Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.
Hurriyet.com.tr Hürriyet Aile
 

“DAHA FAZLA ÇOCUK TENİS OYNUYOR”

“Daha Fazla Çocuk Tenis Oynuyor”
PAYLAŞIM
  • PAYLAŞ
  • PAYLAŞ
    Adınız *
    Alıcı E-Posta Adresi *
    Mesajınız
06.04.2011 - 11:15 | Son Güncelleme:

Marsel İlhan ile tenisi konuştuk.

Türkiye’de tenis denilince akla ilk gelen isim artık Marsel İlhan. Kabul etmek gerekir ki, ülkemiz tenis kültürüne yakın bir ülke değildi. Son yıllarda ise gazetelerin spor sayfaları tenise daha fazla yer ayırmaya başladı. Bunda Marsel İlhan’ın başarıları çok büyük rol oynuyor. Çocukluğundan beri gönül verdiği tenisi ve başarılarını anlatan Marsel İlhan ile samimi bir röportaj yaptık.

İçimizden birilerinin Grand Slam turnuvalarında mücadele etmesi, tur atlaması ve dünyanın önde gelen isimleriyle sıkı maçlar gerçekleştiriyor olması, amatör ya da profesyonel olsun birçok kişinin ilgisini tenise kaydırdı. İşte, hem kendi kariyerine hem de Türkiye’deki tenis kültürüne büyük katkılar sağlayan Milli Tenisçi Marsel İlhan ve antrenörü Can Üner ile yaptığımız keyifli söyleşi…

Tenise ne zaman başladınız ve neden spor olarak tenisi seçtiniz?

Daha okula başlamadan tenis oynamaya, 8 yaşından itibaren de turnuvalara katılmaya başladım. Birkaç turnuva kazandıktan sonra büyük turnuvalara katıldım. 6-7. sınıftayken tenisçi olmak istediğime karar verdim. Neden tenis? Oynarken çok zevk aldığım için olsa gerek. Maçların ve turnuvaların atmosferi benim için çok başkaydı.

Ailenizde herhangi bir yönlendirme oldu mu peki? Başka sporlarla ilgilenenler var mıydı ailenizde?

Annem çok destek oldu bana. Ama tabii ben istediğim için o da çok istiyordu. Ailemizde ise başka sporcu yoktu.

Okul hayatınız nasıl etkilendi bu tenis tutkusundan?

Oldukça yoğundu. Bazen sabah gidip 6.30–7.30 arası bir saat tenis oynuyordum. Sonra okula gidiyordum. Okuldan sonra tekrar antrenmana gidiyordum. Turnuvalarda ise 2–3 hafta okula gitmediğim oluyordu. Öğretmenlerim bu konuda bana çok yardımcı oldular. Turnuvalardan geldikten sonra sınavlara giriyordum.


  

Şu andaki antrenman sıklığınız nedir? 

Kulüpte olduğumuz zamanlarda fitness ve tenis dahil olmak üzere 5-6 saat antrenman yapıyoruz. Bütün günümüz burada geçiyor diyebiliriz.

Türkiye’ye ne zaman geldiniz?

2004’te Türkiye’ye geldim. 2 sene sonra Türk vatandaşı oldum. 2006’dan beri Türkiye’de yaşıyorum.
Burada da küçük turnuvalarla başladım. Önce bir veteran turnuvasını kazandım. Daha sonra Uluslar arası Junior turnuvasını kazandım ve ardından Türkiye Şampiyonu oldum. Profesyonelliğe ilk geçişteki turnuva olan Future turnuvasını kazandım ve 10 bin dolar ödül aldım. 50–100 Grand Slam turnuvalarına katılmaya başladım. Her sene adım adım ilerledim ve ilerliyorum.

Grand Slamlerdeki en büyük başarınız nedir?

En büyük başarım 2. tur. Üç Grand Slam’de oynadım; Amerika, Avustralya ve Wimbledon. Bunların üçünde de eleme maçlarıyla başladım. Fransa Açık (Roland Garros)’ta ise son eleme maçında, maç sayısı oynarken kaybettim. Onu da inşallah bu sene kazanacağım.

Kort sayısı ya da türlerinde bir sıkıntı yaşıyor musunuz?

Benim için fark etmiyor. Her kortta oynayabiliyorum. Çim kort yok bizde. Erken gidip hazırlık turnuvaları oynuyoruz zaten. Bir haftadır buradaki bir otelde toprak kort var, orada oynuyoruz. Kortlarla ilgili bir sıkıntımız yok. Antalya’da çok sayıda toprak kort var. Bazen oraya kamp yapmaya gidiyoruz. Geçen sene de bir haftalığına gitmiştik.

Türkiye’de alt yapıda oynayan birçok çocuk varken profesyonel kadroda sayı oldukça az. Neden sayı giderek azalıyor?

Türkiye’deki en büyük problemlerden biri, çocukların üniversite sınavı döneminde tenisten uzaklaşması hatta oynamayı bırakması. Çünkü çocuklar biraz da mecbur olarak yapıyorlar seçimlerini. Bu durumda, üst yaş gruplarında çok az tenis oynayan kişiyle karşılaşıyoruz. Bazı ülkelerde sistem daha farklı. Çocukların spor yapmalarına daha fazla tolerans gösteriyorlar. Türkiye’de spora bakış açısı biraz daha lüks olduğu yönünde.

Ben ise küçük yaşlarda tenisçi olmaya karar verdim. Risk alarak ve buna inanarak yola çıktım. Özbek vatandaşıyım. Türk kökenim de var. Bundan dolayı Türkiye’ye çok çabuk uyum sağladım. Ama şunu söyleyeyim; okul ve profesyonel sporu bir arada yürütmek zor. Başarı için diğerinden fedakarlık etmek gerekiyor.

Tenis oynayan çocukların ailelerine ne önerirsiniz?

Belli bir karar vermek gerek tabii. Karar almayı başarırsa devamı da gelir. Ardından başarı da gelirse pişman olunacağını sanmıyorum. Ben de bu işi yaptığım için pişman değilim. Çocuğun da kararı çok önemli. Bir anda olmuyor, sabırlı olmak gerekiyor. Bir tenisçinin yetişmesi yaklaşık on yılı alıyor. Baktılar ki, 3-4 yılda çocuğa tenisi bıraktırıyorlar. Daha sabırlı olmak ve bunun bir meslek olduğunu kabul etmek gerekiyor. Şöyle de bir gerçek var ki; tenis oynayan çocuk sayısı ne kadar fazla olursa hepsinin daha fazla gelişmesi ve iyi işler ortaya çıkarması o kadar kolay oluyor.


          

Türkiye’deki tenise bakış açısı nasıl değişir sizce?

Türkiye’de tenisi sevdirmeye başladığımızı düşünüyorum. Haberlerde, görsel ve yazılı basında daha fazla yer alıyor eskisine nazaran. Bu da bir artı bizim için. İnşallah daha fazla insana ulaşacağız. Görüyoruz ki, artık daha fazla insan tenisçi olabileceğine inanıyor ve artık tenisi bir meslek olarak görüyorlar. Tenis eskisine nazaran daha yaygın ama hala yeterli değil. Bunun için federasyonumuzun da yaptığı çalışmalar var.

İstemek ve sabırlı olmak lazım. Bir şeylerin çok kısa sürede olmasını istiyoruz. Olmayınca da karamsarlığa düşüyoruz. Halk olarak yapımızda olan bir şey bu. Yurt dışında tenis kültürü daha yaygın. Hem aileler hem antrenörler hem de taraftarlar çok daha bilinçli bakıyorlar tenise. Çok büyük bir tenis kültürü var çoğu ülkede. Bizde de bu yavaş yavaş yerleşmeye başlıyor. Zaman gerekiyor bunun için. Bir anda olacak bir şey değil.

En son Miami’ye gittik. İnanılmaz bir seyirci vardı. Türkiye’de futbol maçına bile bu kadar seyirci gitmiyor. Çok fazla ilgi var. İnsanlar sadece maçları değil, antrenmanları da izliyorlar. Bu sene Ataköy Sinan Erdem Spor Salonu’nda WTA şampiyonası olacak. Yani bayanlarda dünya şampiyonası. İlk sekizde olan oyuncuların oynadığı bir turnuva. O zaman göreceğiz bakalım. İnşallah dolduracağız orayı.

Sponsor bulmakta sıkıntı yaşıyor musunuz?

Sponsor bulmak da devam etmek isteyenlerin önünde önemli bir engel tabii. İyi sponsor bulmak gerekli. Zaten iyi oynayıp başarılı olursan ve işine gerçekten kendini adamışsan, bir şekilde gerisi geliyor. Federasyon da son dönemlerde bu konuda çok destek veriyor. Uzağa gitmeye de gerek yok. Antalya’da, erkekler için 30 hafta süren Future Turnuvaları var. Büyük bir şans bu. Eğer başarılı olursanız yurt dışına gitmeden dünya sıralamasında 300-400. sıralarda yer alabilirsiniz. Federasyon orada kalma anlamında da ciddi destek veriyor. Bu ciddi bir avantaj.

Röportaj: Hanife Yaşar

Sayın Marsel İlhan ve Can Üner'e değerli paylaşımlarından dolayı teşekkür ederiz. 

Yayın tarihi: 06.04.2011
PAYLAŞIM
  Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapın
OKUYUCU YORUMLARI (1)

Çok güzel bir röportaj olmuş emeğiniz için teşekkürler. Halil Öztürk, Tenis Sanatı E-Kitabı'nın Yazarı - www.tenissanati.com