Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile

CİNSEL ÖZ GÜVEN

 YAZARI TAKİP ET X
A. Cem Keçe’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Kaliteli ve uyumlu bir cinsel hayat, kişinin öz güveninde saklı. Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için, güçlü bir aşk ilişkisi için “cinsel öz güven” gerekir. Cinsel işlev bozukluklarının kökeninde öz güvenin farkına varılmaması yatıyor olabilir.

Öz güven dünyadaki en güçlü afrodizyaklardan biridir. Bir kadını veya erkeği çekici kılan en önemli etkenlerden biri öz güvendir. Çünkü öz güven kişiye cinsel güç verir, cinsel enerjisini artırır ve daha fazla çaba göstermeye özendirir, cinsel haz için ilham kaynağıdır, kişinin kendisiyle gurur duymasını, hem bedeninden hem de partnerinin bedeninden keyif almasını sağlar.

Öz güven için kişisel sorumluluk almak şart. Kişi kendinin, yakınlarının ve hayatının sorumluluğunu alabildiği sürece, öz güveninin farkına varabilir. Peki, öz güven cinsel hayatı nasıl etkiliyor.

Öz güven cinsellik için de oldukça önemli. Kişisel gelişimini tamamlamış, hayattan ne istediğini bilen, gelecekte ne yapacağını planlayan bir kişinin, hayatına hâkim olması, yaptıklarının sorumluluğunu alması ve farkına varması öz güvenin ta kendisidir. Sadece cinselliği değil eş ilişkisini yönlendirmek de öz güven sayesinde olur. Cinsellik dışında partnerle iletişim iyi ise, birbirlerine her sıkıntılarını rahatlıkla söyleyebiliyorlarsa, kendilerine ve birbirlerine zaman ayırabiliyorlarsa bu çiftin öz güveni yerinde demektir.

Öz güven eksikliği cinsel sorunların kaynağında var

Öz güveni yerinde olan çiftler, birbirlerinin ne istediklerini bilirler. Nelerden hoşlandıklarının farkındadırlar ve bunları birbirlerinden talep ederler. Birbirlerine karşı utanç duygusunu yoğun yaşamazlar. Cinsel işlev bozukluklarının kayağında öz güven eksikliği vardır. “Partnerimden şunu istesem beni nasıl anlar?”, “Beni seviyor mu?”, “Ya onu tatmin edemezsem?”, “Beni terk eder mi?”, “Penisimin boyu yeterli mi?”, “Acaba vücudumu beğeniyor mu?” gibi sorular akıllarında dolaşan ve cinsel isteklerini birbirleriyle paylaşamayan çiftlerin öz güveni eksiktir.

Öz güven yoksa cinsellikte tatmin azalır ve bu da ilişkiye zarar verir. Öz güvenin farkına varılmaması cinselliğin olumlu yaşanması önünde engellerden biridir. Performans anksiyetesi yani başaramama korkusu özellikle öz güveninin farkında olmayan, cinsel bilgi ve deneyimi yeterli olmayan kişilerde yaşanan cinsel sorunun ardından ortaya çıkabilen bir durumdur. Kişi, her seferinde yine başarısız olacağı ya da o an için başarılı olsa da bunu sürdüremeyeceği, yetersiz algılanacağı ve eşinin tatmin olmayacağı gibi cinsel takıntılarla meşgul hale gelir. Hatta daha cinselliği düşünmeye başladığı anda bile zevk almaya veya cinsel doyuma ulaşmaya değil performansına odaklanmaya başlar ve kendi kendine yaptığı olumsuz değerlendirmelerle başarıya ulaşmak o kişi için imkânsız bir hale gelir. Öz güvenin farkında olmayan bir kişi başta cinsel organları olmak üzere bedenin çeşitli bölümlerine yönelik yetersizlik ya da çirkinlik üzerine odaklı cinsel takıntılara da kapılabilir. Başaramama korkusu, utanma, aşağılık duygusu, umutsuzluk gibi duygular genellikle cinsel hayattaki kimi olumsuz yaşam deneyimlerinden sonra ortaya çıkarlar. Örneğin kişi cinsel yaşamına sağlıklı ve destekleyici bir ortamda başlamamış olabilir, partneri kendisine çok eleştirel, talepkar veya aşırı koruyucu davranmış da olabilir. Sonuç olarak, kişi bu nedenlerle kendisi hakkında olumsuz düşünmeye başlar.

Önce iletişim

İddialı bir ifade vardır: Cinsel işlev sorunu yoktur. İki kişinin iletişim sorunu vardır. İşte biz bu görüşe dayanarak diyoruz ki, iletişim sorunlarının ardından cinsel sorunlar gelebilir. Tedavide de ilk basamak ilişkideki iletişimi geliştirebilmektir. Böylece çift birbirlerine dertlerini anlatır hale gelebilir. Bu cinsel sorunları çözmek adına çok değerlidir ve aslında cinsel terapi süreci, öz güvenin farkına varılmasını da sağlar. Öz güven önemli bir kişisel güçtür, kişinin yaşamla baş etmesini ve cinsel sorunlarla gerçekçi bir şekilde mücadele etmesini sağlar ve zorluklara dayanmasını kolaylaştırır. Çünkü öz güven cinsel yaşamın önemli zorlukları ile başa çıkma gücüne sahip ve mutlu olmaya layık bir kişi olma deneyimidir.

Öz güven saklı bir cevherdir

Öz güven; kişinin kendisi ve yetenekleri hakkında pozitif ve gerçekçi bir anlayışa sahip olması ve kendisi iyi hissetmesi anlamına gelir. Başka bir deyişle kişi kendisi olmaktan memnundur ve bunun sonucu olarak kendisiyle ve çevresiyle barışıktır. Kısaca; öz güvene sevilebilir ve becerebilir olma duygusu diyebiliriz. Yaşayarak öğrenmek, iç görüyü meydana getirirken okumak da farkındalığı meydana getirir. Kişinin kendini iyi bilmesinde yatan öz güven için sonuç değil süreç önemlidir. İnsanın yarım ve yalnız olduğunu kabul etmesi gerekir. Ölmeden ölmek, terk edilmeden terk edilmenin ne olduğunu bilmek öz güveni getirir. Öz güven, okumak, yaşamak ve tecrübe etmektir. Öz güven ne azalır ne artar. Her zaman kişinin içinde bir yerde saklıdır ve kişinin onu bulmasını bekler. Öz güven kişinin içinde saklı bir cevherdir. Güç ve öz güven dışarıda aranmamalıdır, onlar insanın hep içinden gelir ve her zaman oradadırlar. Nasıl ki ulaşmak için kazmak, cevheri yaratmaz ama ona ulaştırırsa, kişi de içindeki öz güveni ortaya çıkarabilir. Cevherin üstünü kişi kendisi örtmemiştir ama açacak olan da kendisidir. Kazmak ve ona ulaşmak kişinin kendi elindedir, bu kişin bir seçimi olacaktır. Bu nedenle öz güven eksikliği tabiri doğru bir tabir değildir. Doğuştan var olan ve kişi var oldukça var olacak olan öz güven, hiç eksilmez, sadece kişi farkında olmadan kendisini kandırır. Bu kandırmaca ise; kişinin kendisinden şüphe duyması, pasif olması, boyun eğmesi, aşırı uyum göstermesi, kendini yalnızlığa mahkûm etmesi, eleştirilere karşı hassas olması, güvensizlik hissetmesi, depresyona girmesi, aşağılık duygusunu ve sevilmediğini hissetmesi gibi kavramlarla tanımlanabilir.

Öz güvenin nasıl farkına varabiliriz?

Cinsel sorunlardan sonra yaşanan çaresizlik aslında öğrenilmiştir, keyifli ve sağlıklı bir cinsel yaşam da öğrenilebilir. Başkaları yapabildiyse siz de yapabilirsiniz. İçinizde sandığınızdan daha fazlası var. Her şey sizinle başlar. Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur. Kişi kendisini hiç aldatmadıkları için tanımadıklarına güven duyma eğilimi gösterir ama kendisini aldatmaya devam eder. Bu nedenle önce kendinizi aldatmaktan vazgeçin ve kendinizi sevin. Başkalarına karşı beslediğimiz güvenin en büyük kısmını doğuran, kendinize olan güveninizdir, bu nedenle kendiniz hakkında olumlu düşünün. Kendinizi iyi tanıyın, kendinize açık hedefler koyun ve hep pozitif düşünün. Bir şey başardığınızda kendinizle gurur duyun ve kendinizi ödüllendirin. Çünkü insanın kendisine yapabileceği en büyük fenalıklardan biri kendisinde hep var olan öz güvenini yok farz etmesidir. Cinsel başarısızlıkların birer ders olduğunu ya da başarı yolunda küçük molalar olduğunu düşünün. Fikirlerinizi savunun, partnerinizin haklarını ihlal etmeden, kendi duygularınızı, düşüncelerinizi, inançlarınızı, ihtiyaçlarınızı, dürüst ve net bir şekilde ifade etmeyi öğrenin. Her zaman sizi üzecek birileri olacaktır, yapmanız gereken önce kendinize güvenmeye devam etmektir. Haklarınıza sahip çıkmayı öğrenin ve sizin için makul olmayan isteklere gerektiğinde “hayır” deyin. Çünkü kişinin kendisine olan güveni bir kuş kadar çekingendir, kişi onu bir kez kovdu mu, tekrar bulması uzun zamana bağlıdır. Cinsel yaşamınızda önemli olduğuna inandığınız cinsel sorunların bir listesini çıkartın ve daha sonra okuduğunuz doğru bilimsel kaynaklardan elde ettiğiniz bilgilerle bunları iyileştirmenin veya değiştirmenin yollarını yazın. Son olarak yaşamınızdaki başarılarınızı hatırlayın, sahip olduğunuz tüm yeteneklerinizi, iyi kullandığınız becerilerinizi aklınıza getirin ve güvenli davranarak kazançlı çıktığınız zamanları hatırlayın, işe yarayacaktır.

Yayın tarihi: 21.12.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.