Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

YONCA TOKBAŞ İLE SICACIK BİR RÖPORTAJ

 YAZARI TAKİP ET X
Arzu Hoşgör’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Samimi, içten, yardımsever, örnek insan Yonca Tokbaş ile yaptığımız sıcacık röportajımız…

Sevgili Yonca, koşarak yardıma ihtiyacı olan insanlar için yardım toplamak nereden aklına geldi? Bu fikir nasıl oluştu ve nasıl gelişti?

Arzu, bu benim fikrim değildi. Benim böyle bir şeyden hiç haberim yoktu. 2008’de İstanbul Maratonu’nda köprüden geçerek koşma fikrini kendimce “O köprüden geçeceğim ve her şey çok güzel olacak!” fikrine öyle inandırmıştım ki koşmaya geldim. Koşarken tekerlekli sandalyede engellileri iterek koşan insanlar gördüm. O kadar etkilendim ki, “Ben de sizin gibi olmak istiyorum.” diye köprü üzerinde koşarken ADIM ADIM oluşumu koşanlarıyla tesadüfen tanıştım yani. Bana bu işi anlatan, öğreten, tanıtan ADIM ADIM’dır. Türkiye’nin başına gelen en iyi “şey” diye düşünüyorum.

İnsanlar bu konunun birbiri ile olan ilişkisini anlamakta zorluk çekiyor. Burayı biraz açar mısın?

Olay şu;
Ben koşuyorum. Yani zaten bu sporu yapıyorum. Sense koşamıyorsun. Ama hep bir şey yapmak istiyorsun dimi? Mesela keşke diyorsun doğaya bir katkım olsa, keşke çocukların eğitimi için bir şey yapabilsem, keşke geleceğimiz için çabalayan gençlerin elinden tutabilsem veya engelliler için bir faydam olsa... Ama işte bunları düşünüp bir türlü bir şey yapamıyorsun, ne yapacağını, nasıl yapacağını da bilmiyorsun. Hah işte, burada ben ve sen işbirliği yapıyoruz. Ben gidip koşuyorum. Koşarken toplumdaki sorunlara çözüm yaratan STK’lardan birini seçiyorum. “O STK için koşacağım Arzucum” diyorum. Sana o STK’yı anlatıyorum. Benim durumumda TOG. Gençlerin sosyal sorumluluk projelerinde daha çok yer alabilmeleri için desteğe ihtiyaçları var diyorum. 1 genç için TOG’a 90TL bağışlarsan, o gencin elinden tutacaksın diyorum. Sen bağış yapıyorsun, ben koşuyorum. Ben koşarak sana bu işi anlatmış oluyorum, sen de bağış yaparak beni boş boş koşturtmamış oluyorsun.

Ben paraya dokunmuyorum. Sen direk TOG’a bağışlıyorsun. Bağışlarken “Ben Arzu, Yonca adına TOG’a şu kadar bağış yaptım.” diyorsun. Böylece ben günün sonunda, atıyorum 10km mi koştum, o 10km’yi 30 öğrenci için koşmuş oluyorum mesela...

Dubai’de yaşıyorsun ve kurumsal bir şirkette üst düzey yönetici olarak çalışırken ne oldu birden bire oraya son verip bu işlere yoğunlaştın?

Ben uzun yıllardır yazıyordum. Sonra koşmaya da başladım. Kurumsal hayat bana göre değildi. Hiçbir zaman olmadı. Ben hep yazmak istedim. Ne zaman ki daha fazla yürütemez hale geldim, ne zaman ki artık dayanamaz oldum kurumsal hayata, ayrıldım. O kadar süre dayanmama tek sebep olağanüstü anlayışlı bir patronumun olmasıdır.

Yaptığın iş hiç de kolay değil… Gönüllü olarak insanların hayatları için koşup bağış topluyorsun, farklı ülke ve şehirlerde… Eşin ve çocuklarını bırakıp gitmek durumunda kalıyorsun hem de bunun için 1 lira bile kazanmazken, ailenin bu duruma verdiği tepki nedir? Seni aşağıya çektikleri oluyor mu? Yoksa koşulsuz destek olurlar mı? Biraz detaylı bilgi alabilir miyiz?

Arzu... Ben gönülden çıktım bu yola. Çok şanslıyım. Ailem gerçekten çok destek oluyor. Ben işten ayrılmak istediğimi Arda’ya ilk söylediğimde bana “Yonca ayrıl. Sen çok güzel şeyler yapacaksın. Çok mutlu olacaksın. Yap…” dedi. Çocuklarım da öyle. Bana “Sen bize hep hayallerinizin peşinden koşun dedin, sen de yap...” dediler. Daha ne desinler. Ben daha ne kadar şükredeyim bilmem. Beni aşağı çekerse bir ben çekerim. Ailem hep yukarı ittiriyor. Kolay değil hiçbirimiz için. Ama inan bana öncesi mi, şimdi mi dersen... Şimdiki iç huzuruma, aileme getirdiğim huzura hiçbir şeyi değişmem.

Bir de bu kadar işin arasında bir kitap var. Bu fikir nasıl çıktı ortaya?

Sakatlandım. Düştüm ve topuğumu kötü kırdım. Kalıcı bir hasar var sağ ayağımda. Normalde koyverdim mi topallıyorum. Ama kendime kırıtık bir yürüme şekli türettim, kimse anlamıyor.

Neyse, o kırık ve sakatlık süreci berbattı. Karışık kuruşuk bir dönemdi. Çok uzun zamandır yapmak istediğim kitap için daha fazla durmadım. Durmak hasta ediyordu. Yazdım geçtim... Hatta doktora giderken aklıma geldi kitabın içeriği de adı da.
Bu kitap ben gibi olsun dedim. Kendime armağan olsun dedim. Herkesin illa öyle böyle şöyle mükemmel dediği kalıplardan olmasın dedim. Bıktım ben kalıplardan filan. ‘Karışık Kuruşuk Şeyler’ öyle doğdu. Konusu ne diyorlar, bilmiyorum diyorum. Çok karışık.

Bundan sonraki hedeflerin neler?

Yeni bir kitap yazıyorum. Çok zor yazıyorum bu sefer. Uzun soluklu bir iş. Ama hedef onun bitmesi. Yazmak. Daha iyi yazmak. Koşmak ve insanlara bir faydam olmasını sağlamak. İnsanlara spor yapmaları ve şikayetlerinin bahanelerden ibaret olduğunu, harekete geçerlerse iyileşip iyileştirebileceklerini anlatabilirsem ne ala.

Hedefim mutlu olmak... Hedefim huzur be Arzu… Ben huzurla eğlenerek keyifle gitmek istiyorum bu diyardan.

Son olarak herkese ve özellikle kadınlara neler tavsiye edersin?

Özgürce, kendilerini her nasıllarsa öyle sevmelerini. Kalıplara, tiplere uydurmamalarını. İsteyip akıllarına koyduktan sonra, gönülden yola çıkarlarsa yapamayacakları şey yok.

Mucizeler var Arzu. Var!

Yonca Tokbaş

Yayın tarihi: 04.03.2014
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.