam’e sorular sormaya başladılar.

-Sam, İstanbul nasıl?
-Çok güzel. Kalabalık ama kıpır kıpır.
-Peki ya kültür? Alıştın mı?
-Nasıl desem? Bizlerden çok farklılar. İnsanlar çok yardımsever, konuşkan, verici. (Henüz dedikoducu, ikiyüzlü, kişiliksiz, fesat ve yalancı olanlarını tanışmamıştı pek.)
-Ya trafik? Kolay kullanabiliyor musun?
-Tabii tabii ben alışkınım.
-Trafik hangi yönde Türkiye’de? Sağda mı solda mı?
-Ortada. Kim hangi tarafı boş buluyorsa oraya giriyor.

Sam her yerde araba kullanabilir. Sağdan da soldan da. Ama olay orta trafik. O yüzden, buraya yerleşir yerleşmez, kendini bizim bu ortadan trafiğin içine de atabildi. Fakat beyefendi bir kibar bir kibar demeyin gitsin. Önümüzde bir araba var mesela. Sürücü dalmış duruyor yeşil ışık yanmasına rağmen. Diyorum ki “korna çal da ilerlesin.” Kafa sallayıp “hayır” diyor benimki. “Kabalık olur.”
Ya sabır çekiyorum. Bir yere yetişmeye çalışıyoruz örneğin. Benim efendi kendi tarafında duruyor geçebilecekken. “Sollasana Sam” diyorum. “Olur mu canım? Öyle ikide bir neden şerit değiştir diyorsun bana?” diyor bu kez de.

Niye olacak bu şehirde hayatta kalman için akıllı.

O zamanlar ne dediğimi anlamıyor benim ince ruhlu, nazik, kibar eşim.

Gel gör ki İstanbul’un trafiği onu da delirtiyor en sonunda. Karı koca evimizde lokum tadında anlaşırken, arabada tansiyonlar fırlamış şekilde hırlaşıyoruz. Yarım saatlik yeri üç saatte gitmek mi, yoksa gideceğimiz yeri bulmaya çalışırken ki çabalarımız mı, bir tabelayı izleyip bir zaman sonra önümüze çıkan yol ayırımında gideceğimiz yerin adına rastlamamak mı ne ararsan var bu streslerin içinde. Genel olarak varış noktasını bulduktan ve arabadan indikten sonra her şey çifte kavrulmuş lokum kıvamına geri dönse de yeni bir yere tekrar yolculuğumuz başlayınca yeniden Tom ve Jerry oluyoruz.

Artık, o sakin, o, her şeyi sabırla hoş karşılayan adam, arabaya kaidesini koyar koymaz otomatik olarak oflayıp puflamaya başlıyor…Soruyorum:

-Ne oldu? Ne diye söyleniyorsun?

-Daha olmadı ama olacaklar için söyleniyorum.

İleri görüşlüdür çok kendileri. Trafik ve seyrinde olacakların stresini yola çıkmadan hissedip mırıldanmaya erken başlıyor.

Kocam, sinyal vermeden zınk diye önüne çıkanlara, onu geçmek ya da hızlandırmak için egzoz borumuza kadar girenlere el kol hareketi yapmaya başlıyor. Yetmezmiş gibi gözlüğünü çıkarıp ileri doğru sallıyor. “Kör müsün? İhtiyacın varsa gözlüklerimi kullan” demekmiş.

Günün birinde tepesine yiyecek yumruğu diye korksam da benim de ondan aşağı kalır durumum yok. Sinir harbi geçirip, yolun ortasında arabadan çıkarak kafa tutmuşluğum çok var gelen geçene. Anne olmadan önce.

Bu ve buna benzer manzaralarla çok karşılaşınca, kendimi yine keşif dünyasına attım. Dedim ki: Arabaların ön ya da arkalarında şöyle bir pano olsa, kibar davrananlara teşekkür etsem yazıyla. Kaba davrananlara ya da dart dart kornalarına basanlara “abi önümdeki araba gitmiyor, o yüzden bekliyorum, çalma kornanı gözünü seveyim” manasında bir şeyler diyebilsem. Ben, yine bir şeyi icat ettiğimi sanırken, Sam, bu tür led panoların hali hazırda var olduğunu söyledi piyasada. İstediğin mesajı yazıyormuşsun. Hatta bir keresinde şahit olmuş. Bir sürücü, arkasındaki sürücüye, panosundan “salakça davrandın” mesajını yazıp basmış gaza.

trafik

Ah ah…Ben de gerektiğinde bir iki kaba söz söylemek, bunu pano yardımıyla yapmak ne de çok isterim de, bizim kızgın boğa tiplemelerimize gelmez o. Yolun ortasında arabasından inip, camımı çerçevemi indirirlerse ne yaparım. Korumam gereken bir yavrum var. Yoksa korkmam yani ben de karşı atağa geçerim (!)

led pano

Ama öbüründen olur. Ne bileyim no1’e basınca, bana yol veren arkadaşa teşekkür edeyim ya da yanlışlık yaparsam no2’ye basıp özür dilerim yazısını yanıp söndüreyim. No3, öndeki “arabayı bekliyorum” desin mesela. Örnekler sürse gitse...

Hatasız kul olmaz
Boş ver boş ver arkadaş
Yol verin ağalar beyler
Hadi gülümse
Neşeli ol ki genç kalasın
Delisin
Deliyim
Delilerden sen anlarsın konuş onlarla
Bom bili bili bili bom
Şiribim şiribom
Kikiki kokoko gulu gulu gulu vak vak vak…

Ah bir led panom olsa, sen şu şenliğin seyrine bak...

Yayın tarihi: 28.05.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.