Ana sayfa
Hürriyet Aile'yi Facebook'tan takip edinHürriyet Aile'yi Twitter'dan takip edin

Pencereden Bakış

Dilek Çakmakçı

Markette hırsız damgası yersen…




Yılmaz Özdil’in Cumartesi günkü yazısını okuyunca yıllar önce bir markette yaşadıklarım aklıma geldi.

İş yerime yakın büyük bir marketten hafta içi alışveriş yapmıştım. İki tane, 50 ml’lik küçük el kremlerinden aldım. Birini iş yerimdeki masanın çekmesine koydum, diğerini de eve götürdüm. Hemen hemen her el yıkamadan sonra mutlaka krem kullanan biri olduğumdan çantamda, evde, iş yerinde, yazlıkta, elimi attığım her yerde bir tane kremim vardır. Çok yer kaplamasın diye de evde kullandıklarımın dışında, ufak kutularda olanları tercih ederim.

O hafta sonu, her hafta sonu olduğu gibi Çeşme’deki yazlığa gitmek için Cuma günü iş yerinden eve gelip, çabuk çabuk hazırlandık. Çantaları toplarken, hafta içi marketten aldığım ve hiç kullanmadığım kremi görüp, “yazlığa götüreyim bunu bari” diyerek, çantama attım.

Yola çıkmadan her hafta yaptığımız gibi evin yakınındaki başka bir büyük markete uğrayıp, hafta sonu alışverişi yaptık. Elimizde beş-on tane dolu poşetle ve neşe içinde marketten ayrılacaktık ki kapıdan geçerken alarmlar ötmeye başladı. Alışkın değilim ya, hiç üstüme alınmadım, yürümeye devam ediyorum. Birden bire oğlumla ikimizin etrafını 5 güvenlik görevlisi ve müşteri hizmetlerinden olduğu anladığım birkaç kişi sardı.

Ne oldu demeye kalmadan biri çantama el attı, dur diyemedim. İçini açıp kremi çıkarttı. Bakışlarında iğrenç, aşağılayıcı, küçümseyici bir ifade ile kremi gözüme sokar gibi yaparak, “malımızı çalmışsınız” dedi.

Şoktayım, aklımdan binlerce şey geçiyor!!!

- Rezil oldum!!
- Buradan almadığımı nasıl ispat ederim?
- Fişi evde miydi yoksa attım mı?
- Oğlumu fişi almak için eve gönderirim de…
- Ya bulamazsa!!!
- Aman Allahım, ya fişi çöpe attıysam!!
- Çevredeki bunca meraklı bakıştan, bir kaçı tanıdık birilerine aitse, durumun o şekilde olmadığını onlara anlatma şansı bulamazsam ne olacak?
- ????.....

Konuşuyorum ama içimden. Kekeleyerek bir iki kelime döküldü ağzımdan, sanırım “Ben bunu buradan almadım” dedim.
“Nasıl almadınız, bizim reyonun ürünü” dedi güvenlikçi

***

Bizimle müdüriyete geleceksiniz...

***

Şoka girince konuşamam, oğlum atladı, “Ben giderim, annem burada kalsın” dedi.

Elinde krem, önde o, arkada güvenlikçi üst kata çıkan merdivenlere yöneldiler.

Bir sürü alışveriş poşeti var ayaklarımın çevresinde, onlara bakıp, içimden “Bunca alışveriş yapmışım, üç kuruşluk kremi niye çalayım, düşünmüyorlar mı bunu?" diyorum. 

Çevremde, geriye kalan market görevlileri, kaçmamı engellemek için sanırım, çevremdeki halkayı hiç bozmuyorlar. Aldırış etmiyorum diyemem, ediyorum ve suçlu gibi yere bakıyorum ki kimse bu çemberin içinde görmesin beni. Göreni de ben görmeyeyim en azından!

Ne kadar bekledim bilmiyorum ama kafamı kaldırdığımda çevrenin ilgisi azalmıştı. Kalabalığın içinde beni itham eden güvenlikçiyi gördüm, hafif sırıtarak bizden tarafa hızlı adımlarla ilerliyordu.

“Sizi yukarı çağırıyorlar” dedi, “Özür dileriz”

Ohhh!!!

Oh’mu??? Bişi yapmamıştım ki niye bu derin “ohhh” bilmem. İspat etmekten kurtulduğum için sanırım. Ama nasıl anladılar gerçeği diye de merak içindeyim.

Güvenlikçi, bizim alışveriş poşetlerini oradaki görevlilerden birine teslim etti ve bana ”Beni izleyin” dedi.

Müdürün odasında oğlum, kozmetik reyon görevlisi, müdür olduğunu anladığım bir adam ve sanırım birkaç kişi daha bizi bekliyorlar.

Ayakta karşıladılar, buyur ettiler. “Kusurumuza bakmayın” dedi müdür.

Son bir aydır, marketin reyonlarında kremin o boyundan yokmuş. Reyondaki görevli kızı çağırır çağırmaz kız, “Bu bizim ürünümüz değil” demiş.

İyi de niye kapıda öttü o zaman?

Şöyle izah ettiler; benim kremi aldığım market, kapıda güvenlik geçişi uygulamıyormuş. Adamların deyimine göre, zaten çok pahalı bir market olduğundan fiyatlarını, çalınma riskini de karşılayacak şekilde düzenlerlermiş. Bu nedenle de kasa görevlileri barkodları tek tek cihaza okutmak yerine bir ürünü geçirip altına kaç adetse o kadar çarpı koyarlarmış. Onların kapılarında güvenlik şeridi olmadığından ben rahatça o kapıdan geçmişim ama barkodu silinmemiş ürün bu marketin kapısındaki güvenlik şeridine yakalanmış. Kullanılmamış olması da yargılarını kuvvetlendirmiş.

Bana söylenen bu. Aslında çok inandırıcı gelmedi ama sorgulayarak vakit kaybetmek yerine, dakikalarca yaşadığım suskunluğun acısı ile müdüre bağırmaya başladım. İçimdeki eziklik ve rezil olma duyguları, kelimelerime öfke vurgusu yapıyor, sesimi boğuklaştırıyordu. Neredeyse ağlayacağım yani!

Bin özür…

Neye yararsa?

İlerleyen günlerde, yaşadıklarımı anlattığım bazı kişilerden benzer hikayeler dinleyince yalnız olmadığımı anladım. Pek çok insan benzer muamelelere maruz kalmış, çoğu da utandığından kimseye anlatamamıştı.

Yılmaz Özdil’in yazısını okuyunca o gün düşündüklerimi yine düşündüm.

Her ne sıfatla çalışırsa çalışsın, marketlerde çalışanlara, müşteriyi rencide etmeden görevini yapmanın metotları öğretilmeli. Her yıl milyonlarca lira kazanan koskoca marketler, personellerini ruhsal denge testlerine tabi tutarak seçmeli ve düzenli aralıklarla eğitmeli.

Ne yazık ki ülkemizde “tüketici hakkı” diye bir şey hemen hemen hiç yok. “Bana hırsız muamelesi yaptılar” diye şikayetçi olacağınız bir mercii ise hiç yok. Elimizden gelen tek şey, o markete bir daha adım atmamak, yani “bireysel boykot”. Ben, en azından bunu yapabilelim diyorum.

Personeli de sistemi de sizi üzüyorsa o marketten alışveriş etmemek en iyisi. 

Dilek Çakmakçı
30.01.2012
 

Yorumunuzu Yazın

Kalan Karakter :

www.hurriyetaile.com web sitesindeki yazarların ve yazar yazılarının, katkıda bulunanların, soru soranların, yorum yazanların, iletişim platformu ile bilgi ve düşünce paylaşanların veya herhangi bir kanaldan site veya ziyaretçileriyle iletişim kuranların görüş ve düşünceleri, site editörlerini, modaretörlerini ve site hazırlayıcılarını bağlamamaktadır. Bu görüş ve düşüncelerin sorumluluğu tamamen ilgili kişilere aittir.

4 Okuyucu Yorumu

  • Cem Yılmaz

    25.03.2012

     
    Bu durumlarda avukatınızı haberdar edip yaşadığınız olayın her saniyesi için 1000 tl tazminat talep edebilirsiniz zira herşey ispatlı ve kurum kusurlu. Müdür, bilinçli tüketicinin neler yapacağını bildiğinden el etek öpmeye çalışıp göndermiş. Bu da bilgi notunuzda olsun...
    • 26.03.2012
      Dilek Çakmakçı

      Umarım bir daha başıma gelmez de ihtiyacım da olmaz diyeceğim ama herkesin başına gelebilecek bir durum. Uyarınız ve verdiğiniz bilgi için teşekkürler, aklımdan çıkartmayacağım.

    Kalan Karakter :

  • derya deniz

    28.02.2012

     
    Merhaba,hiç üzülmeyin yalnız değilsiniz............Bunları artık sık sık yaşar olduk,fakat o sırıtkan güvenlikçilerin üst,çanta arama gibi lüksleri yok.Eğer çok ısrar ederlerse polis çağırmalarını istenmeli,özürleri rezil olduktan sonra işe yaramıyor........
    • 29.02.2012
      Dilek Çakmakçı

      Çok haklısınız, biz bilinçlendikçe bunları yapamayacaklar mutlaka. Çok utanç verici bir durum.

    Kalan Karakter :

 

Yazarın son yazıları