Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BÜYÜK ÜSTAD HALDUN DORMEN İLE KEYİFLİ BİR RÖPORTAJ

 YAZARI TAKİP ET X
Arzu Hoşgör’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Büyük üstad, tiyatronun duayeni, yaşayan efsane. Türkiye’nin büyük şansı, gururu.

Çok saygıdeğer Haldun Dormen’in müzikal derslerine gidiyorum. Bu vesile ile kendisini yakından tanıma şansım oluyor. Tanıdıkça hayran oluyorum yaptıklarına, enerjisine, bilgisine, kültürüne, yaşama bağlılığına. Derslerde görmeniz lazım, bizlere bir şeyler öğretmek nasıl çırpınıyor. Hem müzik, hem kültür, hem tiyatro bilgimizi geliştirmeye çalışıyor büyük bir sabırla. Öyle harika bir insan ki, hiç EGO yok. Bildiği her şeyi gençlere öğretmek için savaşıyor resmen.

Öylesine alçakgönüllü ki kendisi ile röportaj yapmak istediğimi söyler söylemez kabul etti ve o anda randevu, gün ve saatini kararlaştırdık :)

haldun

He ne kadar derslerinde beraber oluyorsak da, röportaj yapmaya giderken duyduğum heyecanı size anlatamam. Kalbim pır pır, gözüm saatte; aman geç kalmayayım. Zira randevularına karşı ne kadar özenli olduğuna tanıklık etmişliğim var.

Röportaj saati geldi ve ben çok değerli Haldun Dormen üstadın kapısını çalıyorum. Din dan :)

Güler yüzlü bir yardımcı tarafından karşılanıyorum ve çok saygıdeğer Haldun Dormen hocamın evindeyim. Sorular kafamda birbirine girmiş heyecandan. Elim ayağım titriyor.

Her zamanki gibi son derece şık, o güzel fuları eşlik etmiş aynı renkli kıyafetine, karşımda hâşâ bir beyefendi duruyor. Büyük bir nezaketle içeri alıyor beni…

Ben hayat hikâyesini sorarak başlamıyorum röportaja çünkü benim için 90’a bir kala bu enerjiyi nereden bulduğu çok önemli.

“Bu yaşta nereden buluyorsunuz bu enerjiyi?” diyorum.

“Ne varmış yaşımda” diyor, basıyoruz kahkahayı :) ve devam ediyor,” Boş boş oturup, bugün ne yapacağım diye düşünemem. Enerjim buna uygun değil. Sürekli bir şeyler üretmem gerekiyor ve ürettikçe kendimi iyi hissediyorum. Tabi gençlerle çalışıyorum bu da bana gençlik enerjisi veriyor mutlaka. Ayrıca sürekli farklı şehirlerdeyim. Eğitmenlik yapıyorum. Turnelere çıkıyorum. Oyun yazıyorum, sahneye koyuyorum, yönetiyorum, sahneye çıkmaya devam ediyorum. Sadece Türkiye’de değil, Türkiye dışında da turnelerimiz oluyor. Oraya da gidiyorum. Pek çok gencin tiyatrocu olmasını sağlıyorum. Bu da bana büyük bir mutluluk veriyor. Çok yoğunum ama bu yoğunlukla ve güzel şeyler üreterek besleniyor ruhum bu yüzden olduğum yaşı hissetmiyorum zaten.

 haldun 

Hocam o dönemler yani 50-60 yıl öncesi tiyatroculuk aslında çok zor değil mi? Ailenizin tiyatrocu olmak isteğinizle ilgili düşünceleri neydi? Onaylıyorlar mıydı?

Babam vergi rekortmeni, çok zengin bir işadamıydı. Annem de paşa kızıydı. Fransızca bilir, piyano çalardı. Babam, işlerinin başına geçmemi çok istiyordu. Ama ben tiyatrocu olmayı koymuştum kafama. Galatasaray ortaokulunu bitirdikten sonra Robert Kolej’e gitmeyi sırf bu sebeple istedim. Çünkü İngilizce öğrenmem gerekiyordu. Tiyatrocu olmak isteğimi ise babama bir türlü söyleyemiyordum. Buna rağmen Yale Üniversitesinde rejisörlük eğitimi için başvurmuştum. Oradan kabul geldi. Babam da o dönem Amerika’daydı. O senelerde Amerika’ya gidilince uzun kalınır, hemen dönülmezdi. Ben de ona mektup yazdım ve Yale’de rejisörlük okumak istediğimi söyledim. Sonra da büyük bir heyecanla cevabını beklemeye başladım. Yazlık evimiz Çiftehavuzlar’daydı. Bir gün ben eve geliyordum, karşıdan annemin bahçe kapısında olduğunu gördüm. Normalde oraya çıkmazdı. Niye orada duruyor diye düşünürken, yanına yaklaşınca birden bana ”Ne o artist mi olacaksın?” dedi, hiç cevap vermedim. Sonra “Babandan mektup aldım, bir tane de sana göndermiş, yatağının üstüne koydum” dedi. “O merdivenleri nasıl çıkıp odama geldiğimi hatırlamıyorum. Ne yazmıştı acaba? Hayatım tamamı o mektuba bağlıydı.”

Hocam hikâyenizi dinlemek bile heyecanlandırdı beni dedim büyük bir merakla…

Ve devam etti:

“Aldığım en güzel mektuptu. Çünkü babam kabul etmişti ve şöyle yazmıştı; “Seçtiğin yola saygı duyuyorum ama bana söz vereceksin olduğun şeyin en iyisi olacaksın” Ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.”

Peki babanız bu seçimizden memnun oldu mu sizce?

Babamın hiç bir zaman seçimimden memnun olduğunu düşünmüyorum ama bana destek olmak için elinden gelen her yardımı yaptı.

Ve sonra Amerika’ da YALE Üniversitesini bitirip, Hollywood’ta bir sene çalıştıktan sonra Türkiye’ye dönüyor Haldun Dormen ve Türkiye’deki tiyatro hayatı başlıyor.

 haldun 

Nasıl Haldun Dormen oldunuz? İsminizle bir marka yarattınız aslında…

Bunun için özel bir şey yapmadım. Sadece işimi çok seviyorum ve çok çalışıyorum. Ayrıca işimde çok titizlenirim. Her şey mükemmel olsun isterim. Bunun içinde çok uğraşırım ve uğraştırırım. Böyle olunca sanırım sonuç bu oluyor.

Burada bir parantez açmak istiyorum. Gerçekten hiçbir başarı tesadüf değildir ya işte ben Haldun Dormen hocam ile çalışırken tamda buna tanıklık ediyorum. Haldun Dormen olmak asla bir tesadüf değil…

Çalışkan, kafasına koyduğunu yapan, titiz, mükemmeliyetçi, mütevazı, insana saygı duyan, disiplinli bir insan…

Küçük büyük herkes size çok saygı duyuyor? Bunun sırrı nedir?

Öncelikle ben kendime ve tüm insanlara çok saygı duyarım. Kimseyi ayırmam. Bunun sonucu diye düşünüyorum.

Bu kadar severek yaptığınız bu işten uzaklaşmanıza sebep olacak ya da keşke yapmasaydım dedirtecek şeyler yaşadınız mı?

Aslında hayır diyebilirim. Çünkü ben bu işi büyük bir tutku ile yaptığım için beni hiçbir şey uzaklaştıramazdı ayrıca ben geriye bakmayı, keşke demeyi hiç sevmem. Her ne yaşanırsa yaşandı ve geçti derim ve yolumda yürümeye devam ederim. Ama tabii ki yaşadığım olumsuzluklardan mutlaka dersimi almışımdır.

İşle ilgili yaşadığınız bu duruma örnek verseniz mesela…

Tiyatro yapmaya başladığım ilk yıllarda, bir oyun yazmışım, çok çalışmış, emek vermişiz, tam seyircinin önüne çıkacağımız gün, başroldeki kadın sanatçının nişanlısı kıskanmış çıkamazsın diyor. E seyirci gelmek üzere, başroldeki oyuncu yok. Zorla ikna ettik adamı da başroldeki oyuncu gelebildi ve oyun başladı. İşte o zaman moral olarak çöktüğümü hatırlıyorum ve nelerle uğraşıyorum diye hayıflandığım oldu bu gibi durumlarda ama hiçbir şey yıldırmadı, yolumdan döndürmedi beni. Zaten artık öyle şeyler de yaşamıyoruz.

 haldun 

Bu mesleğe gönül verip başlayalı 50 yıldan fazla oldu ve o dönemler aslında tiyatro pek çok aile tarafından hoş karşılanmıyordu. Siz o dönemde bunu nasıl başardınız?

Evet, o dönemler tiyatrocu olmak çok kolay değildi hatta bunu dile getirmek bile. Ama ben bir gözümü ve bir kulağımı hep kapattım. Söylenenleri duymadım. Kendi yolumda, kendi bildiğimi yaptım. İyi ki de yapmışım. Çünkü her zaman işimi çok sevdim. En iyisi olabilmek için çok çalıştım ve sanırım iyi bir yere geldim.

Son olarak gençlere ne tavsiye edersiniz?

Kendilerine mutlaka hedef koysunlar ve hedefe ulaşmak için çalışsınlar! Çalışsınlar! Çalışsınlar! Yılmadan, bıkmadan çok çalışsınlar. Sonunda mutlaka başarıya ulaşırlar. Hiç bir zaman karamsarlığa kapılmadan, umutla yarınlara baksınlar.

Arzu ben, büyük usta, çok büyük değer Haldun Dormen ile aynı ülkede, aynı şehirde yaşamaktan, kendisini tanımaktan ve hatta öğrencisi olmaktan büyük onur duyan, onu örnek alan ve kendisine yepyeni hedefler koyan yolun başında mutlu bir öğrenci…

Yayın tarihi: 03.03.2017
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.