Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BABAMIN FARK ETTİRMEDEN ÖĞRETTİKLERİ

 YAZARI TAKİP ET X
Arzu Hoşgör’ün YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

 
 

91 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Baba…

Ne çok şey barındırıyor aslında içinde…

Sevgi, aşk, mutluluk, hüzün, korku, güven…

Hatırlıyorum çocukluğumda her sabah "kuşum, prensesim" diye uyandırırdı babam beni. Kırklı yaşlardayım hâlâ böyle uyandırır her beraber kaldığımızda. Bir babanın prensesi olunca, hayat ne yaşatırsa yaşatsın, kaç yaş olursa olsun hep çocuk, hep prenses kalırmış meğer insan. 

Bizim evde ailece edilen kahvaltı ve akşam yemekleri çok önemliydi. Her sabah babam işe giderken bizi okula bırakırdı. Kahvaltıda eğlenceli olsun diye ekmekten askerler yapar, üzerlerine tereyağı ve bal sürerdi. “ Fırını aaaçççç, askerler geliyooorrrr :) “diyerek heyecanlandırırdı ortamı, ben zaten gülmeye dünden razı, kahkahalarım çınlatırdı masayı.

En sevdiğim şey babamla saklambaç oynamaktı. Öyle bir kaybolurdu ki evin içinde, bulmak için ciddi bir çaba sarf ederdik. Çocuğuz diye hemen ortaya da çıkmazdı. Bulamadığımız “pes ettik baba hadi çık ortaya” dediğimiz zamanlarımız da olmuştur. Böylece bir şeyi elde etmek için çabalamak gerektiğini ama olmuyorsa pes etmenin kötü bir şey olmadığını ama yola devam etmenin şart olduğunu da öğretti bize fark ettirmeden aslında.

Üstünden yıllar geçti ama değişen tek şey babamın saklambaç için artık torunlarıyla oynaması oldu. Yani canım babam hiç değişmedi :) hep komik, hep eğlenceli, her oyuna hayat dersi katan.

Babamla bir diğer oyunumuz da ladesti. Hep ladese girerdik ama çocuk olmama rağmen, babam hiç taviz vermezdi. Ya yenerdi ya da gerçekten yenilirdi. Bense yenilince ağlardım. Annemde kızardı babama, “yaaa Kadir bir kere mahsustan yenil şu çocuğa” ben bunu duyar babama bakardım. Babam beni kucağına alır, sıkı sıkı sarılırdı. Öperdi. Ama anneme hiç cevap vermezdi ve hiç de mahsustan yenilmezdi.

Ve şimdi, bu yaşımda, bu aklımla, bu tecrübelerimle anlıyorum ki, babam bana çok basit bir oyunla çok önemli bir şey öğretmişti. Hayatta yenilmekte vardı, ağlamakta vardı ama esas olan bunların üstesinden gelebilmekti. En önemli anahtar ise sığınacağın limanın sevgi ve huzur içinde olmasıydı.

Korkardım babamdan, hayatımca bana hiç bağırmadı ama bir bakışı yeterdi ne demek istediğini anlatmaya, bilirdim.

Hiç cezalarımız olmadı bizim, cezaları olan sert bir baba değildi. Sevgisi ve hoşgörüsü yüksek bir babaydı. Ama disiplinli, sınırları olan, sorumluluk duygumuzu geliştiren, çok çalışkan, zeki ve çok eğlenceliydi. Bu yüzden çok şanslıydık biz.

Çocuklukta benim oyun arkadaşımdı. Büyüdüm, okulda derslerime destek olan öğretmenim oldu. İş hayatına atıldım, beni sabahlara kadar çalıştıran mesai arkadaşım oldu.

Çok zorlandığım zamanlarda ya da bu haksızlık dediğim iş hayatındaki olumsuzluklarda, tek bir şey söyledi babam bana : “sen çalış, pes etmeden çalış kızım, başarı mutlaka seni bulur” haklıydı, gerçekten de böyle oldu.

Hayat yolunda hatalarım oldu ama bana bağıran, kızan, sırtını dönen bir baba olmadı. Hep desteğini ve sevgisini hissettirdi. Her düştüğümde elimi de tutmadı aslında. Ama yol göstericim oldu, nasıl kalkmam gerektiğini öğreten rehberim oldu ve yaşama tutunmak için esas besin kaynağının koşulsuz SEVGİ ve HOŞGÖRÜ olduğunu deneyimlememe yardımcı bir baba oldu.

Arzu ben, omzunda ağladığımda huzur bulduğum, konuşunca rahatladığım, her şeyimi özgürce paylaştığım canım babam, varlığına, benim babam olduğuna, bana öğrettiklerine, güler yüzüne, sınırsız sevgine, sabrına, bana örnek oluşuna şükürler olsun.

Senin ve hayattaki tüm babaların, baba adaylarının, babalık misyonunu tamamlamış tüm babaların babalar gününü kutlayan bir evlat…

Yayın tarihi: 18.06.2017
91 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.