Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

BABA-KIZ ARASINDAKİ UYGUNSUZ YAKINLAŞMALAR

 YAZARI TAKİP ET X
A. Cem Keçe’nin YENİ YAZILARI yayınlandıkça e-posta yoluyla haberdar olmak ister misiniz?

UZMANA SOR
 
 

PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız

Baba ile kızın dudak dudağa öpüşmesi doğru bir davranış değildir ve bu tür uygunsuz yakınlaşmalar, hem genç kızlarına hem de topluma çok yanlış mesajlar verebilir. Peki, ama neden?

Baba-kız arasındaki yakınlaşmalara özen göstermek gerekiyor!

Çocuklar ve ergenler, ebeveynleriyle kurdukları bağlarla ve yakın ilişkilerle cinsel yönelimlerinin, kimliklerinin, kişiliklerinin ve geleceklerinin temellerini atarlar. Bu süreçte yaşananlar ve paylaşılanlar ruhsal gelişimlerini ve ilerideki cinsel hayatlarını şekillendirir. Genç bir kızın babasını “dudaktan öpmesi” o kızda bilinçdışında var olan karışık duyguların ortaya çıkmasına ve cinsel hayatı üzerinde hatalı kodlamalara yol açabilir. Bu nedenle baba-kız arasındaki paylaşımlarda birtakım şeylere “özen göstermek” gerekiyor.

Yetişkin cinselliğini çağrıştıracak davranışlardan uzak durulmalı!

Freud’un geliştirmiş olduğu oedipus kompleksi (elektra kompleksi) kavramında da kız çocukları babaya ulaşmak ve onun sevgisini kazanmak için annelerini bir rakip gibi görürler. 3–5 yaşlarını kapsayan ve “fallik dönem” adı verilen bu süreçte, kız çocukları babalarını paylaşmazlar ve sahiplenirler. Fallik dürtülerin baskısıyla, bu yaş dönemindeki kızlar yetişkinlerin seks arzusu gibi olmayan, çok daha masum, çocuksu ve saf bir “fallik arzu” ile babalarını arzularlar, “fallik bağ” adını verdiğimiz bağ ile babalarına bağlanırlar, hatta babalarıyla evlenmek istediklerini söylerler. Bu istek ve arzular cinsel kimliğin gelişmesi için gerekli ve normal bir sürecin parçasıdır. Fallik dönemin sonunda kız çocukları, babalarına karşı hissettikleri arzuları baskılarlar ve fallik bağlarını çözümlerler. Çünkü babaya duyulan arzu, annenin sevgisini kaybetme korkusuna yenik düşer, kız çocuk annesinin sevgisini kaybetmemek ve anneyle sağlıklı bir özdeşim kurmak için babasına karşı duyduğu fallik bağdan vazgeçmek zorundadır. Böylece çocuk toplumsal, kültürel düzene girmiş olur ve ensest yasağını içselleştirir. Ensest yasağının tanınmasıyla kız çocuğu toplumsal kültürel yaşama dahil olur, doğal güdülerini bastırarak kendi mevcudiyetinin farkına varır. Bu nedenle fallik dönemde kız çocuklarının baskısız ve görece olarak daha rahat bir süreç geçirmeleri adına, yetişkin cinselliğinde olan cinsel açıdan uyarıcı davranışlardan ve sözlü mesajlardan uzak durulması önemlidir. 5 yaş sonrasında fallik dönem baskılanarak uyuklama devresine girer ve ergenlik döneminde tema olarak eski ama içerik olarak yeni bir sayfa açılır. 12–18 yaş dönemini kapsayan ergenlik döneminde baba-kız arasındaki yakınlaşmaların ve temasların “dudak dudağa öpüşme, birlikte banyo yapma, beraber sarılarak uyuma” gibi yetişkin cinselliğini çağrıştıran, garip, tehlikeli ve içselleştirilemeyecek görüntülerden, davranışlardan uzak olması çok önemlidir. Çünkü hem baba için hem kızı için bu tür uygunsuz yakınlaşmalar bilinçdışında yer alan ensestiyöz duyguları harekete geçirebilir. Bilinçdışından kaynaklanan cinsel davranışlar, rastlantısal içerikli temaslar ve babaların kızlarının bedenine olan aşırı ilgileri baba-kız arasındaki sınırların bulanıklaşmasına yol açabilir.

Uygunsuz yakınlaşmalar...

Yasaksevi, yakın akrabalar arasında gönüllü ya da gönülsüz cinsel ilişkileri tarif etmek için kullanılan “ensest” kelimesi sıfat olarak “pis, ahlaksız, uygunsuz, kirlenmiş ve temiz olmayan” anlamına gelmektedir. Freud, ensesti fallik döneminde ortaya çıkan bir bozukluk olarak açıklamıştır. Toplumda evlenmeleri, ahlakça, hukukça, dince yasaklanmış (nikah düşmeyen) yakın akraba olan kadın ile erkeğin cinsel ilişkide bulunmaları anlamında kullanılmaktadır. Psikiyatri kitaplarında ise cinsel sapmalar bölümünde “yakın akrabalar arasında cinsel ilişkide bulunmalar” ya da “akraba aşkı” anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca toplumdan topluma değişen değer yargılarına rağmen, hem vajinal hem anal yönü bulunan her türlü uyarıcı cinsel yakınlaşmalar, oral ya da genital ilişkiler, baştan çıkarıcı konuşmalar ve temaslar, teşhircilik, öpüşme, okşama, zorlama ile karşılıklı mastürbasyon biçiminde gerçekleşen cinsel yakınlaşmalar ensest kapsamına girebilir. Ancak burada asıl belirleyici olan, cinsel ve ruhsal sorunlar yaratan şey, yapılan eylemlerden ziyade bu eylemler sırasında hissedilen duygulardır. Ancak her kültürde enteresan gelenekler vardır. Rus kültüründe anne, baba, çoluk çocuk herkes birbirini dudaktan öper, bu psikolojik olarak uygunsuz olmasına rağmen Rus toplumu için normal sayılan bir uygulamadır.

Ailedeki duygusal boşluklar sorun yaratabilir!

Ailedeki üyeler duygusal olarak bir boşluk içinde olduklarında, boşanmalar ve iş seyahatleri nedeniyle bir arada olamadıklarında, uygunsuz cinsel yakınlaşmalar ve ilişkiler onlara “aslında uygunsuz bir cinsel yakınlaşma içinde değiliz, insan ilişkilerinin sıcaklığını, konforunu ve güvenini paylaşıyoruz ve gösteriyoruz” gibi görünebilir. Bu durum masumca algılanan duyguların aslında uygunsuz olduğunun inkarıdır. Bu yüzden karışık duygular uyandıran uygunsuz cinsel yakınlaşmalara, “Ne var bunda, çok masum bir sevgi paylaşımı!” demek doğru bir yaklaşım olmayacaktır. İçinde yaşanılan kültüre ve toplumsal değer yargılarına aykırı olan, masum ve sevgi gösterisi olarak sunulan bazı yakınlaşmalar erotik bir içerik taşıyorsa, üzerinde düşünülmeli ve gerekirse bir cinsel terapistten yardım alınmalıdır.

Her genç kızın ilk aşkı babasıdır!

Freud’a göre her genç kızın ilk aşkı babasıdır. Kızlar babalarına bambaşka duygularla bağlanırlar, kimseye güvenmedikleri kadar güvenirler. Çıkarsız ve karşılıksız olan bu sevginin hesabı kitabı yoktur. Sırtını dağlar kadar sağlam bildiği babasına yaslandığını bilerek yaşamak ve bunun keyfini çıkararak mutlu, huzurlu ve güvende olduğunu bilmek, her genç kızın ruhsal gelişimi gereklidir. Kız çocukları büyüyüp geliştiklerinde, başka aşklara yelken açtıklarında, bilinçdışlarında yer alan baba sevgileri onları yalnız bırakmaz, bu sevgiye ve bu sevginin içeriğine göre kendilerine bir erkek seçerler. Seçtikleri erkeklerde geçmişlerinde kalmış olan ve bilinçdışlarında daha ilk günkü gibi sıcaklığını koruyan baba sevgilerinin kırıntılarını ararlar, bulunca huzur bulurlar, bulamayınca huzursuzlaşırlar, hırçınlaşırlar. Çünkü bebekken farkındalıkları arttıkça ilk karşı cins olarak babalarını görmüşlerdir ve onu tanımışlardır. Kız çocuklarının babalarıyla kurdukları ilişki beklenti, hayranlık ve sevgi yüklü bir ilişkidir ve bu ilişki kızların hayatları boyunca tüm seçimlerini etkiler, kendi seçtikleri erkeklerinde baba figürü aramalarına yol açar. Şefkat aramaları ve sevgi ihtiyacında olmaları bu yüzdendir.

Yayın tarihi: 16.08.2012
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI
Bu yazar yazısına henüz yorum yapılmadı.