Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

EVLİLİKLERDE BOŞANMA SİNYALLERİ

 YAZARI TAKİP ET X
A. Cem Keçe’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

43 PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Hemen her çift aşk bitse bile sevgilerinin hayatlarının sonuna dek süreceğine ve boşanan çiftlerden biri olmayacaklarına inanarak evlenir. Çoğu çift mutlu bir evliliğin sırrına da vâkıf olduğunu düşünür. Evlilikleri sürdüğü sürece evliliği yürütme yöntemlerine dair farklı teoriler geliştirmeyi de ihmal etmezler.

Çocuksuz evlilik yürümez mi?

İlk yıllarda evliliğin sağlamlığının aşk veya sevgiye bağlı olduğundan emindirler. Aradan yıllar geçip de sevgi biçim değiştirince evliliği ayakta tutanın seks olduğunu ilan ederler. Çiftin birbirine olan cinsel arzuları azalınca bir bakarsınız çocuklar evliliğin kaldıracı olur. Çocuk sahibi olanlar tarafından “Çocuksuz evlilik yürümez!” bilmişliği taslanır. Yaş kemale erince ise çift, aydınlanmış bir eda ile evliliğin yürütecinin saygı olduğunu beyan eder. (Toylar adları gibi bilirken olgunlar beyan eder.)

Sonuçta yıllar boyu evli kalmayı başaran ya da bir süre sonra boşanan çiftler, hemen hepsi evliliği ellerinde ne varsa ya da ne kalmışsa ona göre değerlendirir ve ona bağlar. Artık seks de yapmayan, yeni çocuk sahibi olamayacak yaştaki bir çiftin saygıdan başka tutunacak bir şeylerinin kalmadığına inanmaları gibi. Aşk zaten uçmuş gitmiş. Üzücü olan da budur; bir süre sonra evliliğin kaldıraç, yürüteç, lokomotif gibi takım taklavata (!) ihtiyacı olan bir birliktelik olduğu sanılır.

Böyle giderse boşanırsınız

Evliliğin yürütülmesine ilişkin fikirlerinin yanı sıra boşanma sinyallerini görme yetenekleri de vardır çoğu çiftin. Bir başka çiftin kavgalarının sıklığına ve şiddetine göre “Boşanacak!” hükmü verirler; çoluk çocuk tatile giden, akşamları beraber dost davetlerine katılan çiftlere ise “ideal çift” damgası vururlar.

İdeal çift sessizce boşanınca şoke olurlar, “onlar bile boşandıysa…” derler ve içlerini bir korku sarar. “Onlar bile boşandıysa” tamamlanmamış cümlesi “Kavga etmeyen, birbirine saygılı davranan, herkesin sorumluluğunu bildiği ve görevlerini yerine getirdiği bir çift bile boşandıysa biz bu evliliği nasıl yürüteceğiz?” anlamına gelir. Bir de tartışmalarıyla cümle âleme boşanacakmış izlenimi verip, ne yapıp edip evliliği sürdürenler var. “Böyle giderse boşanırlar” yorumu ile fütüroloji uzmanlığı yapanlar “Allah Allah!” diye söylenip şaşıp kalırlar. Oysa boşanma; çiftin tartışıyor olmasından değil, nasıl tartıştığından anlaşılır. Öyle tartışmalar var ki ilişkinin yaşadığını gösterir, bazı tartışmalar ise boşanma sinyalleri verir.

Her tartışma evliliği çatırdatmaz

Çiftin yaptığı her tartışma evliliğin çatırdadığını göstermez. Karı ile kocanın bir konu hakkındaki birbirine zıt inanç ve görüşlerini karşılıklı savunmaları zaten gerekir. Bazı tartışmalar evliliğe yeni bir heyecan bile getirebilir. Peki, hangi tartışmalar boşanmanın emaresidir? İşte size, sürekli tekrarlandığında boşanmaya doğru götüren bir tartışma sarmalı…

Tartışmaların bile bir ısınma turu olmalı

Tartışmaların sıklığı ve yüksek ses şiddeti evlilik için her zaman tehlike olarak görülmez, buna karşılık bazı çiftler bakışlarıyla bile birbirlerine ölümcül darbeler indirebilir. Önemli olan çiftin tartışmaya nasıl başladığı ve tartışma esnasındaki tutumudur. Eşlerden birinin damdan düşer gibi tartışmaya suçlayıcı, iğneleyici, onur kırıcı şekilde başlaması diğerinin elektrikle çarpılmış gibi hissetmesine neden olur. Anlık bir tahribata uğramıştır, karşısındakini tahrip etmesi kaçınılmaz olur. Tahrip edip ardından tahrip edilen eşin, ikinci tahribatının derecesini artırmaması pek mümkün olmaz. Çoğunlukla nasıl başlanırsa öyle sürdürüleceği için tartışmalara asla sert şekilde başlanmamalı. Tartışmaların bile bir ısınma turu olmalı diyebiliriz, fakat ardından ateşleme yapılmamalı. Hiçbir zaman olmakla birlikte özellikle tartışmaların ilk anlarında eşlerin alaycı bir ifade kullanmamaları, karşısındakini hor görmemeleri, eşin kusurunu suratına tokat gibi vurmamaları gerekir.

Eşinizle tartıştığınızı unutmayın

(1) Tartışma esnasında eşlerin birbirini eleştirmesi, (2) hor görmesi, (3) “sorun bende değil, sende” anlamına gelen tarzda kendini savunması ve (4) hiçbir tavır sergilemeden tartışmayı sonlandırması tartışmalar için dipsiz bir kuyu gibidir. Dördü de tartışmaların olmazsa olmazı gibi duruyor, yapılmaması imkânsız sanılıyor. “Bunlar yapılmadan nasıl tartışılır ki!” diye soruluyor. Şöyle:


Yol yakınken dönmemek

Eşlerden biri –çoğunlukla kadınlar- tartışmayı devam ettirme niyetindeyken diğerinin tartışmayı kesmesi, diğer eş tarafından genellikle “ne düşündüğünü umursamıyorum” olarak algılanır. Eşi tarafından yok sayıldığını düşünen kişi ve eşi tarafından düşmanca bir saldırıya maruz kaldığını düşünen diğer kişi bu tartışmanın ağırlığına dayanamayacak duruma gelir. Her ikisi de dolup taşar. Bu dolup taşmalar sık sık yaşanıyorsa boşanmaya daha büyük bir adım atılmış olur. Eşlerin karşılıklı seslerinin, sözlerinin etkisi bedende de hissedilir. Kalp atışı hızlanır, terleme başlar, vücut kontrolden çıkar. Bu tür fiziksel stres tepkileri esnasında eşi anlamak ve duyulanları doğru yorumlamak da imkânsız hale gelir. Tartışmaya aynı hiddetle devam edilirse büyük ihtimalle tartışma daha da kötü bir hal alır ve çözümden giderek uzaklaşılır. Bu raddeye gelmiş tartışmalarda eşlerden birinin durumun kötüleştiğini, çözümden uzaklaştıklarını fark etmesi iyi bir şeydir. “Tartışmaya ara verelim, lütfen sakinleşelim, sonra konuşalım” gibi sözler tartışmanın gerilimini azaltır; fakat bunun diğer eş tarafından da fark edilmesi ve kabul görmesi gerekir. Yani biri ateş olduğunda diğerinin su olması gerekir. Biri “yol yakın, dönebiliriz” derken diğerinin frene basmaması diğer eşin gaza daha da fazla basmasına neden olur. İlk adımı atma başarısını gösteren kişi karşı taraftan da bir adım bekler, gelmezse “sen istedin” deyip tartışma boyunca koşmaya devam eder, çünkü kimse sürekli boş yere çaba harcamak istemez. Bu tartışma en sonunda son bulmuş, hatta çözüme kavuşturulmuş olsa bile söylenen sözler, sergilenen tutumlar, yüz ifadeleri çiftin belleğine kazınır.

Uzlaşma olmazsa buzlaşma olur!

Hemen her çift tartışır, sağlıklı olanı bazen tartışmaktır. Hiç tartışmıyor olmak ilişkinin kopmuş ve cansız olduğunu gösterir. Tartışmanın da bir usulü vardır. Tartışmayı başlatırken ve sürdürürken eş ile tartışıldığı asla unutulmamalıdır. Bu yüzden bütün o aşağılayıcı, küçültücü, alay içerikli, suçlayıcı, iğneleyici sözlerden ve surat ifadelerinden kaçınmak gerek. Tartışma esnasında eş ille de eleştirilecekse, kişi eleştiri nitelikli o cümleyi sarf etmeden duramıyorsa terazinin kefelerini dengelemeyi unutmamalı. “Şu yaptığın davranış çok beceriksizce görünüyor” tenkitinin ardından “yine de seni seviyorum” diyebilmek tartışmayı uzlaşmaya götürebilir. Unutulmamalıdır ki tartışmada uzlaşma olmazsa ilişkide buzlaşma olur. Bu da ya resmen ya ruhen boşanmaya götürür.

Yayın tarihi: 27.02.2015
43 PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.