Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ACINIZ BÜYÜK ÇOCUKLAR

 YAZARI TAKİP ET X
Aylin Anne’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

Anneler Gezegeni Özel Eğitim Öğretmeni ve Psikolojik Danışman
Uzmanımız artık burada sorularınıza yanıt veremeyecektir. Sorunuzun yanıtını uzmanımızın daha önceden yanıtladığı sorular içerisinde arayabilirsiniz.
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Rahmetli eniştem yıllar önce kısa bir süre maden işçiliği yapmış ve bize arada sırada maceralarını anlatırdı. Onların arasında aklımda tek kalan göçük altından nasıl kurtulduğuydu. Cebindeki çikolata parçası ve yanından akan su olduğu için uzun süre dayanabilmiş. Asıl şans hava alacak boşluğun olmasıymış.

Boşluk deyince, hani ferahlık veren boşluklara şükredilir ya, şöyle derin bir oh çekilir; bir de insanın yüreğini yerinden söken boşluklar vardır. Artık acı duymanın çok ötesine geçildiğinde yaşanır. İşte bu tür zor duygular yaşıyoruz halk olarak. Bir de kahraman babalarını kaybetmiş çocuklar var.

En az 282 can kaybının olduğu düşünüldüğünde onlarca çocuğun acısı çok büyük…

Kayıp ve yas çocuklara nasıl açıklanabilir? 

  • Bu tür bir olayla birlikte babasını kaybettiğini bir çocuğa anlatmak çok zor olur elbette. Bu durum; yas süresini uzatabilir, stres bozukluklarına yol açabilir. Kabullenilmesi oldukça güç bir durum olacağından çocuklara mümkünse uzman bir psikolog eşliğinde gerçekleri açıklamak yerinde olacaktır. 
  • Ölümün gizlenmesi ve saklanması yerine, olayın nasıl gerçekleştiğini kabaca anlatmakla işe başlanabilir.
  • Babanın büyük bir felaket sonucu yaşamını kaybettiğini artık bir daha geri gelmeyeceği söylenebilir. Onu özlemenin normal bir duygu olduğunu ama onu sevgiyle hatırlayabileceğini anlatmak bir nebze ferahlık verebilir. 

Hangi yaştaki çocuk hangi duyguları yaşar?

  • 0-3 yaş çocuğu; bir kayıp yaşandığını fark eder, evde arayabilir, huzursuzluk, yeme ve uyumada sorunlar yaşayabilir.
  • 3-6 yaş arasındaki çocuklar, ölen kişinin geri geleceğini düşünebilirler. Bu nedenle bu travmayla baş etmesi güçleşebilir. Yakınlarının yas tutuşundan oldukça etkilenirler ve ölen kişiyi arama çabasına girişebilirler. Buna ağlama nöbetleri, öfke patlamaları, anneye yapışarak yaşama, anneyle birlikte uyuma ve oyun oynamak istememe gibi davranışlar eşlik edebilir.
  • 6-9 yaş arası çocuklar, ölümü ödül-ceza denkleminin bir parçası olarak görür. “Ben yaramazlık yapmasaydım babam ölmezdi” gibi bir suçluluk duygusuna kapılabilir. Bir yandan da ölümün kaçınılmaz bir son olduğunun farkına varır ve ölen kişinin melek olduğunu veya cennete gittiğini düşünebilir. Dikkat eksikliği, okula gitmek istememe, şiddete yönelim söz konusu olabilir. En çok zorlanan yaş grubu olduğunu söylenebilir.
  • 9-12 yaş çocuğu ise ölümün neden olduğunu sürekli sorgulayabilir. Bu durum ani öfke patlamalarına, şiddete neden olabilir. Bu yaşlarda cinsiyete dayalı tepkilerde farklılıklar belirginleşir. Durum daha çok erkek çocuklarda sıklıkla rastlanırken, kız çocuklarında anneye ve diğer büyüklerine aşırı bağlanma, yanından ayrılmak istememe gibi davranışlar görülebilir. Hepsinde yoğun olarak ortaya çıkan tablo terk edilme korkusudur.
  • 12 yaş ve üstü çocuklarda, ölüm kolay kabul edilebilir ama devamında gelen yas dönemi ergenlikle birlikte şiddetli duygu dalgalanmalarına yol açabilir. Annesinin ve diğer aile bireylerinin yas tutmasına şiddetli tepkiler verebilir.

Yas tutan çocuğa nasıl yaklaşılmalı? 

Burada aile yakınlarına büyük görevler düşüyor. Çocukların yas tutması doğal karşılanmalı, “üzülme”, “ağlama” gibi sözcükler kullanılmaktan kaçınılmalıdır. Öncelikle kaybın gerçekten yaşandığını ve gerçekten geri dönmeyeceğini anlatmak gerekir. Uzaklara gitti, daha sonra buluşacağız gibi umut verici sözler özellikle ilkokul çağındaki çocukların yas süresini uzatacaktır. Bu nedenle olabildiğince basit, sade ve net cümleler kurmak işe yarayabilir. 

İlk 1 yıl psikolojik desteğin sağlanması, bu tür bir felakette devletin bu konuda gerekli organizasyonu sağlayarak çocuklara terapi desteği vermesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Biz yetişkinlerin acısı büyük... Ancak çocukların acıları tahmin edemeyeceğimizden daha fazla gibi geliyor bana.

Şu an en az 282 babanın çocuğu çok ama çok acı çekiyor. Bir an evvel destek olunmalı… 

Yayın tarihi: 15.05.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.