Kadının stresle imtihanı

Kadın genellikle erkekten daha streslidir. Çünkü “Önce BEN” diyemez, “Önce SEN” der.

Haberin Devamı

Kadın genellikle erkekten daha streslidir. Çünkü “Önce BEN” diyemez, “Önce SEN” der. Beyni adeta yüksek teknoloji ile donatılmış üstün performanslı bir duygu makinesi gibidir. Tüm hayatı boyunca adet dönemi, doğum, doğum sonrası, menopoz gibi çeşitli dönemlerde hormon değişiklikleri yaşar durur. Aynı anda birden fazla işle ilgilenir ve sürekli bir koşturma halindedir. Fil hafızasına sahip olduğu için yaşadığı olumsuzlukları kolay kolay geride bırakamaz. Stres yaratan olayları unutup hayatına devam etmekte zorlanır ve tetikleyici bir faktörle karşılaştığında o stresli anı tekrar yaşayabilir. Bu yüzden strese karşı psikolojik tepkileri daha yoğun, fizyolojik tepkileri ise daha zayıftır.

STRES DURUMUNDA KADIN-ERKEK FARKI...

Erkek stres durumunda “sessizleşir”, “homurdanır” ve “uzaklaşır”. Kadın ise “abartılı düşünme”, “abartılı tepki verme” ve“abartılı tükenme” şeklinde üç stres belirtisinin yanında “daha çok konuşur”, “duygusallaşır” ve “yakınlaşır”. Görüldüğü gibi kadın ve erkek strese verdikleri tepkilerle de farklıdırlar. Bu nedenle, stresin yaşanması ve belirtilerindeki farkları bilmek kadın-erkek ilişkisinde oluşabilecek ilişki sorunlarının panzehiri gibidir. Epiktetos'un söylediği gibi “İnsanı mutsuz eden olaylar değil, olaylar hakkındaki düşünceleridir”. Stres belirtilerinin doğru yorumlanması, çiftin gevşemesini, rahatlamasını ve stresten kurtulup dengeye kavuşmasına yardımcı olur. Ancak tersi durumda, kişisel düzeyde suçu üstüne alma, ilişkinin daha kötüye gittiğini düşünme, artık sevilmediğini hissetme veya hatalı değerlendirme sonucu durumu olduğundan daha kötü olarak yorumlama söz konusu olur. Bir taraf stresli ve sinirliyken, diğer tarafın ona nasıl destek olmaması stresi daha çok tırmandırır ve işlerin sarpa sarmasına yol açar.

Haberin Devamı

Kadının stresle imtihanı

SESSİZLEŞMEYE KARŞI DAHA ÇOK KONUŞMAK...

Erkek stresli durumlarda ilk önce sessizleşir ve strese yol açan olaydan hemen uzaklaşır. Geriye çekilir ve iletişimi keser. Bunun nedeni erkekte oksitosin hormonunun daha az salgılanmasından dolayı, kendini koruma ve yeniden güçlenme amacıyla duyguların ve ruhsal açıdan çekilen acıların inkâr edilmesidir. Yani erkek stresli durumlarda “savaş ya da kaç tepkisi”ni kullanır, kaçmayı ve susmayı tercih eder ya da futbol gibi stresini atacağı ve odaklanmasını gerektiren bir spor yapar veya bilgisayar oyunları gibi kendini meşgul edecek aktivitelerde bulunur. Hatta kronik stres durumunda öfke problemleri yaşama, alkol ya da uyuşturucu kullanma görülebilir. Kadın ise stres durumunda ilk önce daha çok konuşur ve abartılı düşünmeye başlar. Partneriyle, arkadaşlarıyla ya da ailesiyle zaman geçirmeyi tercih eder, daha çok yemek yer. Konuşma, destek alma ya da ne yapması gerektiğini sorma ihtiyacı hisseder. Bunun nedeni kadında oksitosin hormonunun daha fazla salgılanmasından dolayı, stresi azaltma ve kendini koruma amacıyla kendisinin ve çocuğunun bakımıyla ilgilenmek gibi şefkat ve ilgi gerektiren aktivitelere ağırlık vermesidir. Yani kadın stresli durumlarda “yönelme ve dostluk kurma tepkisi”ni kullanır. Birçok rolü aynı anda üstlenen kadın, stresli dönemlerde depresyondan fobilere, uyku bozukluklarına, takıntılara ve yeme bozukluklarına kadar birçok sorun yaşamaya başlar. Kadın-erkek farkları bilinmediğinde erkek sessizleşip, geriye doğru çekildiğinde ve iletişimini kestiğinde kadın bu durumu kişisel olarak algılar, sevilmediğini ve değerli olmadığını düşünmeye başlar. Çünkü “Kadınca dili”ni konuşan bir kadın için sessizleşmek ve ilgi göstermemek, yalnızca büyük bir kırgınlığın, sevgisizliğin ve ilgisizliğin belirtisidir. Ancak kendini korumaya almak için sessizleşen erkek gerçekte çektiği acıyı inkâr etmeye çalıştığı için kadının acısını fark edemez. Bu yüzden de strese yol açan sorunları önemsemez, otomatik olarak kendini kapatır, sanki her şey yolundaymış gibi davranır, “mış gibi” yapar, kendisine yardımcı olma çabalarına tümüyle karşı koyar.

Haberin Devamı

HOMURDANMAYA KARŞI DUYGUSALLAŞMAK...

Stres altındaki erkeklerde en sık rastlanan ikinci tepki homurdanmaktır. Kadın haklı bir istekte bulunsa bile erkek homurdanmayı sürdürür. Bu durum çoğu zaman kadına mesafe koymayı sağlar ve hedef değiştirme isteğine karşı inat etmenin ve karşı koymanın bir dışavurumudur. Kadın homurdanan erkekten ürker ve uzak durmaya çalışır Aslında bu da erkeğin gizli isteğidir. Kadın ise kendine haksızlık edildiğinde veya yapılan işleri gereksiz gördüğünde homurdanır. Balzac, “İnsanlara, onları size nankörlük yapmaya mecbur bırakacak kadar büyük iyiliklerde bulunmayınız” derken haklıydı. Çünkü kadın SENmerkezci olduğu için genişler, hep kendinden verir, fedakârlık yapar ve erkeği de kendisi gibi algıladığı için, onun da gitgide daha verici olacağını ve aldıklarının karşılığını fazlasıyla vereceğini varsayar. Ama işler böyle yürümez, yürüyemez. Çünkü erkek BENmerkezcidir. Bu nedenle kadının ısrar ve ima etmeden isteklerini açıkça belirtmeyi öğrenmesi ve stres durumunda erkeğin bir isteği homurdanarak yerine getireceğini, bu durumun kötü bir şey olmadığını ve bazen erkeğe reddetme fırsatı tanımanın gerekli olabileceğini anlaması gerekir. Yani erkekten bir şeyler istemek ve susmak yeterlidir. Erkeğe “Hayır” deme fırsatını tanımadan ondan bir şeyler istemek “emir” gibi algılanabilir ve erkekte “yapmaya mecbursun” duygusunu uyandırarak inatlaşmaya ve homurdanmaya yol açar.

Haberin Devamı

Kadının stresle imtihanı

UZAKLAŞMAYA KARŞI YAKINLAŞMAK...

Stres altındaki erkeklerde en sık rastlanan üçüncü tepki uzaklaşmak ve sonunda iletişimi kesmektir. Yani erkek önce sessizleşir, sonra homurdanır, öfkelenir ve daha sonra umursamaz bir tavır takınarak uzaklaşır. Duyguları tümüyle yok olur, duygusuz ve soğuk bir kişi olur. Stresle savaşmak için kendi içine çekilir, yalnız kalarak gücü toparlamak ister ve onu strese sokan konuyu yalnız başına irdelemek için ortamı terk eder. Ve tüm bunları düşünmeden, otomatik olarak, kendiliğinden erkeksi doğası ile yapar. Kadın ise erkeğin tek başına kalıp sorununu sessizce çözümlemek isteğine anlayış göstermek yerine, kendini terk edilmiş hisseder, haksız yere terkle cezalandırdığını varsayar. Erkeğin içine kapanmasını tehdit unsuru olarak algılar ve korkar. Erkeği rahat bırakmaz, peşinden gider, neler olup bittiğine dair sorular sorar. “Daha konuşmamız bitmedi, nereye gidiyorsun?” diyerek iletişimi sürdürmek ister. Çünkü “Kadınca dili”nde kadın ancak bilinçli verilmiş bir kararla ve erkekten tümüyle vazgeçince içine kapanır ve susar. Ayrıca susan ve giden kadının tekrar geri gelmesi de uzun bir zaman alır. Bu nedenle kadın erkeğin susmasından ve uzaklaşmasından korkar. Tüm bu anlaşmazlıkları ortadan kaldırmak için erkeğin tek yapması gereken yalnız kalma ihtiyacı hissettiğinde; “Biraz yalnız kalmaya ve düşünmeye ihtiyacım var. Seni çok seviyorum. 1 saat sonra geri geleceğim, merak etme” demektir. Yalnız kalan ve düşünen bir erkek stresini kontrol etmeyi ve geride bırakmayı başarır, gereğinden fazla tepki verdiğini fark eder, olaylara yanlış açıdan baktığını düşünür, gevşer ve rahatlar.

Haberin Devamı

STRESLE BAŞ ETMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Spor yapmak, yürümek, masaj yaptırmak, ılık banyo yapmak, bir arkadaşla buluşmak, dans etmek, müzik dinlemek, nefes ve gevşeme egzersizleri yapmak, kitap okumak stresle baş etmede etkili olabilecek yöntemlerdir ancak baş etmek mümkün olmadığında bir terapistten yardım almak gerekir. Ancak en önemlisi iyi, sağlıklı ve mutlu bir ilişkidir. Çünkü kadın içinde bulunduğu ilişkiden hoşnutsa daha az stres hisseder. Yani kadını stres unsurlarına karşı koruyucu olan şey iyi ve tatminkâr bir ilişkidir.

Yazarın Tüm Yazıları