Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

KURBAN OLMAK

 YAZARI TAKİP ET X
Dolunay Kadıoğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Yine Bayram geldi. Bizim ülkemiz bayramdan yana çok şanslı… Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı, Ramazan Bayramı, Zafer Bayramı, Cumhuriyet Bayramı, Kurban Bayramı… En kanlı olan Kurban Bayramı gibi görünse de diğerlerin çoğu da büyük kanlı savaşların sonunda Bayram olmuş! Bayramlar boşu boşuna bayram olmamış yani, bedeller ödenmiş…

Hepimizin bayramı kutlu olsun!

Kurban Bayramı deyince aklıma gelen başka bir konuyu yazmak istiyorum aslında… Kendini kurban eden insanlar ya da kurban gibi hissedenlerden! Bazen ailesi için, bazen bir dava için, bazen sevdiği için, bazen inadı için, çoğu zamanda korkuları için…

Çocuklarını, torunlarını seven kadın sesleri gelir kulağıma “uyy sana kurban olurum, anneannen/babaannen kurban olur sana” gibi…

Erkeklerden ‘kurban olurum sana’ yı pek duyduğumu hatırlamıyorum hatta hiç hatırlamıyorum!

Ya da istemediği şeylere maruz kalan insanların tepkileri “Kendimi kurban gibi hissediyorum.” İstemeye istemeye bir şeyleri yapmaya zorunlu bırakılan insan sesleri, istemeden evlendirilen, onaylamadığı hayatı yaşayan insan sesleri; “Kendimi kurbanlık koyun gibi hissediyorum”.

Çaresizliğin sesi!

Bazen de ailesi, çocukları için, kendi isteklerini hiç sormayan, kendi isteklerinin farkında olmayan yani kendinin farkında olmayan anneler, babalar. Kendini kurban eden, saçını süpürge edenler! Bunun tam tersi de bizim ülkemizde çok görülür; anne babası için küçücük yaşta çalışmaya başlayan, ev geçindiren, evlenen, kendi hayallerini unutan hatta “hayal mi o da ne?” diyen yaşı küçük, ruhu kocaman varlıklar!
Ya da “Bu dava uğruna başımı ortaya koydum” diyenler. Yani seve seve kurban olanlar!

Bir de istediklerini/hayallerini yapmaya yeterince cesareti olmadığı için belki de ne istediklerini tam bilmedikleri için korktukları için “Ben aslında sanatçı olacaktım annem/babam izin vermedi.”, “Ben aslında mühendis olacaktım, annem en iyisi öğretmenlik dedi, hep onlar yüzünden istediğim mesleği yapamadım. Beni kendi isteklerine kurban ettiler.”… nefs’in şikayetleri.

Tüm bu “kurban olma” senaryolarında bana en acı geleni; inadı uğruna aşkını, sevgisini kurban edenler. “Ne değişeceğim sen değiş, sorun sende, değişmezsen değişme bu iş biter o zaman” , “Bir kere inat ettim, dönen ben olmayacağım”. Sevgi o kadar kıymetli ki nasıl olur da inat uğruna harcanır, kurban edilir değil mi?

İnadından sevgisini söyleyemeyenler, barışamayanlar, küsenler, küs ölenler… Kurbanlıkların içinde en zavallısı bu grup bence! Sevgiden yaratılmış bir varlık olan insanın nasıl olup da bu kadar inat edebildiğine ve kendine zarar verebildiğine şaşırmadan edemiyorum.

İnat uğruna girilen savaşlardan, dökülen kanlardan, bitmeyen töre cinayetlerinden bahsetmeyeceğim bile…

Sözün özü, özün sözü şu ki; Aslında kurban edilecek tek şey EGO’larımız!

Bayramlar, paylaşmayı, şefkati, çok güçlü şekilde hatırladığımız günler. Dilerim ki bu bayram barışmalara vesile olur, ülkemizde ve dünyada barış kültürü yaşanır olur.

Sevgiyle

Yayın tarihi: 24.10.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (6)

Ellerinize, yureginize dusuncelerinize saglik. Tesekkurler.

24.10.2012 23:24:44 Zerrin tufekci

Yazmış bulunduğuz gibi o noktada aile çocuğu yerine egosunu kurban etse??bu kısır döngü verimli olmaya başlar..

6 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER