Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

BAŞLIKSIZ

 YAZARI TAKİP ET X
Dolunay Kadıoğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Son günlerde ülkemizde yaşananlar Gezi parkı eylemleri ile başlayan ve tüm yurda yayılan eylemler hepimizi üzdü, kızdırdı, sevindirdi, çoşturdu, öfkelendirdi, manevi tüm duygularımızı hareketlendirdi… Farkındaysanız hepimizi diyorum çünkü gerçekten duygular hepimize ait. Evinde oturan da, sokağa çıkan da çıkmayan da, ne işim var sokakta bu benim davam değil diyen de, herkes yukarıdaki duyguları ve daha da fazlasını yaşadı, yaşıyor.

İnsan duygularıyla varolan, kendini ifade eden ve eyleme geçen bir varlık olmasıyla birlikte aklı gönülle- gönlü akılla birleştirdiğinde en etkin eylemleri ortaya çıkarabilir ve ancak bu durumda gerçek vicdan gerçek sevgi ve barış yaşanmaya başlar.

Diyeceksiniz ki "Ne diyorsun sen akıl mı kaldı artık yapılanlar hiç de adil değil!’

Ben de diyeceğim ki "Haklısınız, yapılanlar adil görünmüyor ancak adaletle intikam duygularını birbirine karıştırıyoruz bazen, intikam en tehlikeli duygudur, kişiyi aciz bırakır, haklıyken haksız duruma düşürür…"

Bazen kişiler haklılıklarını ispatlamak uğruna yıllar ve yıllarca beklerler. Oysaki haklılık kişiden kişiye değişebilen, egosal bir kavramdır.
Konfüçyüs’un söylediğini hatırlamak gerekir; "İntikam için yola çıkarken işe iki mezar kazarak başla"

Bence yaşadığımız sorunlar mikro da da makro da aynı…Aynı aynı olmasına da etki güçleri ve sonuçları birbirinden dağlar kadar farklı! Mikro düzeye aileyi makro düzeye ülkeyi örnek vererek anlatmak istiyorum.

Mikro düzeyde bakarsak; aile içinde yaşanan sorunların yıllarca çözülememesinin temel nedeni, eşlerin yıllar ve yıllar boyunca ki çoğu zaman ömür boyunca devam eden öfke, kin ve intikam duygularıdır. Bu öfke ve kin çoğu zaman evliliği ayakta tutan, ateşleyen bir unsur olur. Örneğin "Ben haklıyım sen haksız, bir gün benim haklılığıma inanacaksın, bana yıllarca haksızlık ve eziyet ettin bir gün intikam alacağım, senin düştüğünü gördüğüm gün en mutlu günüm olacak’ …gibi duygu birikimleri …Yazarken bile yüreğim zor dayandı! Sonunda ne mi olur ?

Yıllarca "Sonunda sen beni kanser edeceksin" diye diye taraflardan biri ya da her ikisi ya kanser ya da sinir hastası olur. Çocuklar ise böyle bir ortamda büyümekten paylarına düşen mutsuzluğu ve travmaları yaşarlar. Çoğunlukla kendi ailerinde de mutsuz mutsuz yaşamaya devam ederler.

Makro düzeye bakalım şimdi de:

Yıllardır ülkede yaşanan sorunlar eğer uzlaşı kültürüyle, demokrasiyle çözülememiş ortak bir hedef belirlenememiş ve taraflar oluşmuşsa parti liderleri ve üyeleri kin ve intikam duygularını yıllarca ve yıllarca ve hatta ömür boyunca ceplerinde taşımış ve hayat misyonu yapmışlarsa, ülkede dışlanan ve kapsanamayan gruplar yıllar ve yıllar içinde hep varsa, vatandaş/hükümet yöneticileri/liderler biz ve onlar gibi tabirleri şuurlu bir şekilde kullanmaya başlamışsa, o ülkede akıl tutulmaları yaşanmaya ve tehlike çanları çalmaya başlamış demektir.

Ülkemizde yaşanan olaylar bir ailede yaşanan olaylar nasıl çözülürse öyle çözülebilir aslında…Öfkeyi, kızgınlığımızı, birbirimizi anlamadığımız noktaları dışarı çıkartıktan sonra, konuşmaya başlamalıyız. Kulağım ağzımdan çıkanı duyarken aynı anda karşımdakinin de ne dediğini duyarak ve ne istediğini de anlayarak iletişim sağlayak, yaşadığımız bu deneyimden neler öğrendiğimizi farkederek…

Uzlaşarak, birbirimizi anlamaya çalışarak, farklılıklarımızı kabul ederek, saygı duyarak, farklılıklarımızın en büyük zenginliğimiz olduğunun farkındalığıyla…

Yürekten inanıyorum ki hepimizin istediği ülkemizde barışı yaşanır kılmak! Eminim ki o günleri göreceğiz.

Atatürk’ün "YURTTA BARIŞ DÜNYADA BARIŞ" sözündeki derin anlamı idrak etmemiz dileğimle...
 

Yayın tarihi: 05.06.2013
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.