Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

GRUP A BETA-HEMOLİTİK STREPTOKOK SALGINLARI

 YAZARI TAKİP ET X
Elif Dağlı’nın YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Kiraz Bahçesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Boğaz enfeksiyonlarının %5 ila 10’undan bakteri grubu mikroplar sorumludur. Bakteriyel boğaz enfeksiyonlarının en sık görülen etkeni “Grup A Beta Hemolitik Streptokok” dur.. Halk arasında kısaca etken “beta” olarak adlandırılmaktadır.

Beta hemolitik streptekok enfeksiyonundan şüphe etmek için klinik muayenede bademcik ve boğaz duvarında kızarıklık veya bademcik üzerinde beyaz iltihap noktaları görmek gerekir. Boğaz sürüntüsünden yapılan hızlı bir test ile tanı doğrulanabileceği gibi, testin negatif çıkması halinde mutlaka kültür yapılması gereklidir.

Bu hastalığın tedavisindeki asıl amaç komplikasyonların (enfeksiyonun yan etkilerinin) önlenmesi, bulguların hafifletilmesi, bakterinin yayılmasının durdurulmasıdır. Antibiyotik seçiminde bakterinin gücü ile hastanın seçilecek antibiotiğe allerjik olup olmamasına göre karar verilir. Ağızdan alınan penisilinler ilk seçenek ilaçtır. Sefalosporin, Amoksisilin klavulanat da hastalıkta iyi sonuçlar verir. Penisilin alerjisi olanlarda alternatif antibiyotikler kullanılmalıdır.

Grup A Beta Hemolitik Streptokok genellikle insandan insana temasla, tükürük ve burun salgıları ile aktarılır. Salgınlar özellikle kalabalık ortamlarda; okullarda veya aile içerisinde hızla yayılabilir. Bazı yiyecek kirlenmelerinin de bu enfeksiyonlara yol açtığı gösterilmiştir.

Hastalığın klinik bulguları boğaz ağrısı, 38,5 derecenin üzerinde ateş, titreme ile yükselen ateş, kas ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, damak üzerinde minik kanama odakları, bademciğin kızarması ve iltihaplı noktalarla kaplanması ve boyundaki lenf bezelerinin büyümesi şeklindedir. Bazı çocuklar da bu tablo belirtileri göstermeyip sadece karın ağrısı ve kusmayla da hastalık ortaya çıkabilir. Nezlesi ve öksürüğü olan çocuklarda viral enfeksiyon düşünülür, bu bulguların varlığında streptokok enfeksiyonu daha nadirdir

Vücutta mürekkep dökülmüş gibi görünen kırmızı döküntüler, eklem kıvrım noktalarında daha belirgin olan kırmızılık kızıl hastalığının da işaretidir.

Kızıl hastalığı Grup A Beta Hemolitik Streptokok enfeksiyonu ile meydana gelen bir hastalıktır. Bu hastalığı teşhis etmek genellikle hızlı test yapılması veya boğaz kültürü alınması ile olur. Ancak salgın zamanlarında aynı tip hastalarda benzer bulguların ortaya çıkması bazen tedavinin hemen başlanmasını da gerektirir.

Tedavide 1950’lerden beri en etkin ilaç penisilin olarak kabul edilir. Penisiline alternatif olarak Amoksisilin, Sefalosporin, Makrolit ve Amoksisilin Klavulanat tercih olarak kullanılabilir. Aileden evde beslenen hayvanlara da hastalık geçebilir. Ancak bu ev hayvanlarının salgını dağıttığı bildirilmemiştir. Salgın sırasında kardeşlerin %50’si ebeveynlerin %20’sinde streptokok farenjiti görülür. Belirtisi olmayan kişilerde koruyucu bir antibiyotik kullanılması gerekmez. Tedaviden sonrada tekrar boğaz kültürü yapılması gerekli değildir. Bulaşıcılık antibiyotik başlangıcından 24 saat sonra kaybolur. Çocukların ateşinin normale dönmesinden sonra okula gönderilmeleri doğrudur.

Grup A Beta Hemolitik Streptokok’lar doku yiyici, dokuyu öldürücü, et yiyen bakteri olarak bilinen bir türü de içermektedir ancak bu tür son derece nadir görülür.

Grup A Beta Hemolitik Streptokok’a yakalanmış hastalar tedavi edilmezse hastalığın uzun dönem yan etkileri içersinde; kalp romatizması, eklem romatizması ve nefrit geçirme olasılığı vardır. Bu da genellikle enfeksiyon geçirildikten 4 ila 6 hafta sonra karşımıza çıkabilir. Bu nedenle hastalık ani dönemde alevli ve halsizlik yapan bir enfeksiyon iken, uzun dönemdeki yan etkileri vücutta kalıcı arızalar bırakan etkilerdir. Bu nedenle akut dönemdeki tedavinin doğru yapılması önemli ve gereklidir.

Yayın tarihi: 13.01.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.