Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÇİN BAMBAŞKA BİR DÜNYAYMIŞ MEĞER

 YAZARI TAKİP ET X
Arzu Hoşgör’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Bugün Sangay’a geleli nerdeyse 15 gün oldu. Gelmeden önce zaten heyecanı basmıştı bize. Ne yeriz? Ne içeriz? Nasıl bir yer? ? İnsanları nasıl? Nasıl anlaşırız? diye. Çünkü, temelli buraya gelmeden önce, buraları görüp etrafı tanıma şansımız olamadı maalesef. Dolayısı ile şu anda geçici olarak oturduğumuz evi bile internet üzerinden bulup seçtik. Ama şükürler olsun internet var diyoruz.
Bu arada böyle uzak diyarlara taşınmak hiç de kolay değilmiş. Zira 14 bavulla yola çıktık; bir tanesini de nerede olduğunu fark etmeden, unuttuk. Bunu da öğrenme gideri diyerek yazdık zarar hanesine…

Nihayet Çin topraklarına ayak bastık çok şükür, pasaporttan çok çabuk geçtik. Gerçi bavulları toplamak biraz zaman aldı ama en büyük heyecanı “bunca bavulu X-Ray’den geçirin derlerse, nasıl tekrar indir bindir yaparız” diye düşünürken yaşadık. Sanırım halimize acıdılar, direk geçtik ve nasıl bir ohhhhh çektik anlatamam.

Eve gelir gelmez yorgun olmamıza rağmen attık kendimizi sokaklara. Eğer etrafta Çince yazılar ve Asyalı insanlar görmesek burasının Çin olduğuna inanmazdık. Çünkü her yer upuzun ve modern binalarla çevriliydi ve her yer çok şıktı. Ayrıca sokakların ne kadar temiz olduğuna inanamazsınız. Yerlerde sadece dökülen yaprakları görüyorsunuz o kadar. Bir de yeni yıl zamanı gelince bütün sokaklar, ağaçlar, dükkanlar rengarenk süslenmiş mi? Ben zaten yeni yıl enerjisinde başka bir boyuta geçerim. Yollarda dans ederek yürüdüm resmen. Sanki bize hoş geldin diyordu her yer. 

Hemen Çin mutfağını keşfetmek istedik. Tabi bir şeyi göz ardı etmişiz ki o da “dil” problemi. Neredeyse çok büyük bir çoğunluğu İngilizce bilmiyor maalesef. Buraya gelmeden önce bundan bahsetmişlerdi ama bu kadarını da hayal edememiştik. Telefondan, ne istediğimizi Çinceye çevirip gösteriyoruz, öyle anlaşıyoruz ve hatta bazı yerlerde bu da işe yaramıyor, işaret dili kullanıyoruz. Ama bu da çok zevkli geldi bize; halimize çok güldük . Anlaşılan o ki Çince öğrenmek şart burada.

Ertesi gün oryantasyon programının bir parçası olarak bizi gezdirdiler. Etrafı tanıttılar. Nerede, ne yenir? Ne içilir? Nereden market alış verişi yapılır? Doktorlar, eczaneler buraya dair önemli olan ne varsa.

Sonra hastaneye gidip bir takım tahlilleri yaptırmamızı istediler. İşte bu benim sınavım; biliyorum. Kaç kere sınandım bu titizliğimle ama geçemedim bir türlü; farkındayım. Zira, bize verdikleri incecik şeyi giymemizi istediler. Bir anda yüzüm değişti ve gerildim. “Temiz mi? Daha önce kim giydi? Şimdi ben nasıl giyicem bunu, offff yani.” Sonra kendi kendimi telkin ettim ve “hadi Arzu bu titizliği bırakmanın ve teslimiyetin tam zamanıdır, yapabilirsin” Aksi durumda oturma müsaadesini alma şansımız yoktu.
Büyük bir cesaretle giydim o önlüğü  Bir dolu muayene, tahlil ve ulturason ve hiçbirinin ne kadar temiz olduğunu düşünmeden ve temiz olduğuna güvenerek yaptırttım her şeyi. Neyse ki, bunu da atlattık çok şükür. O zaman neymiş, hayatı mutlu ve huzurlu yaşamanın ve sevdiklerine de yaşatmanın önündeki engelleri kadırmalıymış insan.

Bu arada yılbaşı akşamı bize yürüme mesafesinde bir açık hava konseri varmış. Oryantasyon programında ondan bahsetmişlerdi. Biz de açık hava konserinin biletsiz olduğunu düşünerek yılbaşı akşamı gittik. Meğer biletle gidiliyormuş. Tabi bileti nereden alacağımız bilemedik geri döndük. Bir de baktık ki karaborsa bilet satılıyor. Haydi alalım dedik de, gel de anlaş…

Biz bir kişi ile anlaşmaya çalışırken hızla etrafımız sarılmaya başladı ve bir kaos ortamı oluştu. Onlarca insan etrafımızda, biletin fiyatını anlatmaya çalışıyordu. O kadar sesli konuşuyorlar ki birbirleriyle; zaten ne dediklerini anlamıyoruz, kavga ediyor zannediyor insan. Hatta bir ara korktum ve eşime “almayalım hadi gidelim burdan”, dedim ama kriz yönetimine alışık eşim, işi halletti ve aldık biletlerimizi, tuttuk konser alanının yolunu. Konserde ayakta yüzlerce insan vardı ama şansımıza yerimizde en önde değil miymiş? Üstüne üstlük Çin’in çok ünlü ve çok sevilen bir popstarının da konseri değil miymiş? Değmeyin keyfimize… Muazzam bir konser oldu. Ve çok acayip eğlendik.

Derken 10-9-8-7-6-5-4-3-2-1 veeeee HOŞGELDİN 2018. Hoşbulduk Şangay... 

Biz bunları Çindeki iş arkadaşlarımıza anlatınca çok şaşırdılar. Ne şans, senelerdir burada konser bile yapılmadı dediler...
Evet şans çok önemli, her konuda şansımız açık olsun ama inandığım bir şey daha var ki he rşeye olumlu bakan pozitif bir insan olduğunuz zaman, olan her olumsuzluğun içindeki hayrı görüp şükür eden bir insan olduğunuz zaman ve tüm dualarınızı Evren’e gönderdiğiniz zaman ve onun zamanlamasına güvenip, akışta kaldığınızda her zorluğun arkasına mutlaka güzelliklerin hediye edildiğine tanıklık ediyorsunuz.
Arzu ben, 2018 ‘e canı çekirdek ailesiyle birlikte bambaşka bir dünyada merhaba diyen, bu yılın tüm dünyaya barış, sevgi, uyum ve mutluluk getirmesini dileyen, bambaşka bir dünyanın insanı...
 

Yayın tarihi: 15.01.2018
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.