Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

EĞİTİME POLİTİKA GİRMELİ Mİ?

 YAZARI TAKİP ET X
Aylin Anne’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Anneler Gezegeni Özel Eğitim Öğretmeni ve Psikolojik Danışman
Uzmanımız artık burada sorularınıza yanıt veremeyecektir. Sorunuzun yanıtını uzmanımızın daha önceden yanıtladığı sorular içerisinde arayabilirsiniz.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Son günlerde 4+4+4 ile ilgili çıkan haber ve köşe yazılarında planlama ve uygulama açısından eğitimin bilimsel değil de siyasi olduğuna dair yorumlar göze çarpıyor.

Eğitim planlaması yani ülkemizin kanayan yarası...

Aklıma hemen Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim bölümüne girdiğim ilk yıl verilen ödevler geldi. 5 yıllık kalkınma planlarında ortaya konan hedefler ve tutan hedeflerin raporlarını okumuş, sayfalar dolusu ödevler hazırlamıştık arkadaşlarımla.

Rakamlarla hedef ortaya koymayı ve sonucu tartışmayı öğrenmek için ideal bir çalışmaydı. Yine Devlet Planlama Teşkilatı'nda öğrendiklerimi hatırlıyorum. Kalkınma planlarında eğitim ile ilgili hedefler ortaya konup planlamalar yapılıyor, 150 metre ilerideki meclise yasa tasarısı olarak gönderiliyordu. Gelin görün ki, bilimsel, uzun yıllar emek verilerek hazırlanan planlar, siyasilerin istek ve amaçlarına göre renk ve şekil değiştiriyor, bambaşka yapılar olarak karşımıza çıkıyordu.

'Eğitim Bilimine Giriş' dersinde Prof. Dr. Dilek Gözütok hocamız şu tartışma sorusunu sormuştu : "Eğitime politika karışmalı mı, karışmamalı mı?" Neredeyse 20 sene geçti, o tartışmayı hiç unutmam.

Politika kelimesinden kasıt kürsüde kükreyen siyasetçiler değil, devletin eğitim için ortaya hedef koyması, planlama yapması ve eğitim öğretim faaliyetlerini şekillendirmesi demekti.

Politika girmemeli demiştim şahsen. İdealist bir eğitimci olmaya aday, çaylak, acemi fakülte birinci sınıf öğrencisiydim çünkü.

"Bence eğitim bağımsız olmalı" diye başlamıştım söze. "Eğitim fakülteleri, eğitim bilimini oluşturan akademik yapılar her türlü siyasetten, politikadan uzak, bilim üretmeli. Eğitim bilimi her şeyden bağımsız, çocuklar için ve insanlık için çalışmalıyken, okulların yaşam becerilerinin kazanıldığı, çocukların hayata en mükemmel şekilde hazırlandıkları merkezler olması gerek" şeklinde açıklamıştım düşüncelerimi. Ayrıca düzenli planlı, eşitlikçi, herkesin meslek edindiği, standartları olan bir merkez olması gerekiğini söylemiştim.

Bu tartışmada doğru ya da yanlış yoktu. İdeal olan ve uygulamalardan doğanlar vardı.

İdeal eğitim söz konusu olunca- yukarıda değindiğim gibi- eğitimciler ve eğitim programları özgür olmalı. Müfredatı, zorunlu eğitimi, mesleki eğitimi her şeyi ama her şeyi eğitim bilimciler belirlemeli.

Bunun en güzel örneklerini başta Finlandiya'da, İsveç'te, Danimarka ve diğer İskandinav ülkelerinde görebilirsiniz. Hayal değil anlayacağımız gibi....

Bir de devletin içerik belirlediği, eğitim programlarını şekilllendirdiği yapılar vardır ki işte burada işe sahiden siyaset ve politika oldukça baskın bir şekilde giriyor.

Clinton döneminde dünya matematik olimpiyatlarında derece yapamayan Amerika, başkanın talimatıyla, matematik programını baştan sona yenilemişti. Eğitim açısından dinamizm getiren bir karar. Ancak politik yönden eğitimin çok önemli bir güç olduğuna dair çok çarpıcı bir örnek olduğunu düşünüyorum. Eğitim bir toplumun uluslararası arenada reklamını en yapabileceği müthiş bir güç.

Bu gücü devlet ne kadar kullanmalı, nereye kadar inmeli, nerelere hiç dokunmamalı?

Eğer eğitime politika girmişse, o ülkenin insan kaynağını en doğru, bilimsel ve ekonomik şekilde değerlendirip çağ atlamak için kullanmak devletin misyonudur. Vizyonu ise gelecek yıllarda yakalanacak çağdaşlık seviyesindeki hedef kadardır? En gelişmiş ülkeyle mi rekabet ediliyor? Yoksa geri kalmış ülke modelinden çıkmak için mi çabalanıyor? Bunlara bakmak lazım.

Çocuklar eğitim kaynaklarına eşit şekilde ulaşamayacaksa, eğitim hakkından yoksun kalıp sosyal problemler yumağında (örneğin açlık, çocuk gelin olmak, okula gönderilmeyip, tarlada çalıştırılmak gibi problemlerde) boğulacaksa, buna eğitim sisteminde yenilik demek çok güç.

Özetleyeyim;

Eğitimin amaçlarına, uygulamalarına, ölçme değerlendirmeye, sisteme, kitaplara, kaynaklara, yöntem ve tekniklere eğitimciler karar versin. Zira eğitim, yüce mecliste küfürleşilerek, tekme tokat kavga ederek, yasa tasarısı oylanmayacak kadar ciddi ve ulvi bir iştir.

Yayın tarihi: 28.03.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (2)

Küçük ve geri kalmış bir sömürge ülkesi olan Finlandiya'nın, kısa süre içinde eğitim ve kültür hamlesi ile nasıl kalkındığını anlatan "BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE" isimli kitabı ilgilenenlere tavsiye ederim. Aylin kardeş yazılarını takip etmeye çalışıyorum.Selamlar.

28.03.2012 11:43:43 Adem YILDIZ

Öneriniz için teşekkürler. Gerçekten merak ettim. İlk fırsatta alıp okuyacağım.

30.03.2012 15:12:19 neylan yavuz