Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

AĞAÇ OLMAK

 YAZARI TAKİP ET X
Dolunay Kadıoğlu’nun YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

‘Bir ağaç bul, sana dinginliği öğretsin’ Eckhart Tolle

Yeryüzünde beni en çok etkileyen, kendine hayran bırakan doğa parçası; ağaçlardır. Nerede heybetli bir ağaç görsem önünde eğilesim, sarılasım, onunla bir olasım gelir. Kendimi huzursuz ya da gergin hissettiğimde bir ağaca bakmak, dokunmak, onun içinde olduğumu hayal etmek ya da o olduğumu düşünmek, beni dengeler, sakinleştirir.

Onları fotoğraflamak ve her zorlandığım anda bu fotolara bakmak bile rahatlatır çoğu zaman.

‘Benden önce de buradaydın, umarım benden sonra da burada olacaksın, şahit olacaksın her şeye’ derim. Her ağacın bana söyleyeceği bir şeyler mutlaka vardır.

Örneğin bugün beyaz bir HUŞ ağacına dokundum ve onun parlak dış kabuğunda uzun süre kaldı ellerim. ‘Dünyada ne çok acı var sevgili HUŞ, var mı bir yol BARIŞ’a, var mı bir yol Birliğe, var mı bir yol gerçek insan olmaya' dedim.

‘Tek yol sevmek dedi tek yol karşılıksız vermek, aynı bizim gibi, aynı güneş gibi, küsmeden sevmeye devam etmek’

Ağaçların bana öğrettiği en temel şey; her şeye rağmen doğaya, dünyaya katkı vermeye devam etmek, varlık amacını yerine getirmeye çalışmak. Bazen binaların arasında, kıyıda köşede kalmış bir ağaç, bazen, bir kayanın üzerinde büyümeye çalışan, bazen kaldırımların arasında kendine yol bulmuş bir fidanın bende oluşturduğu en temel mesajdır bu; her şeye rağmen nefes al ve ver, katkı ver.

Büyük şehirlerde yaşayan biz şehirzedeler şehrin kaosundan, koşuşturmasından, şehrin üzerimizde oluşturduğu travmadan mıdır nedir, nefes almak aklımıza bile gelmezken, pek çok insanın yüzündeki beton gibi soğuk ifade bazen kanımı donduruyor. Size de oluyor mu? İşte o anlarda gözüm bir doğa parçası arıyor, gözüme gönlüme iyi gelecek, yüzüme gülümseme verecek, kalbime huzur indirecek bir doğa parçası… Gözüm hemen bir ağaç arıyor ki umudum yeşersin hayata dair, insana dair, huzura dair. 

Çok zorlarsa büyük şehirler, hayat, ilişkiler, dertler, ilaç niyetine önerimdir;

Bir ağaç bulun. Dokunun. Yapabilirseniz sarılın ve en az bir dakika kalın öylece.

Onunla bir olduğunuzu, onun köklerinden dünyaya kök saldığınızı, köklendiğinizi ve güçlendiğinizi hayal edin. Eğer yaşadığınız bir sorun varsa ona anlatın ve size neler diyor dinleyin. Bedeninizde biriken tüm yüklerin onun aracılığı ile toprağa gittiğini oradan da sulara karışarak dönüştüğünü hayal edin. Ağaçtan size akan yeni ve taze bilinci içinize, zihninize tüm bedeninize alın. Ona ve evrene ve kendinize teşekkür edin.

Bazılarınızın, ‘Aa ya biri görürse, nereden bulacağım kimsenin görmeyeceği ve sarılacağım ağacı, ormana da gidemem, gören ne der vb. dediğinizi duyar gibiyim.

Cevabım net: Kim ne derse desin, bir ağaca sarılmak ne suç ne de delilik, Dünyada o kadar çok gariplik, sapkınlık, insanlık dışı o kadar çok şey varken ben ağaca sarılmışım kime ne! "Benim deliliğim de bu olsun!" deyin ve daha sıkı sarılın.

George Herbert de diyor ki; Kimilerini gözyaşlarına boğan ağaç, kimileri için yalnızca yolu tıkayan yaşlı bir engeldir. İnsanın kendi neyse gördüğü de odur.

Yayın tarihi: 25.12.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.