Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

YAPABİLİRİM

 YAZARI TAKİP ET X
Dolunay Kadıoğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Doğduğumuz an itibariyle bizi birbirimizden farklı kılan şeyler var ki farklı insanlar oluyoruz. Bedensel özelliklerimiz, görüntümüz, ses tonumuz, kişilik özelliklerimiz vb.

Bazılarımız daha atak ve kararlı, hayata karşı daha cesur olurken, bazılarımız daha çekingen, tembel ve uyuşuk olabiliyor. Bizi birbirimizden bu kadar uç noktalarda farklı yapan şeyler ne diye sorduğumuzda; aile, yetiştirilme, genetik, toplum, ekonomik yeterlilik ya da yetersizlikler vb. diyebiliriz.

Bunu bir meyve üzerinden örneklersek; varsayalım hepimiz bir elmayız desek, cinsimiz, tadımız, görüntümüz bin bir çeşit…

Çeşit çeşit, renk renk, farklı boy ve lezzette elma var … Aynı insanlarda olduğu gibi! Bu çeşitlilik ve farklılık da "İnsanlık Ailesi"ni oluşturuyor bence!

Hepimizin tohumu aynı iken, aynı anne babadan doğsak bile farklı ve uç karakterler olarak yetişebiliyoruz. İnsanın içinde ve dışında pek çok dinamik, değişken bunu etkiliyor. Anne babanın davranışları, kullandığı kelimeler, eğitim modeli, yaşadığı travmalar, her çocuğun doğduğu zamanki ailenin ve çevrenin koşulları vb.

"Sen çocuksun bilmezsin, sen yapamazsın"

"O çocuk yapamaz, beceremez"

"Sen daha çocuksun!"

"Sen otur bir şeye karışma"

"Senin kafan basmaz, çirkinsin, kısasın, sesin karga gib,i sen sus bence" vb. hipnotik ve kişiliğin oluşum sürecinde kişiliği zedeleyen - etkileyen sözler ve davranışlarla büyüyen çocukların ileride daha çekingen, kaygılı ve kişilik bozukluklarına daha yatkın oldukları bilimsel bir gerçektir. 

Bu tür hipnoza inanan çocuklar, ailelerine göre artık büyüdüklerinde, yani onlardan yapmaları, başarılı olmaları, ders çalışmaları, para kazanmaları, evlenmeleri, vb. beklendiğinde artık çok geçtir.

"Kilolu ve bakımsızım, aman boş ver kilo veremem ben, çabuk vazgeçerim, devamını getiremem, ısrar da yok bende, yapamam!"

"Hiç arkadaşım yok ve insanlara güvenmiyorum, ilişkileri yürütemem, çekingenim"

"Çalışıp ne yapacağım ki çok çabuk sıkılıyorum, bırakırım."

"Erkek arkadaş mı, ben yapamam onunla, beğenmez ki beni!"

Anne babanın, konu komşunun, öğretmenin sesi yıllar sonra, ki çoğunlukla da genç yetişkinlite ağızdan çıkmaya başlar. Davranışa yansır, kalbe oturur.

"Bizim kız/oğlan tembel, uyuşuk, ev işi yapmaz, odasını bile toplamaz, bana hiç yardımı yok, ben görevimi yapıyorum, ders çalış, kitap oku, spor yap diyorum yapmıyor, tembel bu tembel..." Kendini gerçekleştiren kehanet bu olsa gerek.

Tebrik ederim, haklı çıktınız anne babalar.

Ağaç yaşken eğilir diye atalarımız ne demek istedi acaba düşünürsek erken dönem çocuklukta çocuklarımızın geleceğini nasıl etkilediğimizi ve ne ekersek onu biçtiğimizi daha iyi anlarız.

Aklınızda olsun; yaşınız kaç olursa olsun, derinlerdeki inancınızı değiştirerek, kendinizi yeniden yapılandırabilirsiniz.

Yapamam dediğiniz pek çok şeyi YAPABİLİRSİNİZ.

Yayın tarihi: 18.09.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.