Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ERKEKLERDE 40 YAŞ BUNALIMI YALAN MI?

 YAZARI TAKİP ET X
A. Cem Keçe’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

İnsan doğar, büyür, yaşlanır ve sonunda da ölür. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Orta yaş dönemi erkek için en verimli yaşlardır. Çünkü ruh ve beden gelişimini tamamlamış, olgunlaşmış ve daha dengeli bir hal almıştır. Bu nedenle “erkeklerde orta yaş bunalımı yalan mı?” sorusunun yanıtı hem “evet” hem de “hayır” şeklindedir.

Orta yaş bunalımı yaşanırsa “evet, gerçek” diyeceğiz, yaşanmazsa “hayır, yalan” diyeceğiz. Çünkü insanlar birbirinden farklıdır ve orta yaşlara ulaşmaya da farklı tepkiler verebilirler.

Peki, orta yaş bunalımı nedir?

Yavaş yavaş belirginleşen zihinsel fonksiyonlarda düşüş, huysuzluk, kıskançlık ve çapkınlık gibi alışılmamış davranış şekillerinin dikkat çektiği dönem orta yaş krizi olarak adlandırılabilir. Erkekliğin simgesi haline gelen seks dürtüsü ve kapasitesi de maalesef yavaş yavaş azalmaya başlar.

Bu doğal ve normal süreç genellikle erkekler tarafından ret edilir ve bu “kabullenememe duygusu” kişiyi, kendini çevreye ispat etme davranışına itebilir. Hatta bazı erkeklerde bu durum işte başarı hırsına, bazılarında dine yönelmeye, spor, yeni hobiler edinmeye sebep olabilir. Çünkü erkek bilinçdışı olarak cinsel dürtü ve başarı açısından eskisi gibi olduğunu ispat etmeye çalışır.

Kendini ispatın ülkemizde seçilen diğer bir yolu da daha genç yaştaki kadınlarla flört etmektir. Makul ölçülerde normal sayılabilecek bu durum bazen kontrolden çıkabilir.

Seks gücü erkekler için güç simgesidir. Kendini ispat ve genç görülme kompleksi giyim tarzını, yeme alışkanlığını, sosyal davranış biçimini vs değiştirebilir. Bu şekilde orta yaş krizine giren, cinsel isteğinde yalancı bir artış yaşayan, yemeye içmeye düşen, evini, karısını, işini veya sosyal çevresini terk etmeye teşebbüs eden, kıskançlığı artan, çapkınlık yapan ve keyfine düşkün olan erkeklere halk arasında “azgın teke” veya “40’ından sonra azma”, bu durumun yaşanmasına da azgın teke sendromu denir.

Her erkekte görülecek diye bir kural olmasa da, orta ve ileri yaş içinde olan erkekler; yaşamlarını gözden geçirip kendileri için ne yaptıklarını sorgulamaya, genç bir partner aramaya ve kayıplarını fark etmeye başlayabilirler. Bu nedenle azgın tekeler estetik ameliyat, botoks yaptırma, ciltteki lekeleri temizletme, yaşlılık belirtileri olan dudak ve alın çevresindeki kırışıklıların düzeltilmesi gibi yollara başvurarak ilişkilerinde kendilerine güvenlerini arttırmaya çalışabilirler. Çok sık yapılan bir başka yanlış da, orta yaş krizine giren erkeğin veya tutkulu bir aşk ya da çok daha fazlasının yaşaması halinde bu sıkıntılı dönemin aşılacağı yanılgısıdır.

Bu soruna doğru tanı koyamazsak ve doğru çözümler üretemezsek evini terk eden erkeklere; kendine güven duygusunu yitirmiş, bir paçavra gibi bir kenara atılmış hissini yaşayan umutsuz ve mutsuz kadınlar eklenecektir. Çünkü azgın teke sendromunda sorun her ne kadar hormonsal gibi algılansa da psikolojiktir.

Kişi yaşlandıkça yaşlananın ruhu değil bedeni olduğu ve ruhun gıdasını vermek kaydıyla her yaşın kendine göre güzellikleri olabileceği gerçeğini anlayamaz ise; huzursuzlaşır, kendini kötü hisseder ve anlamsız bir var olma çabası içine girebilir, azgın teke olabilir.

Basında daha çok erkekler yer alsa da, ister kadın ister erkek olsun, durum fark etmez ve var olan partnerin ve evin dışında mutluluk aranmaya başlanır.

Kısaca hayata renk katamama ve duygusal ihmaller azgın teke sendromu yol açabilir. Gerçekte tüm bunların sebebi bünyenin yaşlanmaya başlaması tüm organlar gibi beyninde yıpranmaya başlaması ve erkeklik hormonunun eskisi kadar üretilmemesidir.

Orta yaş bunalımlarından korumak, ruh ve beden kapasitesini arttırmak, ileri yaşta düşünce, hafıza ve entelektüel fonksiyonlarını en üst düzeyde tutmak için; kendini ve çevreni olduğu gibi kabullenmek, düzenli spor yapmak, stresten uzak durmak, iyi beslenmek, iş temposunu azaltmak, sık sık tatil yapmak, bol kitap okumak, müzik dinlemek, resim veya el sanatları gibi hobilerle uğraşmak işe yarayabiliyor.

Yayın tarihi: 09.11.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.