Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

ÖZLEM YILDIZ HÜRRİYET AİLE’DE!

Özlem Yıldız Hürriyet Aile’de!
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
14.06.2011 - 10:00 | Son Güncelleme:

Özlem Yıldız’la özel hayatına dair her şeyi konuştuk.

Ekranların vazgeçilmez yüzü Özlem Yıldız, hem güzelliği hem de başarılı işleriyle daima gündemde kalmayı başarıyor. Hafta içi her gün TV8’de yayınlanan “Aklımıza Takıldı” adlı programıyla ekranlarda gördüğümüz güzel sunucumuz 6 senelik evliliği ve dünyalar tatlısı oğlu Demir ile ilgili bilinmeyenleri bizlerle paylaştı.

Hamilelik döneminizle başlayalım. O dönemde beslenmenizde nelere dikkat ettiniz, kaç kilo aldınız?

Ben bebeğimi 7 aylıkken dünyaya getirdim. 7 ay içinde toplamda 8 kilo aldım. Eğer 9 aylık tam bir hamilelik yaşasaydım herhalde 11 kilo civarında almış olurdum. Hamilelik süresince kesinlikle kiloya takıntılı olmadım. Abur cubur ya da normalde yemediğim şeyleri hamilelik dönemimde de çok aramadım. Bebeğe yarayacak ve onu güçlendirip büyümesini sağlayacak ne varsa o şekilde beslendim. Düzenli yeme alışkanlığım yoktu ama hamileliğimde düzenli beslendim.

ÖZLEM YILDIZ’IN HAMİLELİK DÖNEMİNDEKİ BESLENME ŞEKLİ

Sabah kahvaltısında tereyağ, peynir, zeytin oluyordu. Özellikle süt çok tüketiyordum. Ben normalde kırmızı et hiç yemem. Ama bebeğe yararlı olsun diye az da olsa yedim. Genelde tavuk eti, balık ve sebze-meyve ağırlıklı beslendim. İştahım fena bir şekilde açılıp da hamur işleri, şerbetli tatlılar yemedim. Bilinçli bir şekilde beslendim.

Erken doğum olunca birtakım zorluklar yaşamışsınızdır tabii…

Demir, beklemediğimiz bir dönemde doğdu. Hamileliğim sırasında doktorum tarafından görülen anormal bir durum yoktu. Böyle bir ihtimal var diye bir konuşma geçmemişti bile aramızda. Hani derler ya “Hamilelik bir hastalık değil kendinizi bu şekilde hayattan soyutlamayın” diye. Ben de hamilelik dönemimde gayet rahattım.

Her şey son derece yolunda gidiyordu ama bir gün bir sancıyla hastaneye gittik. Yine de biz onu doğuma yormadık. “Bebek tekme atıyor, gidip gösterelim” diye düşündük. Hatta hastaneye giderken sancım şiddetlendi ve 28. haftaya girdiğim gün bir anda hastanede Demir doğdu. Şok etkisi yarattı bizim için gerçekten. Sonrasında da zor bir dönem geçirdim. Tam da benim loğusalık dönemime denk geldiği için çifte zorluk yaşadım. Bebeğimin her gün aldığı kilo aslında gram demeliyim, beni motive etti. Zamanla her şey düzeldi ve şimdi Demir 4 yaşında:)

“DEMİR, TAM BİR BİTİRİM”

Demir’i sizden dinleyelim o zaman biraz, nasıl bir çocuk oldu?

Demir tam bir bitirim. O yaşta bir çocuğun söylemeyeceği şeyler söylüyor ve bizi o kadar şaşırtıyor ki… Dinlediği şarkılar çocuk şarkıları bile değil. Aşkın Nur Yengi’nin “Öpeyim Geçsin” şarkısı bizim şarkımız. Şarkının içinde “Öpeyim geçsin” derken beni öpüyor. Bir yere gidiyorsak eğer arabada en az 30 kez bu parçayı dinliyoruz.

Sınıfta beğendiği kızlar olmaya başladı. Üstelik bir tane de değil iki tane birden beğeniyoruz. İki kızla birden evlenme hayali var. Sarışın, kumral ya da esmer ayrımı yok ama yaşı büyük kızları çok beğeniyor. Yolda yürürken hoş, alımlı bir kız geçiyorsa ve ben görmemişsem eğer beni dürtüyor. Eğer bu yaşta böyleyse ileride beni çok uğraştıracağa benziyor.

Size mi daha düşkün yoksa babasına mı?

2 yaşına kadar babacıydı. Ben o dönem çalışmıyordum. Bütün zamanımı onunla harcıyordum. Babası geldiği zaman sanki o saate kadar ilgilenen ben değilmişim gibi davranıyordu. Sürekli baba, baba, baba… Bana erkek çocuk anneye düşkün olur demişlerdi o yüzden de sabırla bekledim açıkça söylemek gerekirse. Sonra bir anda bana beğeniyle bakmaya başladı ve yavaş yavaş anneci oldu. Beni şu an babasıyla bile paylaşamıyor.

Eşiniz Sinan Bey, Demir’le ilgileniyor mu? Size ne kadar yardımcı bu konuda?

Genelde bu işlere hep kadının yapabileceği işler gözüyle bakılır. Sinan hiç Demir’in altını değiştirmemiştir mesela. Ben de hiç böyle bir beklenti içinde olmadım açıkçası. Sinan, onunla arkadaş olabiliyor. Ben de Sinan da, Demir’in yaşına inebiliyoruz. Sinan daha çok işten gelince ilgilenebiliyor. Birbirimizin zamanlarına müdahale etmiyoruz. Baba olarak gerçekten çok ilgili.

Ailece en çok ne yapmaktan hoşlanıyorsunuz?

Genelde her pazar alışveriş merkezlerine gidiyoruz ama şimdi havalar güzelleştiği için açık yerleri tercih ediyoruz. Yazın genellikle Bodrum’a gideriz. Bodrum denince insanın aklına sabaha kadar dans ve gece hayatı gelir. Biz Bodrum’a 40 dakika uzaklıkta bir köye gidiyoruz. Orası çok sakin bir yer. Ben çocukluğumu da orada geçirdim zaten. Ne mutlu ki benim çocuğum da orada büyüyor. O da çok mutlu ve bir sürü arkadaşı var orada, sosyal bir çocuk.

“İKİNCİ ÇOCUĞU DÜŞÜNÜYORUM”

İkinci çocuğu düşünüyor musunuz?

Aslında geçen sene yaz başında hamile olurum diye düşünüyordum. Arayı çok fazla açmak istemiyorum ama erteleme durumumuz var. Şu an kendimi pek fazla hazır hissetmiyorum. Ama 1,5 sene içerisinde olmasını istiyoruz. Ama Demir’de yaşadığım problemleri yaşarım diye endişeleniyorum açıkçası.

Özel hayat ve işiniz arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

7 aydır televizyon programım devam ediyor. Programım saat 15.00’te bitiyor. Demir de saat 16.00’da okuldan çıkıyor ve ben onu okuldan alabiliyorum. O yüzden de programın saatleri bana çok uyuyor. Dilimi ısırayım, tahtalara vurayım hatta:) 

Canlı yayın çok zor değil mi?

Bana hep aynı soruyu soruyorlar ama ben de bant yayında hiç rahat edemiyorum. Bana çok yapay geliyor. Canlı yayında o anda izleniyor olduğumu biliyor olmak beni çok daha fazla rahatlatıyor. Bant yayında daha fazla sıkıntı çekiyorum mesela. Çok alışığım, onun da biraz etkisi vardır tabii.

Anne olduktan sonra hayatınızda en çok ne değişti?

Daha bu sabah annemle bunu konuştum. “Neden açık havada yürüyüş yapmak yerine kapalı salonlarda spor yapıyorsun? ” diye sordu. Benim onu yayından sonra yapmam gerekir çünkü. Yayından çıkınca da Demir’e zaman ayırmam lazım. Programdan sonra kalan enerjimi ona harcamak istiyorum. Hafta sonu gezdiğimiz yerlerden yemek saatlerimize kadar her şey değişti. Mutlaka bütün oklar Demir’i gösteriyor.

Sizi hep formda görüyorum, bunun sırrı nedir acaba?

Çok kötü besleniyorum. Ben hiçbir şey yemeyen bir insanım. Yaşım genç olduğu için belki şu anda bir etkisini görmüyorum ama ileriki yaşlarda bu sorun, hastalık olarak karşıma çıkabilir. Hele kısa bir süre öncesine kadar sabahları sadece bir bardak portakal suyu ve bir kase yoğurtla bütün gün yemek yemeden duran bir insandım. Akşam da sadece zeytinyağlı yemekler, ya tavuk ya da salata ile besleniyordum. Acıkmıyorum, aklıma yemek yemek gelmiyor. Diyetisyenim ve doktorum beni uyardılar, yeni bir menü oluşturdular bana. Artık 2–3 saatte bir yemek yiyorum. Eşimin iştahı çok açıktır ve benim de onunla birlikte çok yediğim zamanlar olur. Patates kızartmasını ve çikolatayı çok severim. Onun dışında zararlı bir alışkanlığım yok.

Yeni sezonla birlikte başka projeleriniz var mı?

Yeni sezonla ilgili bir şey bilmiyorum. Önümde tatil dönemi var. Eylül gibi projeler şekillenebilir. Daha bunlar net bir şekilde konuşulmadı. Dizi teklifleri de geliyor. Ancak onlar zamanı belli olmayan projeler. Demir olduğu için işe gidiş-geliş saatlerimin belli olması gerekiyor.

Sevgili Özlem Yıldız’a samimiyeti ve güler yüzü ile tüm sorularımıza içtenlikle cevap verdiği için çok teşekkür ediyoruz.

Röportaj: Nilay Uzun

Fotoğraf: Melin Kahraman 

Yayın tarihi: 14.06.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (7)

Çok samimi ve sıcak bir söyleşi olmuş, emeği geçenlere teşekkürler, Özlem Yıldız'a da ailesi ile birlikte mutluluklar..

Özlem Yıldız çok şeker, samimi biri başarılı bir röportaj olmuş tebrikler!

14.06.2011 11:59:05 Derya Seymen
7 YORUMUN TÜMÜNÜ GÖSTER