Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

KOŞULSUZ SEVEBİLİR MİSİN?

 YAZARI TAKİP ET X
Aylin Çalışkan’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Anneler Gezegeni Eğitim Uzmanı - Rehber Öğretmen
Uzmanımız artık burada sorularınıza yanıt veremeyecektir. Sorunuzun yanıtını uzmanımızın daha önceden yanıtladığı sorular içerisinde arayabilirsiniz.
 
 

  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Yıllar evvel arkadaşlarımızla yaptığımız bir sohbet geldi aklıma. Tema “sen kimsin” idi? Diğer adıyla “ben kimim?”… Herkes bilgi ve görgü dağarcığındakileri ortaya saçıyordu. Konulmanın çerçevesini “sen ne isen onu yansıtırsın” olarak belirlemiştik ve aslında herkes bu yaşamda kendisini arıyordu.Bir arkadaşım dedi ki: ben dürüst ve ahlaklı bir erdem yolunda yürümeyi seçtim. Dürüst olmama ve ahlaktan uzak olma endişesi taşıdığının altını çizdi.

Bir arkadaşım dedi ki: Ben mutlu olmayı seçtim. Hep mutluluktan bahsediyorum. Demek ki mutsuz olmak gibi bir korkum var.

Ben dedim ki: Sevmeyi seçtim. Ama şöyle kalbimle dolu dolu sevmekten bahsediyorum sevgili dostlarım. Fakat biliyorum ki, karşımdaki kişiden apaçık sevgi bekliyorum. Beklediğim bir sevgi düzeyi var, onu göremeyince çok üzülüyorum, kırılıyorum. Hatta o kişiden uzaklaşıp arama mesafe koyuyorum. Kalbimin kırıldığını hissediyor bazen acı çekiyorum. Hele çok büyük bir aşkla sevdiğim birisiyse dünya bana zindan oluyor. Galiba ben koşulsuz sevmeyi öğrenmeliyim.

O sırada fonda “Hiç bir şeyde gözüm yok, sen yanımda ol yeter” şarkısı çalmaya başladı. Hah, işte… Radyodaki DJ’ in o an verdiği karar, uzaklarda koşulsuz sevmenin formülünü bulmuştum. Koşulsuz sevmeyi ise yıllar sonra oğlumu kucağıma aldığımda bütün kalbimle hissedecek, annelikle tam ve bütün olduğumu kavrayacaktım.

Peki, neden o güne değin koşulsuz sevgiyi tadamamıştım?

Neden ailem dışında kimseden koşulsuz sevgi gelmemişti?

Neden beni seveni ben sevememiş, sevdiğim ise kalbini açmamıştı?

Neden?

Kadın erkek ilişkilerindeki sevgi dengesini ve anne-çocuk ilişkisindeki dengeyi büyük mutasavvıf Muhiddin İbn Arabi "İlahi Aşk" isimli eserinde bir güzel açıklamış.

Diyor ki zat: “Yüce sevgiyi, erkekler eşlerine duyduğu muhabbette; kadınlar ise bebeklerinde yaşarlar.” Üç kişiden oluşan bir sevgi üçgeniyle açıklamış diyebiliriz.

Erkeğin “Hiçbir şeyde gözüm yok, sen yanımda ol yeter” demesi mümkün mü der gibisiniz, duyuyorum. Bu devirde öyle zor ki… Erkeğin sevgisiyle beslenemeyen kadın sayısı öyle arttı ki, çoğu kadın tek başına çocuk büyütüyor artık. Aynı şekilde, kadınlar da erkeklere daha fazla maddi gelir kaynağı gözüyle bakınca sevmek denen yüce şeyin adı başkalaştı. Ağza alınmayacak kavramlara büründüğü bile oluyor.

Her neyse, geçelim anne-çocuk sevgisindeki koşulsuz sevmeye…

Şimdilerde bazı şeyleri aldığım astroloji eğitimleri sayesinde daha iyi anlıyorum ve sevmeyi öğrenmenin tarifini kolayladım galiba.

Sevmenin bin bir şekli var ve en sahici olanı anne-çocuk arasındaki şekli. Bir canlının vücudunuzda var olması için aşkla, sevgiyle yaşanan bir birlikteliğin olması gerekiyor. Venüs’ten gelen dişilerle Mars’tan gelen erillerin yeni bir dünyayı oluşturması gibi… Sonra dünyanın etrafında dolanan Ay gibi, çocuğunun etrafında dolanan bir anne zuhur ediyor. Ama kadın aslında hala Venüs’ten gelme dişi…

Bir yandan da Ay gibi; sevgi, ilgi, bakım veren kişi konumunda. Erkeklere mi ne oluyor? Yaşı ilerledikçe Satün’leşiyor onlar. Sıfırcı yaşlı hocalara benziyorlar desem abartmamış olurum ama bu noktaya gelinceye kadar halen Mars enerjisi taşıyorlar ve uzun süre Marsyen enerjileri öylece duruyor. Olgunlaşmaları için anne olan eşleriyle birlikte aynı bakış açısını oturtmaları gerekiyor. Bu hem psikolojik hem de astrolojik bir gerçek. Başka türlü koşulsuz sevgi ve duygusal bütünlük yakalanamıyor. Hepimiz iyisiyle kötüsüyle tecrübe etmişsizdir.

Kalplerdeki koşulsuz sevginin mimarı olan çocuklarımıza gelince…

Umutlarımız onlar bizim. Elbette dönem dönem hayal kırıklıklarımız oluyor. Belki de en çok kırılan en çok koşulsuz sevgiyi yaşama deneyimini gerçekleştiriyor.

Örneğin fiziksel engelli, otizmli veya farklı gelişen bir çocuğun annesi olmak…

Önce yıkılan hayaller, ardından gelen ağır sorumluluk duygusu… Hiçbir beklentiye girmeksizin sonuna kadar sevebilmeyi engelli çocuk annelerinin imzasını taşıyor.

Tartışmasız bir şekilde “Hiçbir şeyde gözüm yok, sen yanımda ol” diyenler yüreği dolup dolup taşan anneler ve gönül erleri olsa gerek…

Ailesinde, çevresinde ve kendi hayatında yaşayanlar ne şanslı, ne şanslı…  

Yayın tarihi: 19.12.2018
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.